9 Kasım 2017 Perşembe

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

,
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Ataol Behramoğlu


SEVGİ ve IŞIK’la kalın...

Persephone
devamını oku →

11 Eylül 2017 Pazartesi

Mim Marka

,
Sevgili bloger arkadaşım Elif uzunca bir zaman önce beni iki konuda mimlemişti. Zaman darlığından ne yazık ki yapma fırsatı bulamadım. Sevgili Elif'çim kusurum affola...
İlk mimim marka mimi. Bu mimi yapmak daha kolay gibi geldi:) Diğer mim benim için zorlu ama yapmaya çalışacağım ilerleyen günlerde... Elif'in marka mimi cevapları için tık tık...
Öyle çok da marka takıntılarım yok açıkçası, sevdiğim bazı markalar var...
Gelelim mimizin konusuna;  ''Markalar arasından favori üçlünüz hangileri?''

1. Biz kadınlar olarak evde işimizi kolaylaştıracak şeyleri pek bir severiz. Haksız da değiliz. İşlerimi kolaylaştıran en sevdiğim marka;
2. Giyim konusunda zevkle aldığım, tasarımlarını beğendiğim marka;
3. Cilt bakımında da ürünlerini sevdiğim ve özellikle güneş koruyucusundan vazgeçemediğim marka;
Yapmak isteyen herkes bu MİM'e davetlidir;)

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

4 Eylül 2017 Pazartesi

Boşver Gitsin

,
Hayaller gerçeklerin yüzünü örtüyor,
Öyle balkondan izlerken güzellikleri,
Eski Foça ayaklarının altında, huzurla...
Yanında olmasını istediklerin yoksa,
İşte o zaman çöküyor hüzün yüreğine...
Boşver gitsin her şeyi... Sus ve dinle dalgaların sesini... 
Çağırıyor tüm güzellikleri...
Yaz bitiyor, Eylül'ün sonbahar sesleri yanı başında...


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...

Persephone
devamını oku →

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sen Gel Bence

,

“Hayat kısa diyor film.
Bir şaire aşık olmalı
bir de daktilo almalı.
Sonra belki çay içeriz.
Şansımız varsa yağmur da yağar.
Damlalara huzur yüklemece oynarız,
Benim damlam seninkini alnından öper.
Güzel şeyler olur belki.
Sen gel bence…”


Lale Müldür




SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

9 Ağustos 2017 Çarşamba

İnceden İsyan

,
Haytımın en yoğun yazını yaşıyorum. Az buçuk iki hafta nefes aldım. Okudum bol bol, yüzdüm, uyudum. Bu kadarı bana yeter mi? Yetmedi tabii... Seviyorum gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi. Ver elini Amsterdam, Paris, İtalya, Selanik... Ah en gözde şehrim Amsterdam! Seviyorum 7/ 24 yaşayan şehirleri. Dinginliği çok sevsem de, enerji çekiyor beni... 
Bu yaz, içim kıpır kıpır olsa da otur yerinde diyor. Yapacak çok işlerin var. Yapılacakların sonu da gelmiyor ki; bak işte geçiyor koskocaman yaz. Kayıyor avuçlarının içinden. Seneye kim öle, kim kala... Kaçıp giden zamana mı yanayım, hadi sonlandır artık şu işleri diyen iç sesime mi bilemedim... 
İsyanlarım tavan yaptı. Kafam karışık. O kadar çok şey yapmak gerekiyor ve o kadar çok şey yapmak istiyorum ki; anlatsam roman olur. Bir yandan kendim bir yandan oğlum. Önceliğim oğlum tabii ki... 
Anne olmak her şeyin önünde. Annelik ne farklı bir duygu... Allah annelik duygusunu tatmak isteyen herkese evlat versin... 
Anne olunca her şey değişiyor. Önce çocuğun, sonra sen! 
Önce çocuğum diyor bir çok kadın! İç güdüsel sanırım... İstisnaların kaideyi bozmadığını düşünerek söylüyorum. Yoksa; "ah ne anneler" var diyecek durumları da basından, çevremizden  gözlemlemiyor değiliz. 
Babalık mı valla bilmiyorum okur. Kendi babama bakıyorum bir de çocuğumun babasına. Bu yaşımda kafam karışıyor. Çocuğum ne yapsın? Ben de bilmiyorum...


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...

Persephone
devamını oku →

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Virajlar

,
Virajlarımız var; kimi keskin kimi yumuşak. Bazılarını yara almadan atlatıyoruz bazılarını da ağır yaralarla. 
Ben yok saymayı severim ki; doğru olmadığını bile bile. Silerim direkt üç gün önce canımı sıkan, acıtan şeyi. Sorsalar, hatırlamakta zorlanırım, o kadar yani. Herkesin değişik yöntemleri var, acılarını hafifletmek, virajlarını atlatmak için, benim ki de bu; yok saymak. Yaşamamış gibiyimdir, tüy gibi hafif. Unutamdıklarım da yok değil tabii... Bazen yok saymak da kolay değil. Zorlar insanı, ben buradayım diye sürekli hatırlatır kendini. Tuhaftır işte...
Bazen de hayat hatırlatır size yok saydıklarınızı, sildiğiniz yaşanmışlıklarınızı...
İnsan yaşadıklarıyla vardır, varolur, unutmak istediklerimiz olsa bile... 
Boş yere inmiyorlar çocukluğumuza psikologlar, psikiyatristler... Bilinç dışına ittiğimiz kimbilir neler var, bilinçli olarak ittiklerimizin dışında, farkında bile değiliz...
Ben buradayım, yaşıyorum ve geçmişinin bir parçasıyım, uyan dediğinde ise hayat, bir kuş kanadının yüzünde patlaması gibi ayıltır insanı. 
Dost meclisinde iki lafın belini kırmak, iki nefes almak için dışarı çıktığında o kuş kanadının yüzünde patlamasını hissedersin. Tesadüf müdür hayat? Belki evet belki de hayır... Bilinç dışına itilenler belki de bilincin ortasına çöreklenmek için can atıyordur kim bilebilir ki? 
Geçmişinle ortak bağ kuran birileri çıkar karşına, ne kadar önemsemiş olduğunu hissettirir sana, içinde yok ettiklerini. Oysa ki; yok ettiğini sanmışsın, farkında bile değilsin... Ayıl ey insan!!!
Önemsenmeyi, değer verilmeyi hak ettiklerini düşünmesen de içini acıtır ya bir şeyler. İnsansındır netice de! 
Karşındakinin insani duygularından şüphe duysanda!!! Görmüşsündür çünkü; bir küçük açıklamayı sana çok gördüklerini, önemsenmediğini... Değersizleştirildiğini... 
Olamadım, beceremedim çevremdekilere, hayatıma dokunmuş insanlara karşı duyarsız olmayı... Becerebilenleri de takdir ediyorum. Asla yargılamam...
Geçmişimle, yaşanmışlıklarımla, hayatımın içinden geçenlerle var olduğumu hep bildim. Bilmeye de devam edeceğim... İyi ya da kötü inkâr edemedim bana ve hayatıma kattıklarını. Çünkü, hepsi ayrı birer dersti bana... 
''Asla varsayma!!! '' Aldığım en büyük ders şu minnacık hayatımda... Çünkü, varsaymak en çok kendini acıtır, başkasını değil. Objektif bakabilmeyi becerebilmeli insan, hem kendine hem karşısındakilere hem de olaylara... Yoksa varsaymaya meyleder insan elinde olmadan...
Hayat dört gün önce yok saydıklarımdan bir şeyi hatırlatmak için kurmuş saatini... 
Üzüldüm duyduğuma... Babacığını kaybetmişsin... Yanında olabilmeyi isterdim, kısmet değilmiş... Başın sağolun... Mekânı cennet olsun....


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone


devamını oku →

3 Ağustos 2017 Perşembe

Hadi Git

,
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, 
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! 

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, 
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. 

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, 
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar. 

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar, 
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. 

Hadi git, benden sana dilediğince izin, 
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. 

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; 
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. 

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; 
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın. 

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, 
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak! 

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez, 
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez. 

Her darbene tahammül edecektir bedenim, 
Gururum mani olur perişanıma benim. 

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? 
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. 

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, 
Sana gül bahçesini kim açar benden başka! 

Hercai arılara meyhanedir çiçekler, 
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! 

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin, 
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. 

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, 
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! 

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! 
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! 

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm! 
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. 

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum; 
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum! 

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, 
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...


Cemal Safi

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →