22 Haziran 2017 Perşembe

Aheste

,
Gel otur şöyle yanı başıma,
Anlat aheste aheste...
Denizdeki balıklardan,
Göğün mavisinden,
Tepemizdeki martıların oynaşmasından,
Yağmur sonrası toprağın kokusundan bahset...
Sen anlat ılık esintili sesinle,
Ben dinleyeyim...

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone


devamını oku →

Mektup

,
I

Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık
Yağmurlu güvertedeki türküm
Sana yaklaşmaya vesiledir
Yoksa canım, seni unutmak için değil.
Senden sonra ancak anlaşılır
İnsanoğluna öğretilen yalanlar.
Senden sonra anlaşılır ancak
Boşluğu herşeyin.
Seninle beraberdir dolu kadehler
Şaraplar seninle aziz
Cigaralar seninle tüter
Ocaklar seninle yanar
Yemekler seninle yenir.

II

Senden bahis açılmadıkça susmak isterim
Senden bahis açılmaya vesiledir.
Kınalıada, vapur, deniz, yunus
Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi
Niye böyle oldu
Neden kitapları severdim?
Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
Yoksa neye yarardı bu garip şehir?
Burada senin doğduğun bana malumdur
Yoksa sever miydim minareleri
Süleymaniye'yi?
Sen gavur olduğun halde.


Sait Faik Abasıyanık

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

19 Haziran 2017 Pazartesi

Yaz İçin Öneriler Mİmi

,



Sevgili blogger arkadaşım Özlem Kutlu Yaz İçin Öneriler mim'i ile mimlemiş beni... Yaza girmeye çalıştığımız şu günlerde ki, yaz gelecek mi emin değilim:) Ben de bir kaç önerimi sizlerle paylaşıyorum...


İlk önerim tatil... Yaz=Tatil Planları demek çoğu zaman;) Zorlu kış aylarının sonunda küçük bir mutluluk, nefes alma zamanı... Önceliğim bu sebeple tatil;)
Bozcaada'ya hiç gitmediyseniz, bu yazınızın iki üç gününü ayırarak Bozcaada'nın tamamını gezebilirsiniz. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız Rüzgar Güller'inde çok güzel gün batımı kareleri yakalayabilirsiniz. Daha fazla bilgi için ➜Büyüleyen Ada Tenedos yazıma göz atabilirsiniz.



İkinci önerime gelecek olursak, tatil kitapsız olmaz di mi ama?;)
Tatilin bir diğer anlamı benim için kitaplarımla bol bol zaman geçirmek. Yuval Noah Harari'nin kitapları Hayvanlardan Tanrılara Sapiens ve Homo Deus benim önerilerim. Ben keyifle okudum her iki kitabı da umarım siz de keyif alırsınız...



Son önerim ise yaz- kış demeden kullandığım, olmazsa olmazım yüzüm için kullandığım güneş kremim. Yıllardır kullandığım en iyi koruyucu krem diyebilirim. Yüz lekeleri ile ilgili problem yaşıyor iseniz, eczacınıza danışarak Galderma'nın Actinica ürünü ile ilgili bilgi alabilirsiniz.
Benim önerilerim bunlar. Sizin de yaz için önerileriniz varsa 'Yaz İçin Öneriler' mimini yapabilirsiniz. Özlem arkadaşımızın bu mimi yapacaklardan bir de ricası var; yazının başındaki görseli miminizde kullanmanız. Yapmak isteyen herkese kolay gelsin:)    

SEVGİ ve IŞIK'la kalın..
Persephone
devamını oku →

17 Haziran 2017 Cumartesi

Kaçış

,
Kaçıp gitme isteği duyuyor bazen insan içinde. Kaçıp gidiyorsun gitmesine de yanında götürmek istemediklerinde bir gölge gibi peşinden geliyor. Ne işe yarıyor o zaman gitmek? Kafandakileri bir sandığa kapatıp gidemedikten sonra. Daha henüz gidemeden düşünceler düşünceleri doğuruyor. Döndüğünde yapılacak işlerin birikeceği, çözülmeyi bekleyen sorunlar yüreğini daraltıyor. 
Kendinle baş başa kalmak nasıl bir şey ki? Hiç kendinle baş başa kaldın mı? Durdurmayı başarabildin mi kafanın içindeki binlerce düşünceyi? Biliyor muydun gün içinde insanın aklından 60 bin düşünce geçtiğini? Nasıl durdurulur düşünmek? Ben başaramadım ya sen başarabildin mi?

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...

Persephone
devamını oku →

15 Haziran 2017 Perşembe

Buluşmak Üzere

,

Bugün İstanbul'da bardaktan boşanırcasına yağan 
yaz yağmuruna ithafen:)

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün  
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek  
Öbür yanda güneş kendi keyfinde  
Ne de olsa yaz yağmuru  
Pırıl pırıl düşüyor damlalar  
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın  
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına  
İşte o evin kapısında bulacaksın beni  
Diyelim için çekti bir sabah vakti  
Erkenceden denize gireyim dedin  
Kulaç attıkça sen  
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan  
Ege denizi bu efendi deniz  
Seslenmiyor  
Derken bi de dibe dalayım diyorsun  
İçine doğdu belki de  
İşte çil çil koşuşan balıklar  
Lapinalar gümüşler var ya  
Eylim eylim salınan yosunlar  
Onların arasında bulacaksın beni  
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya  
Çakmak çakmak gözleri  
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı  
Herkes orda sen de ordasın  
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından  
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim  
Özgürlüğe mutluluğa doğru  
Her işin başında sevgi diyor  
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili  
Bi de başını çeviriyorsun ki  
Yanında ben varım  
  
Can Yücel

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

8 Haziran 2017 Perşembe

Neden Canlıyız?

,
Sorgulayan: Yaşıyoruz ama neden yaşadığımızı bilmiyoruz. Bir çoğumuza yaşamın hiçbir anlamı yokmuş gibi geliyor. Bize yaşamımızın anlamını ve amacını söyleyebilir misiniz?
Krishnamurti: Şimdi, neden bu soruyu soruyorsunuz? Niçin yaşamın anlamını, yaşamın amacını benim size söylememi istiyorsunuz? Yaşamla ne demek istiyoruz? Yaşamın bir anlamı, bir amacı var mıdır? Yaşamın anlamı, yaşamın amacı ta kendisi değil midir? Daha fazla neyi istiyoruz? Yaşamımız bizi tatmin etmiyor, sürekli aynı şeyleri yapıp durduğumuz için hayatımız o kadar boş, o kadar zevksiz, o kadar monoton ki, yaptıklarımızın ötesinde daha fazla bir şeyler istiyoruz. Günlük hayatımız çok boş, çok donuk, çok anlamsız, çok sıkıcı, dayanılmaz derecede ahmakça olduğundan, yaşamın daha fazla anlamı olması gerektiğini düşünüyor, o nedenle de bu soruyu soruyoruz. Elbette ki hayatı dolu dolu yaşayan, her şeyi olduğu gibi gören ve elinde olanlarla hoşnut olan bir insanın kafası karışık değildir; nettir, o nedenle de hayatın amacının ne olduğunu sormaz. Onun için yaşamanın kendisi hem başlangıçtır, hem de son. Bizim zorluğumuz, hayatımız boş olduğundan, yaşamımıza bir amaç bulmak ve ona ulaşmaya çalışmaktır. Böyle bir yaşam amacı sadece, her türlü gerçekten yoksun basit bir şeyin faaliyetidir; yaşamın amacı aptal, donuk bir zihin ve boş bir yürek tarafından arandığında, o amaç boş olacaktır. Onun için amacımız yaşamımızı parayla ve maddi şeylerle değil, içsel olarak nasıl zenginleştireceğimizdir -ki bu da gizli saklı bir şey değildir. Yaşamın amacı mutlu olmak, Tanrıya ulaşmaktır dediğiniz zaman, o Tanrıya ulaşma arzusu kesinlikle yaşamdan bir kaçıştır ve sizin Tanrınız bilinen bir şeydir. Sadece bildiğiniz bir şeye doğru yol alabilirsiniz; Tanrı dediğiniz şeye erişmek için bir merdiven inşa edersiniz, o kesinlikle Tanrı değildir. Gerçek, yaşamakla anlaşılır, kaçmakla değil. Yaşamın amacını aradığınızda, gerçekte yaşamın ne olduğunu anlamıyor, ondan kaçıyorsunuz. Yaşam ilişkidir, yaşam ilişki içindeki harekettir; ilişkiyi anlamadığımda ya da ilişki karmaşık olduğunda, daha yüksek bir anlam ararım. Yaşamlarımız neden bu kadar boş? Neden bu kadar yalnızız ve yılgınız? Çünkü hiçbir zaman kendi içimize bakmadık ve kendimizi anlamadık. Bu yaşamın bildiğimiz tek şey olduğunu ve o nedenle de her yönüyle ve tamamen anlaşılması gerektiğini hiçbir zaman kendimize itiraf etmiyoruz. Kendimizden kaçmayı tercih ediyoruz, onun için de yaşamın amacını ilişkinin uzağında arıyoruz. Eğer eylemi -ki insanlarla, mal, mülke, inanç ve fikirlerle olan ilişkimizdir- anlamaya başlarsak, o zaman ilişkinin kendi ödülünü de beraberinde getirdiğini göreceğiz. Aramanız gerekmez. Bu sevgiyi aramak gibidir. Arayarak sevgiyi bulabilir misiniz? Sevgi ekilemez. Sevgiyi sadece ilişkide bulacaksınız, ilişkinin dışında değil; sevgisiz olduğumuzdandır ki yaşamın bir amacının olmasını isteriz. Sevgi olduğunda -ki bu bizim kendi sonsuzluğumuzdur- o zaman Tanrıyı arayış yoktur, çünkü sevgi Tanrıdır.
Zihnimiz ayrıntılar ve batıl fısıltılarla dolu olduğundan yaşamımız bu kadar boştur ve onun içindir ki kendimizin ötesinde bir amaç ararız. Yaşamın amacını bulmak için kendimizin kapısından içeri girmeliyiz; bilinçli veya bilinçdışı olarak şeylerle olduğu gibi yüzleşmekten kaçınırız ve onun için de Tanrının bize daha ötelerde bir kapı açmasını isteriz. Yaşamın amacıyla ilgili bu soru sadece sevmeyenlere sorulur. Sevgi sadece eylemde bulunabilir; eylem de ilişkidir.

Kitap: Hayatınızla Ne Yapmak İstiyorsunuz?
Yazar: Krishnamurti

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...

Persephone
devamını oku →

25 Mayıs 2017 Perşembe

Rüzgar

,
Arzularım muayyen bir haddi aşınca 
Ve kulaklar sözlerime sağırlaşınca 
Bir ihtiras duyup vahşi maceralara 
Çıkıyorum bulutları aşan dağlara. 
Tanrıların başı gibi başları diktir, 
Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir, 
Ben de katıp vücudumu bu genişliğe, 
Bakıyorum aşağılarda kalan hiçliğe. 

Bu dağların bir rakibi varsa rüzgardır. 
Rüzgar burda tek başına bir hükümdardır. 
Burda insan duman gibi genişler, büyür. 
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür. 
Buralarda her düşünce sona yakındır, 
Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır. 
Burda yoktur insanların düşündükleri, 
Rüzgar siler kafalardan küçüklükleri. 
Yanağıma çarpar geniş kanatlarını, 
Ve anlatır mabutların hayatlarını. 
Arasıra kulağını bana verdi mi, 
Ben de ona anlatırım kendi derdimi. 

‘Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgar! 
Benim artık yalnız sana itimadım var. 
Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden 
Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben. 
Etrafımın sözlerine aklım ermedi, 
Etrafım da bana asla kulak vermedi. 
Senelerden beri hala anlaşamadık, 
Ben de kestim anlaşmaktan ümidi artık. 
Gözlerimde hakikati sezen bir nurla 
Etrafımı süzüyorum biraz gururla. 

Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya 
En büyük şey, en asil şey küçülür burda. 
Burda yalan para eden biricik iştir, 
Burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir. 
Kimi coşar din uğruna geberir, yalan! 
Kimi gider vatan için can verir, yalan! 
Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır; 
Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır. 
Şairlerin büyük aşkı fani bir kızdır, 
Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır. 
Ne hakiki aşktan burda bir çakan vardır, 
Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır, 
Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda, 
En muazzam ölüm bile küçülür burda. 

Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor, 
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor. 
Zaman zaman mağlup olsam bile etime, 
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime. 
Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum, 
İşte rüzgar, şimdi sana sığınıyorum! 
Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta, 
En asil şey seni buldum kainatta, 
Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır, 
Ne de süse, gösterişe baktığın vardır. 
Deniz gibi muamma yok derinliğinde, 
Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde. 
Bir dev gibi küçük, mızmız sesleri yersin, 
Allah gibi görünmeden hüküm sürersin. 

Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin, 
Rüzgar! Bu dağ başlarında çırpınan serin 
Kanatların gökyüzünde akan bir seldir, 
Bana kudret ve cesaret veren bir eldir. 
Beşerlikten uzaktayım senin ülkende, 
Senin gibi azamete aşıkım ben de. 
İşte Rüzgar! Senin gibi ben de deliyim. 
Islıklarım senin gibi inlemelidir, 
Herkes beni ürpererek dinlemelidir. 
Rüzgar! Sana, yalnız sana benzemeliyim.'

Sabahattin Ali

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →