20 Kasım 2013 Çarşamba

Yağmur Köpüğü...

,
Yağmur köpüğü gibidir yaşamak... Bugün varsın, yarın yok...Bu kadar basit işte yaşamak... Peki neden o zaman acılara tutunmak? Geçmişin özlemi, geleceğin kaygısıyla yaşamak? Yeniliklere, değişimlere kapımızı kapatıp kendimizi koruma altına almak? Çok mu korkuyoruz başımıza geleceklerden? Yenilikler, değişimler hep korkutmuştur insanların gözünü.... Haklıyız belki de... Geçmişten gelen öğrenilmiş çaresizliklerimiz vardır hep. Tecrübe etmişizdir yaşamımızda bazı olayların hayra olmadığını... Biliriz ki her zaman aynı şeyleri tecrübe etmeyiz ama yine de korkarız...
Rahat bırak, sal kendini rüzgarın akışına... Bazen özgürce yaşamalı... Bırakmalı bazen insan kendini bir nehir gibi hayatla beraber akmaya... İzin vermeli kendine bir uçurtma gibi gökyüzünde salınmaya... Hatırla Şems-i Tebriz'in şu sözlerini: ''Hakk' ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın."Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?''
Hiçbir şeyi yaşamadan bilemeyiz, bilmek içinde yaşamaya izin vermek gerekir. Sanırım biraz cesarete ihtiyacımız var. Bu cesaret ise bize dışarıdan değil içimizden gelen olmalı....


Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone 
devamını oku →

10 Kasım 2013 Pazar

Carfax Manastır'nda Gün Işırken

,
Uzaklarda bir çan,gündoğumunu haber verdi.Vampirler seni ve Profesör van Helsing'i güneşin ilk ışınlarını karşılamak için bırakarak gölgelerin ardına çekildiler.
Van Helsing gülümsedi,''Artık güvendeyiz,'' dedi.''En azından gün boyunca '' Ona eşlik ederek manastırdan çıktın.
Her ikiniz de yeniden gece olacağını biliyordunuz.
Kendinizi kutlayın.Vampirlerle karşılaştınız ve çizik bile almadan kurtuldunuz.En azından şimdilik.
Duygusal vampirler yeryüzündeki en zor iç bunaltıcı varlıklardır.Ama artık bildiğiniz gibi güçlerinin kaynağı zayıflıklarıdır.Vampir kişilikler bu gecenin çocuklarını hem çekici hem de tehlikeli yapan olgunlaşmamış ihtiyaçlar nedeniyle çarpılmıştır.Bu ihtiyaçların ne olduğunu bilirseniz,vampiri de tanırsınız.
Anti-Sosyal Vampirler:Heyecan bağımlısıdır.Şeytani cazibeleri ve karanlığın gizli,cazip vaatleriyle sizi kendilerine çekerler.Gün ağarınca verdikleri sözleri hatırlamalarını beklerseniz kanınız kurur.

Dramatik Vampirler:İlgi için yaşarlar.Etkileyici performansları karşısında ağzınız açık kalır;ama perde inince vampir de parça parça olur.Gösteri aralarında onları yeniden yapıştırmanız gerekir.

Narsisit Vampirler:Tanrı'nın dünyaya gönderdiği armağanlar olduklarını düşünürler.Size de en az kendileri kadar özel olduğunuzu söylerler,ama bir kez istediklerini elde edince,adınızı bile zor hatırlarlar.Yeniden sizden bir şey isteyene kadar elbette...

Obsesif-Kompulsif Vampirler: Gerçek olmayacak kadar iyi görünürler.Deli gibi çalışarak,kuralllara uyarak ve otuz kilometre çapında bir dairenin içindeki,siz de dahil herşeyi kontrol ederek mükemmeliyete ereceklerine inanırlar.

Paranoyak Vampirler: Yalın ve gerçek yanıtlar arayarak geceyi tararlar.Kesin ve açık tavırları öyle güven vericidir ki!Sizi sorgulamaya başlayana kadar elbette...

Duygusal vampirlerin hasta olduklarını düşünmek sizi yanıltır.Kişilik bozukluklarına mikroplar ya da hayati organlardaki yaralanmalar değil,kişilerin kötü yönlendirilmiş ve kimi zamanda avlanmayı amaçlayan seçimleri neden olur.Rahatsızlıklarını hastalık olarak algılamak da tehlikelidir.Uygar insanlar hasta insanları rahat ettirmeye çalışırlar.Rahat ettirilmek de bu vampirlerin en son ihtiyacı olan şeydir.Gecenin çocuklarını anlamak için ne olduklarını iyi bilmeniz gerekir.Ve kendizi iyi tanımanız gerekir:
Bunu sakın unutmayın.
Kontrol vampir de değil ,sizde.Vampirler sizi kendi arzularına boyun eğmekten başka seçenek olmadığına inandırmaya çalışırlar.Bu kesinlikle yanlış.Vampirlerle uğraşırken her zaman bir yol daha olduğunu sakın unutmayın,bu yol çekip gitmek olsa bile.
Gücün kaynağı ilişkilerdir.Vampirler doymak bilmez ihtiyaçları tarafından yalıtılmıştır.Sizin kanınızı emebilmelerinin tek yolu sizi de yalıtmalarıdır.Sizi güvendiğiniz kişilerden uzak tutmak hipnoz etme yöntemleridir.Eskiden inandığınız kuralların artık geçerli olmadığına inanmanızı isterler.
Sakın dinlemeyin!Perdeleri açın içeri güneş ışığı dolsun!
Vampirlere karşı gücünüz insanlığın geri kalanıyla,yani sizden daha büyük olan şeyle bağlantınızdır.Vampirlerle uğraşmak zorundaysanız,eski arkadaşlarınıza güvenin ve kendi değer yargılarınıza sıkı sıkı sarılın.Sırlar insanın canını yakar,paylaşmaktan en çok utandığınız şeyler,paylaşmaya en çok ihtiyacınız olan şeylerdir.

Güvende olmak korkularınızla yüzleşmeniz anlamına gelir.Vampirler sizi kontrol etmek için korku ve karmaşa yaratırlar.Kendinizi korkudan tabanları yağlamış bulursanız,durun ve arkanıza dönün.Güvenliğe giden yol her zaman korkuya doğrudur,ters yöne doğru değil.Vampirlerle başa çıkmak için en korkutucu görünen yol,genellikle en doğrusudur.
Haçlar ve sarımsak sizi duygusal vampirlerden korumaz.En iyi savunma silahlarınız bilgi,olgunluk ve nesnel,sağlam bir değerlendirmedir.Artık bilginiz var,olgunluk ve değerlendirmeyi de kendiniz sağlamalısınız.

Duygusal Vampirler
Dr.Albert J. Bernstein

Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

8 Kasım 2013 Cuma

Yargılama...

,
Yargılama ki,yargılanmayasın,çünkü hangi yargıyla yargılarsan,onunla yargılanacaksın.Hangi ölçüyle ölçersen,aynı ölçüde sana uygulanacaktır.Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de,kendi gözündeki merteği görmezden gelirsin...

M.S.2150
Thea Alexander

Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

6 Kasım 2013 Çarşamba

M.S. 2150

,
Herkes mutluluk arayışı içinde olduğuna göre, bakış açınızın boyutlarını bilmeniz son derece önemli; çoğu kere kısa vadeli mutluluklar uzun vadede acılara neden olurlar. Eğer yaşamınızdan geniş anlamda hoşnut olmak istiyorsanız, yaşam anlayışınızın ve bu anlayışın belirlediği seçimlerin uzun vadedeki sonuçlarını (zevk-acı) bilebilmeniz için bakış açınızı genişletmek zorundasınız.
Mikro sınırlar içinde olanlar, bir insanın fiziksel görünümünün ötesinde var olanları doğru biçimde idrak edemezler. Bilinçaltı, ruh ya da birlik-kardeşlik gibi kavramlar mikro adam için sadece soyut düşüncelerdir. Bir başka anlatımla, böyle biri kendini kimseye uzun süre bağlı hissedemez, kardeşçe duygular besleyemez, sevecen olamaz. Gerçekte kendisiyle yabancılaşmıştır, kendini kendinden(bilinçaltından) ayrı hisseder; bu yüzden kendini başkalarına karşı da yabancı, başkalarından da ayrı hissetmek zorundadır.



M.S.2150
Thea Alexander




Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

5 Kasım 2013 Salı

Gecenin Çocukları

,



Carfax Manastırı'nda ışıklar yanıyor.Dedikodulara göre yıkıntılar egzantirik bir Avrupalı soylu beyefendi tarafından satın alınmış.Geceleri sisin arasında hareket eden tuhaf yaratıklar görülüyormuş.İnsanlar geceleri köpeklerin ulumaları ve pencerelerine çarpan yarasaların kanat çırpınışlarına benzer sesler nedeniyle rahat uyuyamıyorlarmış.Kentin en iyi evlerinde yaşayan genç kadınlar kendilerini tedirgin ve yorgunluktan tükenmiş hissettikleri karabasanlardan uyanıyorlarmış.Kimileri de hiç uyanmamış.
Fena halde yanlış giden bir şey var,ancak olup bitenlere uygun tek açıklama da gündüz aydınlığında batıl inançlı boş lakırdılar gibi geliyor kulağa.Vampirler bir efsaneden ibaret değil mi?Modern dünyada bu ölümsüz ruhların dolaşıp canlıları avlayabileceği nerede görülmüş ki?
Gece giysileri içindeki uzun boylu,esmer,yakışıklı adam gülüyor:'Vampirler mi?Bunlar ihtiyar kadınların çocukları korkutmak için uydurdukları masallardan ibaret!'Gözleri insanı derinlerine çeken bir ışıkla parlıyor:'Kendimi tanıtmama izin verin,ben Kont Drakula.'

Biz burada konuşurken bile vampirler sezdirmeden size yaklaşıyorlar.Gün ışığıyla yıkanan caddelerde,ofisinizin mavimsi floresan aydınlığında,hatta evinizin sıcaklığında.İhtiyaçları onları yırtıcı hayvanlara dönüştürene kadar normal insan maskelerini takacaklar.
Onların emdikleri kanınız değil,duygusal enerjiniz.
Sakın yanlış anlamayın,burada sözünü ettiğimiz,bir fiske darbesiyle uzaklaştırabileceğiniz,el fenerinizin ışığına gelen ufak böcekleri andıran gündelik rahatsızlıklar değil,onları 'ben önermeli cümlelerle' rahatça savuşturabilirsiniz.Bunlar karanlığa özgü yaratıklar.Sizi yalnızca rahatsız etmekle kalmaz,aynı zamanda hipnotize ederler,ta ki siz ağlarına takılana dek verdikleri yalan sözlerle aklınızı bulandırırlar.Duygusal vampirler önce içinize sızar,sonra içinizi boşaltırlar.
İlk bakışta sıradan insanlardan daha iyi görünürler.Romanyalı kont kadar etkileyici,sevimli ve yeteneklidirler.Onları seversiniz,onlara inanırsınız,onlardan başkalarından beklediğinizden daha fazlasını beklersiniz ve sonunda sizi ele geçirirler.Onları yaşamınıza davet eder,sizi boynunuzda bir ağrıyla,kanınız emilmiş,cüzdanınız bomboş ya da kalbiniz kırık bırakıp,gecenin içinde yitene kadar da yanlışınızı fark etmezsiniz.Hatta kendinize sorarsınız,suç onun muydu,benim mi?
İşte onlar:Duygusal Vampirler.
Hiç böyle bir tanıdığınız var mı,hiç karanlık güçlerini yaşamınızda hissettiniz mi?
İlk bakışta kusursuz görünen,tanıdıkça tam bir karmaşa oldukları ortaya çıkan insanlarla karşılaştınız mı?Ucuz bir neon lambası gibi bir sönüp bir parlayan ışıklarıyla kör oldunuz mu?Geceleri kulağınıza büyülü sözler fısıldayıp,gün doğmadan hepsini unutan bir sevgili olmadı mı yaşamınızda?
Hiç kanınız emilmedi mi?
Duygusal vampirler geceleri tabutlardan doğrulmaz.Sizin sokağınızda yaşarlar.Yüzünüze gülüp arkanızdan konuşan komşunuz,skor aleyhine dönene kadar yıldız oyuncu olan takım arkadaşınız;bu insanlar işler istedikleri gibi gitmediğinde öyle bir huysuzlaşır ki üç yaşındaki bir çocuğu bile şaşırtırlar.
Duygusal vampirler ailenizde de olabilr.Hiçbir işte tutunamayan kayınbiraderiniz...Kendisini yorgun düşüren ve bir türlü teşhis edilemeyen tuhaf bir hastalığa yakalanıp da,bakımınıza muhtaç olana kadar herkesin yardımına koşan silik,neredeyse görünmez teyze...Sürekli keyfinize bakın deyip,durmadan kendilerini memnun etmenizi bekleyen sevgili,fedakar ana-babanızın sözünü etmeye gerek var mı peki?
Hatta bu vampir yatağınızda da olabilir.Bir an sevimli,sevgi dolu,espriler yapan bir partnerken,bir sonraki an mesafeli soğuk bir yabancıya dönüşür...

Duygusal Vampirler
Dr.Albert J. Bernstein





Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

4 Kasım 2013 Pazartesi

Mikro Ben'in Kendini Savunma Yöntemleri

,
Sözle Açığa Vurma:Uygunsuz istekleri onlardan sürekli söz ederek bastırmaya çalışma.
Dengeleme Çabası:Bir konudaki düş kırıklığını başka bir konudan aşırı zevk alarak dengelemeye(telafi etmeye),ya da bir zayıflığın etkisini güçlü bir yanı abartarak azaltmaya çalışma.
Gerçeğin Yadsınması:Genelde ''hastalanarak'' veya iş ya da hobilere kendini vererek Mikro ben'i gerçeğin istenmeyen sonuçlarından,o gerçeği yadsıyarak (gerçeği görmezden gelerek) koruma.
Başka Şeye Boşalma:Duyguları (genellikle öfkeyi) o duyguyu uyandıran kişiyi ya da nesnelerden daha az tehlikeli kişi veya nesnelere boşaltma.Hırsını başka birinden veya şeyden  çıkarma.
Duygusallıktan Kaçınma:'Ben'i acıdan korumak için duygusal bağlılıklardan kaçınma.
Düş Kurma:Ulaşılmamış isteklerin gerçekleşmiş olduğunu düşleyerek doyum sağlama.
Kimlik Edinme:Ünlü kişi ya da kuruluşlarla özdeşlik kurarak,bu sayede kendini daha değerli ve önemli hissetme.
Kendini Başka Biri Gibi Görme:Reddedilmemek için başkalarının değerlerini benimseme.
Kendini Soyutlama:'Ben'e acı verebilecek koşullardan uzak durmak ya da bazı davranışların sonuçlarından kaçınmak için onları uygunsuz olarak niteleme.
Yansıtma:Kendi uygunsuz isteklerini başkalarına yükleme ya da karşılaşılan güçlükler konusunda başkalarını suçlama.
Akla Uydurma:Bir davranışın haklılığını ve onaylanması gerektiğini akla uygun biçimde kanıtlamaya çalışma.
Tepki Oluşturma:Tehlikeli(toplumsal açıdan kabul görmeyen) istekleri bunların karşıtlarından söz ederek bastırmaya çalışma.
Gerileme:Daha az olgun davranış isteyen ve daha düşük nitelikte amaçları olan,gerçekte aşılmış bilinç düzeylerine geri dönme.
Bilinç Dışına İtme:Acı veren ya da tehlikeli düşünceleri bilinçdışına itme.
Sevimli Olma Çabası:Kendine verdiği değeri desteklemek için başkalarının beğenisini kazanmaya çalışma.
Kendini Hırpalama Veya Cezalandırma:Ahlak dışı istek ve davranışları 'Ben'e acı çektirerek ödeme.

İnsanın kendini yadsıyan bu teknikleri kullanarak psikolojik acısını hafifletme çabaları,kısa vadeli(mikro) bakış açısından başarılı sonuç verir.Başka bir anlatımla,bu teknikler işe yarar.Onları kullanma nedenimiz de zaten işe yarar olmalarıdır.Ancak sağlanan bu başarı geçicidir,çünkü bu teknikler farkındalığımızı öyle azaltır ki,geniş (makro) bakış açısının değil sadece kendi düşüncelerimizin yarattığı gerçeğini kolayca unutabiliriz.
Belki de psikolojik savunma yöntemlerinin sonunda ulaştığı en önemli nokta,psikolojik gerilimin kaçınılmaz biçimde artarak bedeni hastalanmasına,yaşlanmasına hatta  ölmesine neden olabilecek kadar hırpalaması,yıpratmasıdır.Bu konudaki ilk araştırma 1930'lu yıllara tıp doktoru Hans Selye yönetiminde yapıldı.Dr.Selye'nin vadığı sonuca göre gerilim veye direnme(ve bu durumun yarattığı sürtünme) olmasaydı,hastalık,acı veya ölümde olmazdı.
Kendini yadsıyan bu teknikleri kullanmak insanı sonuçta çok daha büyük acılara(psikolojik gerilimlere) götürür,çünkü bu teknikler acıların nedenlerini(olumsuz düşünceleri) asla ortadan kaldırmaz,sadece sonuçları,yani olumsuz duyguları geçici olarak hafifletir.
20.yüzyılın ikinci yarısında pek sık görülen alkol ve uyuşturucu bağımlılarının durumu bu anlattıklarıma çarpıcı bir örnek olabilir.Psikolojik acıyı hafifletmek için bilinçlerinin büyük bölümünü farkındalık dışı bırakıp(yadsıyıp),kendilerini rahatsız edici duygulardan geçici olarak kurtarıyorlardı,böylece geriye keyif verici duygular kalıyordu.Ama sıkıntıların gerçek nedenleri ortadan kalkmamış olduğu için,alkolün ve uyuşturcunun etkisi geçtiğinde,psikolojik acı hep artarak geri dönüyordu.Kendi rahatsızlıklarının sorumluluğunu üstlenmekten kaçındıkları sürece bağımlılıklarından kurtulmaları mümkün olmuyordu,ama bu arada psikolojik acı hiçbir şey tarafından dindirilmeyecek ölçüde büyüyordu.Sonra,ancak o noktadan sonra,kendi olumsuz düşüncelerinin sorumluluğunu kabullenmeye,yardım dilemeye,daha geniş bir bakış açısı edinip yeni bir yaşam felsefesine,Makro bakış açısına yaklaşan yeni bir gerçeğe doğru ilerlemeye hazır oluyorlardı.


Gecenin ne kadar karanlık olduğu hiç önemli değil.Er geç gün ışımak,güneş doğmak zorunda.

M.S.2150
Thea Alexander



Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone  
devamını oku →

3 Kasım 2013 Pazar

Makro Felsefe

,
Dünyadaki tüm büyük dinler ''Ne ekersen onu biçersin''derler.Makro felsefeye göre bu deyişin anlamı olumlu ve olumsuz düşünce kalıplarının yarattığı sonuçlarda aranmalıdır.Eğer gerçekleşmesinden korktuğunuz bir şey varsa,genelde gerçekleşir;çünkü,düşünce enerjinizi bu korkulu olaya harcar,dolayısıyla da onu kendi düşüncenizin enerjisiyle yaratmış olursunuz.
İki bin yılı aşkın bir süre önce,bilge kişi,mesellerinin 23:7'nci bölümünde ''Bir insanın yüreğinde ne varsa,kendisi 'o'dur'' demiş.
Makro felsefeye göre olumsuz düşünce,olumsuz duygu ve olumsuz deneyim üretir;oysa,olumlu düşünce olumlu duygu ve olumlu deneyime kaynak olur.Tek bir düşünce bile kaybolmaz.Düşüncelerimizin tümü eskilerin yüreğimiz dedikleri bilinçaltımıza kaydolur ve burada her olumsuz düşünce aynı yoğunlukta veya güçte olumlu bir düşünceyle dengelenene ya da yok edilene kadar olumsuz duygular üretmeyi sürdürür(+ ve -= 0).
Olumsuz düşünceler korku,öfke,düş kırıklığı,suçluluk duygusu,bunalım,üzüntü ve benzeri huzursuzluklar üretir.Olumsuz duygularımızı,onları yadsıyarak gidermeye çalışırız.Yani,olumsuz duygularımızı kendi olumsuz düşüncelerimizle yarattığımızı kabul etmek yerine,bu duygulardan onları bastırmak,başkalarına yansıtmak ya da mantıklı kılacak bahaneler bulmak gibi psikolojik savunma yöntemlerini devreye sokarak kurtulmaya çalışırız.
Bu savunma yöntemlerinin tamamı,sizi rahatsız eden duygularla ilgili farkındalığımızı azaltma ya da ortadan kaldıracak biçimde düzenlenmiştir.Böylece kendi farkındalığımızı kendimiz azaltıyor,bakış açımızı daraltarak mikro bakış açısı düzeyine ingirdiyoruz.İçinde bulunduğumuz rahatsızlığın sorumluluğunu üstlenmek yerine bu sorumluluğu başka birine ya da başka bir şeye yüklemek de çok alışılmış tekniklerden biridir...

M.S.2150
Thea Alexander


''Dileyin,size verilecektir;arayın bulacaksınız;kapıyı çalın,size açılacaktır.''(Matta 7:7)

Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

2 Kasım 2013 Cumartesi

BENİM DOĞRULARIM DOĞRUDUR… SİZİN DOĞRUNUZDAN BANANE !!!

,

Kendi  davranışlarımızı,  alışkanlıklarımızı,  düşüncelerimizi  hatta   hayallerimizi  bile   bir olmazsan  olmaz  ideal  gibi  görmek  başkalarının  da  bizim  gibi  davranmayan , düşünmeyen hayalimizi  bile  desteklemeyen  kişiler  olarak   yargılamak  ya da  tenkit  etmek   eleştirel  düşünme biçimi  olarak  karşımıza  çıkar  ki  hemen  iyi  veya  kötü  yaftası   takmamak  için  bir  neden  sayılmaz.

                Bu  tür  insanların  unuttukları bir  şey  vardır;  herkesin  kendince  değerleri  vardır  ve doğrularını da  ihtiyaçları   belirler.Psikanalistlerin  tanımı ile eleştirel  düşünme;  akıl  yürütme ,  analiz,  ve  değerlendirme  gibi  zihinsel  süreçlerden  oluşan  bir  düşünce  biçimidir.Kendi  doğrularımızın  doğruluk  kaynağı  aslında  eleştirel  düşünceye  sahip  olmamızdan  hareket  ile  kesin  davranışlar  olarak  karşımıza çıkar.

                Bu  şekilde  olan  ve  davranan  insanların  ,  kendilerini  başkalarından  farklı  görmek  zeki  olduklarını,  seçilmiş  insan  kişilik  düşüncesinin  hakim  olduğu  ben  olgusunun  elştirmesinden  çok  başkalarını  eleştirmenin  kendilerinde  bir  doyum  oluşturduğunu;  ben  güzelim,  ben  akıllıyım,  ben  bilirim,  benim  doğrularım  eleştirilemez,  kurallarım  sabittir  ve  başkaları  tarafından  değiştirilemez  gibi  düşünceler  içinde  olanlar  kendi  sıkıntılarını,  arzuları  ve  mutsuzluklarını  ifade  yoksunu  cümlelerle  etrafına  ancak  bu  şekilde  davranarak  ve  söyleyerek  tatmin  olurlar.

                Konuşmalar  ya da  bir  konu  üzerinde  tartışmaların  olduğu  durumlarda  bu  kişiler  karşılarındakilerini  dinlermiş  gibi  yaparlar  ve  dinlemezler  fakat  kendilerini   yine de  ifade  eder  cümleler  kurarlar.Eğer  onlarla  bir  konu  üzerinde  ki  bu  konuşmalar  ister  günlük  hayatımızdan  olsun  ister  müzakereli  konuşmalar  olsun  onlara  karşı  onları  öven,  hak  veren   cümleler  kullanılmasını  isterler.Aksi  halde  size  kırılgan  tavır  ve  ses  tonları  farklı  şekilde  sert  ve  bilgiç  tavırla  benim  doğrum  bu,  sizin kinden  bana ne  der  gibi  kesin  ve  net  cümleler  kurarlar.Kısacası  olumsuz  ruh  hali  ile  karşımızda  olurlar.

                Kendi  düşüncelerinin  kabul  görmesini  isteyen  bu  kişiler,  empati  yoksunudurlar  ve  ben  merkezci  düşünürler,  genellikle  amaçları  etraflarında  hayran  kitlesi  oluşturmak  ve  onları  kendilerinin  yönetmesinden de büyük  zevk  alırlar.

                Ama  bu  insanlar  aslında  ruh  halleri  değişkenlik  gösteren  yapıdaki  insanlardır  ve  sıklıkla  çok  yorulduklarını,  her şeyi  kendilerinin  üstlendiği  sorumlulukları  olduğunu  hatta  her şeyi  bir  kenara  bırakıp  bulundukları  yerden  çok  uzaklarda  yaşamayı bile düşünürler .

                Bu  kişilere  tavsiyem;  sizlerle  düşüncelerini  paylaşan  her kim  olursa  olsun  lütfen  empati kurun, onlara  vereceğiniz  cevaplar net  ve  kesin  evet,  hayır,  doğru,  yanlış  şeklinde  değil de;   önermelerinizi  olumsuzluktan  çok kelimelerinizde  şekil  değişikliğine  gidin  yada  deneyin  bakın  karşınızdakilerin  de size  olan tavrı  değişecek  ve  değişimleri  fark etmiş olacaksınız.

                Yine de  : “  BENİM  DOĞRULARIM  HER  ZAMAN  DOĞRUDUR”

                 “SİZİN  DOĞRULARINIZDAN  BANA  NE”  diyorsanız   o  zaman  da  size   şunu  söyleyebilirim:
''HOŞ  GELDİN  YALNIZLIĞIM 

Sevgi ve saygılarımla   YILMAZ  CAYMAZ                              
Sevgi ve ışıkla kalın  
PERSEPHONE
devamını oku →