30 Kasım 2012 Cuma

,

Kendi yarattığın cehenneminde boğulurken;ezip geçtiklerin,yaraladıkların,kalbini parçalara ayırdıkların için dua et!!!...Belki o zaman seni kurtaracak bir melek bulursun!!!...

 

Sevgi ve ışıkla kalın...

Persephone

devamını oku →

28 Kasım 2012 Çarşamba

Kabalistik Astrolojinin Ana Önermesi

,

İlahi Anlaşma:Bir Durum Çalışması

Bir nobel ödülü sahibi, bir kayak kazasında elli sekiz yaşında ölür. Bilim dünyası yas tutar. Aslında, dünyanın büyük bir kısmı yas tutar. İnsanlığı kanserin tedavisine adım adım yaklaştıran buluşlar yapmış, tüm dünyada madalyalar ve ün kazanmış, alkış toplamış saygın bir bilim adamıdır. Aniden gitmiştir.
Işığın elçisi, yaşamın ötesindeki yerde onunla buluşur ve sorar: 'Evet arkadaşım, bundan sonra ne olmak istiyorsun?'
Parlak zekalı ruh birkaç dakika düşünür ve yanıt verir: 'Duygusal yönümle uğraşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi ben gözetilen bir kişiydim; sevgi nedir öğrenmeden insanlar beni kimyasal formüller ile beslediler.
'Kılavuz dinler,başını sallar ve sorar:'Bunu nasıl düzeltebiliriz?'
Ruh duraksar,sonra sessizce ekler: 'Zihin ayartmalarından kaçınmak,entellektüel melekelerimi kapatmak istiyorum.'
Kılavuz kaygılanmış gibi gözükür. 'Bunun için spiritüel kredin var mı? Anımsa, bu seçimi yaptığını unutacaksın. Sonra kalkıp Tanrıyı kötülemeni istemiyorum.'
Ruh 'Lütfen, sessiz bir yıldız altında doğmama izin verin.' der.
Kılavuz başını sallar. 'Hmm, bundan pek emin değilim. Seninle birlikte imzasını atacak biri var mı?
Ödüllü ruh, geçmiş yaşamlarda onunla seyahat etmiş iki ruh çağırır. 'İşte, bu iki ruh arkadaşım aynı şekilde, aşırı kullanılmış ve aşırı değer verilmiş zeka sorunu yaşıyorlar. Kendilerine zarar verecek kadar zekiler ve duygusal gizliliklerini beslemek istiyorlar. Onlar benden önce doğmaya hazırlar ve ben onların oğlu olacağım.'
Kılavuz, bir önceki randevuda görmüş olduğu iki ruhu iyi tanımaktadır. Haritalarını inceler, bilim adamının oraya uygun olup olmadığı nı anlamak için çocuk evlerine bakar. Sonra da gülümser. 'Tamam. Sen fazladan bir 21. kromozoma sahip bir bedende doğacaksın; Down sendromu ile doğacaksın. IQ değerin, şimdi bitirdiğin yaşamdakinin üçte biri olacak ama sen duygusal bir deha olacaksın. Diğer insanların geçirdiklerini çok derinden hissedeceksin ama bunu entellektüel olarak iletecek yetiye sahip olmayacaksın. Kabul ediyor musun?
Üçü de kabul eder.
Yirmi dokuz yıl sonra genç ve başarılı bir çift Manhattan'da müthiş bir kat satın alır. Kadın bir yazılım şirketinin CEO'su, erkek hiç dava kaybetmemiş bir dava avukatıdır. Sözde arkadaşları dahil herkes onlara gıpta eder. Onlar kendi küçük evlerinin efendileridir. Bazı geceler geç vakit, seks için bir araya gelirler-yüksek performans içeren ama samimi bir yakınlıktan yoksun bir birleşme. Sonunda kadın hamile kalır. Ceninin gelişmesini kontrol ihtiyacını hissetmezler çünkü her ikisi de bir dahidir. Öz güvenleri muhakemelerini gölgeler. Bebeğe, Leonardo da Vinci'nin anısına Leonarda adını vermeyi kararlaştırırlar.
Leonardo'nun doğumu pürüzsüz olur... Ve çok geçmeden Leonardo 'da Trisomy 21 olduğunu keşfederler.
'Bu ne demek?' Baba sorar.
Anne sinir içinde bağırır: 'O gerizekâlı!' Hiç inanmadığı Tanrıya feryat eder: 'Bunu hak edecek ne yaptım? Ben ne için cezalandırılıyorum?'
Babanın kafası karışmıştır. Hukuk okulunda okuduğu hiçbir şey onu buna hazırlamamıştır. Birdenbire karısından nefret eder. Kadının ondan sakladığı bir genetik bozukluğu olduğunu düşünür. Daha sonra karısının kendisini aldattığından kuşkulanır çünkü bu çocuk kesinlikle kalitesiz bir gen havuzundan çıkmıştır. Ve ağlamaya başlar. Bu... bu... şeyi meslektaşlarına nasıl anlatacaktır?
Bebek başkalarından daha yavaş ve değişik büyür. Parktaki yabancılar bu çocukta bir şeyin değişik olduğunu görürler ama sormak için çok naziktirler. Gülümseyen çocuğa bakan herhangi birisi ancak, bu masum ve saf neşenin sessizce ilettiği, sözcüklerle ifade edilmeyen derin bir anlayışın, bilgeliğin farkına varır. Çocuk sevgi ve iyilikten başka bir şey bilmemektedir. Anne babsı onun hakkında ne düşünürse düşünsün o, onlara sadece sevgi gösterir. Onları başarıları veye konumları için sevmemektedir. Onların entellektüel parlaklığını veya profesyonel başarılarını değerlendirme durumunda değildir. IQ değeri altmış iki seviyesindedir ama spiritüel zekâ ölçecek bir test var mıdır?
Genç anne baba yavaş yavaş Leo'ya aşık olur ve ona değer vermeyi öğrenir. Anne yeni bir Web tasarımı için evden çalışmaya karar verir. Leo'nun bakımının gerektirdiği lojistik anneyi, bir zamanlar nefret ettiği ve sakındığı kendi annesi ile daha çokzaman geçirmeye yönlendirir. Bu çocuğa bakarken edinilen bakış açısı, yetişkin kız çocuk ile anne arasında bambaşka bir ilişki kurulmasına yol açar.Küçük Leonardo'nun güçlü büyüsü işte budur. Annesinin son derece akıllı terapistinin yüzlerce saatte yapamadığını, Leo bir gülümseme ile çözmlemiştir.
Baba da değişir. Manhttan'daki büyük şirket işini bırakır ve özel ihtiyaçları olan çocuklara destek veren kar amaçsız bir kuruluşun başına geçer. En güzeli, yumuşayan, sevgi dolu karısından keyif almaya başlar, çocuklarını uyuttuktan sonra ona saatlerce sarılır. Bu yeni yakınlıktan iki çocuk daha çıkar.İkinci oğullarına şefkat tanrıçası Kuan'ın, diğerine John'un (Vaftizci Yahya) adını koyarlar.
Bu öykü, Kabalistik astrolojinin ana önermesidir: Haritanızın yapımcısı sizsizniz. Hasta, müflis, varlıklı, mutlu veya sefil olmanızın nedeni kader değildir. Bu kararı siz verdiniz. İlk hava alışınız ile imzalanmış bir sayfalık haritanız, Tanrı ile yaptığınız ilahi anlaşmayı simgeler.
Kozmik gezginler yaşamlarında olan her şeyin, iyinin ve kötünün, güzelin ve çirkinin sorumluluğunu alırlar. Yaptığımız her şey hava da süzülsek de, aşık olsak da veya düşüp kayalara çarpsak da bizi, ilahi varlığa geri dönmemiz için daha iyi,daha güçlü, daha donanımlı yapmak için tasarlanmıştır.....

Gahl Eden Sasson-Kozmik Gezgin






Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone


devamını oku →

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kim Üzebilir Seni Senden Başka?

,
Gidene kal demeyeceksin

Gidene kal demek zavallılara,

Kalana git demek terbiyesizlere,

Dönmeyene dön demek acizlere,

Hak edene git demek asillere yakışır.

Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,

Yoksa değersiz olan hep SEN olursun.

Düşün;Kim üzebilir seni senden başka?

Kim doldurabilir içindeki boşluğu

Sen istemezsen...

Kim mutlu edebilir seni?

Sen hazır değilsen?

Kim yıkar,kim yıpratır.

Sen izin vermezsen...

Her şey sende başlar,sende biter,

Yeter ki yürekli ol,tükenme,tüketme...

Tükettirme içindeki yaşama sevgisini!

Ya çare SİZSİNİZ ya da çaresizsiniz...

Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de,

Öyle bir aşk yaşadım ki,tutkuyu da gördüm pes etmeyi de...

Bazıları seyrederken hayatı en önden,

Kendimi bir sahnede buldum;oynadım...

Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum,okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime.

Sonra dedim ki; SÖZ VER KENDİNE!!!

Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,

Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin...

Öyle bir hayat yaşadım ki sonyolculukları erken tanıdım.

Öyle değerliymiş ki zaman,hep acele etmem bundanmış anladım....

F.Nietzsche




Çaresizseniz,çare SİZSİNİZ!!!
 
Sevgi ve ışıkla kalın:)
 
Persephone
 
 

devamını oku →

19 Kasım 2012 Pazartesi

Aşk,Özgürlük,Tek Başınalık

,
AŞK
İngilizce'deki aşk  (love) sözcüğünün 
Sanskritçe'deki lobha sözcüğünden kaynaklandığını 
duyunca şaşırabilirsin;
lobha açgözlülük anlamına gelir.
İngilizce'deki love sözcüğünün kökeninin
Sanskritçe'de açgözlülük anlamına gelen bir sözcükten 
türemiş olması tamamen tesadüf olabilir,
ama bana kalırsa değildir.
Bunun arkasında daha gizemli bir şeyler olmalı,
simyasal bir şeyler olmalı.
Aslında,hazmedilen açgözlülük aşka dönüşür.
Lobha,açgözlülük hazmedilince aşk olur.
Aşk paylaşmaktır;açgözlülük ise istiflemek.
Açgözlülük sadece istemek ve hiç vermemektir,
ve aşk sadece vermeyi bilir ve asla karşılık beklemez;
aşk koşulsuz paylaşımdır.
Lobha'nın İngilize'de love haline gelmesi için 
simyasal bir neden olmalı.
    Lobha aşk oluyorsa işin içinde simya olmalı.

 💧💧💧

ÖZGÜRLÜK
Erkek kadını,kadında erkeği köleye indirgemiş durumda.
Ve tabii her ikisi de kölelikten nefret ediyor,karşı geliyor.
Devamlı kavga ediyorlar;
en ufak bahanede kavga başlıyor.
Ama esas kavga derinlerde başka bir yerde;
aslındaözgürlük istiyorlar.
Bunu açıkça dile getiremiyorlar,
belki de tamamen unutmuşlar.
Binlerce yıldır insanlar bu şekilde yaşıyor.
Ana babalarınının,büyükanne ve büyükbabalarının
bu şekilde yaşadıklarını gördüler.
İnsanlar böyle yaşar işte-bunu kabulleniyorlar.
Özgürlükleri yok oluyor.
Adeta tek kanatla gökyüzünde uçmaya çalışır gibiyiz.
Birkaç kişide aşk kanadı var
ve birkaçında da özgürlüğün kanadı
-ikisi de uçamıyor.Her iki kanada ihtiyaç var.

💧💧💧

TEK BAŞINALIK
Yalnızlıktan kurtulmak için girişilen her çaba 
bugüne dek boşa çıktı ve bundan sonrada çıkacaktır,
çünkü hayatın temellerine aykırıdır.
Sana gereken,yalnızlığını unutturacak bir şeyler değil,
Sana gereken bir gerçeğin,
yani tekbaşınalığının farkına varmandır.
Ve bunu yaşamak öyle güzeldir ki,
çünkü bu sana kalabalıktan ve
hayatındaki kişiden özgür kalmanı sağlar.
Yalnızlık korkunu yenip 
seni özgürleştirecek olan budur.



OSHO



devamını oku →