![]() |
| Fotoğraf: Persephone |
Tolga Yazıcı okuyorum bugün. Eski blogger arkadaşım o... Kelimeler dökülmüş kalemine "Parçalanmış Gülüşler" çıkmış ortaya... Yılın ilk günü ve içimden şöyle derin bir offf!! çekiyorum. Bir insanın hayatı ne kadar kötü olabilir ki! Olabiliyor işte... Hem de hiç ummadığın kadar!
Roman, iç içe geçmiş karakterlerin hikayelerinden oluşuyor. Roman içinde roman okuyorsunuz. Her bir karakter kendi hikayesinde can buluyor.
Yiğit Pek, Selim; talihsiz bir yaşamın hikayesi. Her iki karakterde kendi içlerine çekiyor okuru. Bir suçlu ne kadar iyi olabilir ki? Sorusu şimşek gibi düşüyor zihnin içine. İnsanız işte bir yanımız iyi, bir yanımız kötü...
Sevişmemiz gereken bir konu var; kendi iç dünyasında karmaşalar yaşayan bir adam ve iki kadının hikayesi. Aşk mı, cinsellik mi sorusuna cevap arayışı.
Karaktersiz yazar ; Kıvanç, kendi içinde yalnızlığı seçmiş, ara ara iç sesiyle diyaloğa geçen, kendini arayan bir yazar. Kıvanç'ın size bir de sürprizi var.
Dilba ve Serhat, Doğukan ve Saime, İlyas ve Halil doğu bölgesinden yürek burkan hikayeler.
Ütopik hikayeler gibi görünse de göze, olamaz mı? Olabilir detircesine işlenmiş kanlı canlı hikayeler.. . Hikayelerde ki geçişler çok iyi... Duygu iniş çıkışları yaşacağınız bir kitap 'Parçalanmış Gülüşler'.
Tolga'yı tanıyan bilir onun dilini, yatkındır argoya ve serttir kimi zaman yazı dili. Okuyacaksanız bu romanı, hazır olmalısınınz onun yazı diline...
Bazı hikayelerin şiirle harmanlanmış olması hikayelere enerji katmış. Küçük Adam'ın, Küçük Hanım'a yazdığı şiire yer vermeden geçmeyeceğim.
Gidiyorum...
Kelebek misali ömrüm
Son bir kanat çırpıp gidiyorum
Dalgaların terk ettiği yosun gibi
Dibe vuruyorum
Yaklaşma, yapışırım tenine
Dokunma, sarılırım eline
Kaçıyorum...
Rotasını şaşıran denizci gibi,
Ne gidecek yerim, ne de bir umudum var
Dalıyorum...
Derinlere, daha da derinlere
Bir vurgun yiyorum sol üst köşeme
Korkuyorum...
Bir gün çıkar yine gelirim diye
Kendimi saklamak istiyorum kendimden
Ve bir çocuğun annesini araması gibi
Kendimi arıyorum
Kaçıp giden korkularımın arasında
Ve sesleniyorum kendime
Bir gün, belki diye...
Arka Kapak Yazısı
Belki de içimizde olduğunu düşündüğümüz bu rüzgâr, bir meltemle başlayıp hortuma dönüşmüştü. Farkında değildik biz bazı şeylerin. Adım attığımız yerin savrulup gitmesinin sebebinim bizler olduğunu hiçbir zaman bilemedik. Bilseydik, en azından bir şeyler fısıldayabilirdik. Saçma da olsa söylerdik. Çünkü korkularımızın üzerine bir nokta atıp, pergelle defalarca çevirmiştik çevremizi. Önümüz sağımız, solumuz, her yerimiz aşılmaz surlarla çevrilmişti. Yine de o surların arkasındakilere bir şeyler dedik, en azından denedik. "Kan"a "Gül" dedik.
Biraz da dikenliydik. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Tolga Yazıcı
SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
