25 Mayıs 2017 Perşembe

Rüzgar

,
Arzularım muayyen bir haddi aşınca 
Ve kulaklar sözlerime sağırlaşınca 
Bir ihtiras duyup vahşi maceralara 
Çıkıyorum bulutları aşan dağlara. 
Tanrıların başı gibi başları diktir, 
Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir, 
Ben de katıp vücudumu bu genişliğe, 
Bakıyorum aşağılarda kalan hiçliğe. 

Bu dağların bir rakibi varsa rüzgardır. 
Rüzgar burda tek başına bir hükümdardır. 
Burda insan duman gibi genişler, büyür. 
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür. 
Buralarda her düşünce sona yakındır, 
Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır. 
Burda yoktur insanların düşündükleri, 
Rüzgar siler kafalardan küçüklükleri. 
Yanağıma çarpar geniş kanatlarını, 
Ve anlatır mabutların hayatlarını. 
Arasıra kulağını bana verdi mi, 
Ben de ona anlatırım kendi derdimi. 

‘Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgar! 
Benim artık yalnız sana itimadım var. 
Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden 
Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben. 
Etrafımın sözlerine aklım ermedi, 
Etrafım da bana asla kulak vermedi. 
Senelerden beri hala anlaşamadık, 
Ben de kestim anlaşmaktan ümidi artık. 
Gözlerimde hakikati sezen bir nurla 
Etrafımı süzüyorum biraz gururla. 

Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya 
En büyük şey, en asil şey küçülür burda. 
Burda yalan para eden biricik iştir, 
Burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir. 
Kimi coşar din uğruna geberir, yalan! 
Kimi gider vatan için can verir, yalan! 
Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır; 
Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır. 
Şairlerin büyük aşkı fani bir kızdır, 
Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır. 
Ne hakiki aşktan burda bir çakan vardır, 
Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır, 
Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda, 
En muazzam ölüm bile küçülür burda. 

Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor, 
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor. 
Zaman zaman mağlup olsam bile etime, 
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime. 
Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum, 
İşte rüzgar, şimdi sana sığınıyorum! 
Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta, 
En asil şey seni buldum kainatta, 
Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır, 
Ne de süse, gösterişe baktığın vardır. 
Deniz gibi muamma yok derinliğinde, 
Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde. 
Bir dev gibi küçük, mızmız sesleri yersin, 
Allah gibi görünmeden hüküm sürersin. 

Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin, 
Rüzgar! Bu dağ başlarında çırpınan serin 
Kanatların gökyüzünde akan bir seldir, 
Bana kudret ve cesaret veren bir eldir. 
Beşerlikten uzaktayım senin ülkende, 
Senin gibi azamete aşıkım ben de. 
İşte Rüzgar! Senin gibi ben de deliyim. 
Islıklarım senin gibi inlemelidir, 
Herkes beni ürpererek dinlemelidir. 
Rüzgar! Sana, yalnız sana benzemeliyim.'

Sabahattin Ali

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

14 Mayıs 2017 Pazar

Hayat Nedir Anne?

,
Benim hiç sapanım olmadı anne,
Ne kuşları vurdum, ne de kimsenin camını kırdım…
Çok uslu bir çocuk değildim ama,
Seni hiç kırmadım, hep boynumu kırdım.
Ben hayatım boyunca bir tek kendimi vurdum!
Suskun görünsem de, fırtınalı ve mağrurdum anne.
Bir mızrak gibi, aynada hep dik durdum anne!
Ben sana hiç bir gün laf getirmedim, leke sürmedim.
Ama göğsümü çok hırpaladım, kalbimi çok yordum…
Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum!
Benim hiç sevgilim olmadı anne,
Ne bir yuva kurdum, ne bir gün şansım güldü…
Öpemeden bir bebeğin gidişini, tükendi gitti çağım…
Kimi yürekten sevdiysem, yüreğini başkasına böldü…
Bir muhabbet kuşum vardı, o da yalnızlıktan öldü.
Sen beni göğsünde hep acılarla mı soğurdun anne?
Yoksa evlat diye, koca bir taş mı doğurdun anne?
Eziyet degilim, zahmet değilim, musibet hiç değilim
Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
Doğurdun da beni, ne ile yoğurdun anne?
Benim hiç hayalim olmadı anne…
Ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat…
Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat.
Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne…
Ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat.
Say ki yollardan akan, şu faydasız çamurdum anne…
Say ki ıslanmaktım, üşümektim, say ki yağmurdum anne!
Bunca yıldır gözyaşlarını, hangi denizlere sakladın?
Oy ben öleyim, sen beni ne diye doğurdun anne?


Yusuf Hayâloğlu


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →