30 Aralık 2014 Salı

MUTLU YILLAR

,


İyisiyle kötüsüyle, inişleriyle çıkışlarıyla, mutluluklarıyla hüzünleriyle,başarılarıyla başarısızlıklarıyla bir yılı daha geride bırakmaya saatler kaldı... Yeni gelen yıl sevgi, mutluluk, sağlık, huzur, başarı, bol şans ve herkesin gönlünden geçenleri bol bol verecek bir yıl olması dileğiyle...
Herkese şimdiden MUTLU YILLAR  dilerim... Sevgiler...




SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

26 Aralık 2014 Cuma

HEPİMİZ MÜKEMMELİZ

,
Kendi hislerimizi yorumlarken toz pembe gözlüklerle bakarız iç dünyamıza, bu  nedenledir ki kendimiz ile algılarımız bozuktur. Karşımızdaki insanın gözündeki beni görürken, kendimizdeki kusurları görmeyiz. Kıyaslama yaparken genelde başkaları ile algılarımız son derece doğruyken, kendimizle ilgili algılarımızda yanılırız. Başkalarını davranışlarından dolayı yargılarken sanki kendimizle ilgili hiç kimsenin bilmediği kişilik özelliklerine sahipmişiz gibi davranır, tüm bencilliklerimizi savunur, herkesten daha iyi olduğumuz yanılsamasıyla kendimizce ve kendimize mükemmel bahaneler uydururuz. Evet bu dünyadaki tek mükemmel şey benim!
Hepimiz benciliz, ama içimizdeki süpermen sayesinde kendimizi yargılamayız. Dünyadaki yüce erdemlere sahip tek kişi olduğumuzu düşünür, diğer insanların tüm eksikliklerini, hatalarını anında fark ederiz. Ne de olsa bu dünyadaki en mükemmel şey benim! Başka insanlar önyargılı olabilir ama ben asla!
İşin asıl tuhaf tarafı, yapılan bir araştırmada eşine zulmeden, soykırım yapan, bizim kötü olarak değerlendirdiğimiz şeyleri, olayların failleri; olayları kendi pencerelerinden değerlendirdiklerinde, kötü bir şey yaptıklarını düşünmemeleri, hatta çoğu zaman kendilerini kurban olarak görmeleri yönünde. Enteresan di mi? Hepimiz mükemmeliz...:)
Duygularımız ve mantığımız sıkça çatışır, genelde kazanan duygularımızdır. Akıl, duygularımızı haklı kılacak bahaneler üretir ve sonunda da ikna olur... Kazanan taraf duygular... Aklımızı yönlendirmek, duygularımız eğitip ehlileştirmek çözüm olabilir belki.:)
Başkalarına açtığımız algıları, biraz da kendimize açsak hiç fena olmayacak...:)

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

24 Aralık 2014 Çarşamba

MUTLULUK ARAYIŞI

,
Bütün zamanlarda iyi insanlar hakikatte bütün bağlardan müstağnidirler. İlahi yolda olanlar, arzuları için boş sözler sarf etmezler. Zevk veya ızdırap geldiğinde, bilge olan zevkin ve ızdırabın üstünde kalır. 
             Buda

Olayların olmalarını istediğiniz gibi olması için çabalamayın, bunun yerine oldukları gibi olmalarını isteyin, o zaman yaşamınız yolunda gidecektir.
Epiktetos

Mutluluğu parayla ve güçle satın alabiliyor olsaydık, muhtemelen Tevrat'ın Vaiz bölümünü kaleme alan kişinin başı göğe ermiş olurdu. Bu bölüm Kudüslü bir kralın geçmişteki mutluluk ve tatmin arayışını yad etmesini anlatır. Kral, servetinde saadetin izini sürerek kendini bir ''tatmin sınavı''na çeker:

Büyük işler yaptım; kendim için evler inşa ettim, bağlar yetiştirdim, kendime bahçeler ve parklar yaptım ve türlü meyve ağaçları diktim... Ayrıca, Kudüs'te benden öncekilerden daha büyük koyun ve sığır sürülerim oldu. Kendi gümüş ve altınlarımı ve kralların ve eyaletlerin hazinelerini elde ettim; hem kadın hem de erkek şarkıcılarım, bedensel hazlarım ve çok sayıda cariyem oldu. Böylece fevkalade biri haline geldim. Kudüs'te benden önce var olan herkesi gölgede bıraktım; bilgeliği de elden bırakmadım. Gözlerimin arzu ettiğini onlardan esirgemedim. (Vaiz 2:4-10)
Fakat orta yaş bunalımının ilk belirtileriyle birlikte bir anda her şey anlamsızlaşır:
Sonra ellerimle yaptığım her şeyi ve onları yaparken çektiğim zahmeti düşündüm ve tekrar her şey beyhude ve rüzgarı kovalamaya kalkışmak gibi geldi; aslında güneşin altında kazanılacak hiçbir şey yokmuş.(Vaiz 2:11)
Kral geçmiş hayatında nasıl kendisini çok çalışmaya, öğrenmeye ve şaraba verdiğini anlatır. Ama hiçbirine kanaat etmemiş; yaşamının bir hayvanınkinden daha gerçek bir değeri veya amacı olmadığı duygusunu içinden atamamıştır. Kralın derdini, Buda ve Stoacı filozof Epiktetos gayet iyi açıklar: Mutluluğun peşinden koşma. Budizm ve Stoacılık felsefesine göre dünyevi mal mülk veya arzularımıza karşılık veren bir dünya arayışına girmek, rüzgarı kovalamaya kalkışmakla aynı anlama gelir. İnsan mutluluğu, yalnızca dünyevi nesnelerle bağlarını kopararak ve kendini razı olmaya adayarak, kendi içinde bulabilir. (Elbette Stoacılar ve Budistler de ilişki kurabilir, iş ve mal-mülk sahibi olabilir ama onları kaybettiklerinde hayal kırıklığı yaşamamk için, onlarla duygusal bağ kurmamalıdır.) Bu fikir, İkinci Bölüm'de ele aldığımız hakikat öğretisinin bir uzantısıdır:
''Yaşam onu nasıl varsayıyorsanız öyledir ve şu anki düşüncelerimiz yarınki hayatımızı hazırlar.''  Ama psikoloji alanındaki son araştırmaları inceleyince, Buda ve Epiktetos'un fazla ileri gitmiş olabileceğini anlıyoruz. Bazı şeyler, uğruna çabalamaya değer ve neye odaklanacağımızı bilirsek, dışsal şeylerle de epey mutlu olabiliriz.



ALINTI
Mutluluk Varsayımı
Yazar: Jonathan Haidt



SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone 
devamını oku →

8 Aralık 2014 Pazartesi

GERÇEK

,
Buzdağının arkasındadır hayat, görünenlerden çok görünmeyenlerden ibarettir yaşam... Bakmaktan ziyade, çoğu zaman görmeyi bilmek gerektirir, yaşananları anlayabilmek, hissedebilmek için. Çünkü; birçok zaman hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Sezgi gerektirir, ince bir anlayışa ihtiyaç vardır bilmek için... Bilmek; bilmediğin şeyi bilene kadar hiçbir şeyi bilmediğindir, yalnızca bildiğini zannettiğindir... Önyargıları bir kenara bırakıp, objektif bakabilmek aslolandır. Yalın gözlerle, tarafsız bakıldığında görülür gerçekler, bu da her yiğidin harcı değildir... Gül bahçesi gördüğün yerde fırtınalar kopuyordur belki de, bunu görebilmekte farklı bir bakış açısı gerektirir...
Önce insan kendini sorgulamalı, kendini yargılamalı, iç hesaplaşmasını önce kendisiyle yapmalı, başını kaldırıp sonra etrafına bakmalı... Belki de aranılan gerçek çok uzakta değildir...

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →