Havanın serinliğinde binalar gözümde daha bir devleşiyor, taşları daha bir soğuk geliyor. Sokak lambasının ışığında ağaçlar daha bir yeşil. Camda asılı şanlı bayrağımız daha bir kırmızı.
Havanın deniz tuzu karışmış taze yaz kokusunu içime çekerken, hastanelerin o tuhaf kokusunu almaz olduğumu farkettim. Asıl tuhaf olan insanın her şeye alışıyor olması oysa ki. Yıllar yılı hastane koridorlarında dolaşmak bu kokuya karşı beni hissizleştirmiş. Bir çok şeye hissizleştiğim gibi. Alıştıkça hissizleşiyor insan. Sıradanlaşıyor alışılmaması gerekenler. Bir tuhaf duygu yitimi...
Odanın içine dalıyor gözlerim. Kimler gelip geçmişti bu odadan. Canlandırmaya çalışıyorum gözümde. Yapamıyorum. Kim acıları görmek ister ki gören gözleriyle? Bembeyaz duvarlar sağlığın timsali gibi. Bu duvarlar arasından kimileri mutluluklarıyla, kimileri acılarıyla birlikte ayrılıyor. Çare arayana çare olamamak zor. İnsan merhem olmak istiyor yaralara. Biliyorum ki herkesin bir derdi var, hangi derde çare olayım...
Koridordan gelen bir hastanın acılı haykırışı uzaklaştırıyor beni düşüncelerimden. Daha bir sessizleşiyor, içime kapanıyorum iyiden iyiye...
Dua ediyorum; 'Allah'ım dünyadaki tüm acıları dindir' diye.
Acılar da biz insanoğlu için mutluluklar da...
SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone