İstanbul Tango etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Tango etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2014 Çarşamba

VE SAHNE....

Tangonun estetiği, ruhu, müziği hep etkilemiştir beni... Uzun yıllar Arjantin Tango yapmanın hayalini kurdum ve sonunda ilk adımımı yaklaşık iki yıl önce attım... Hayal kurmakla olmuyor, hayalleri gerçek kılmak için bir şeyler yapmak gerekiyor tabii. Bunun farkındalığıyla harekete geçtim.
İlk ders almaya başladığım Özgür Sarı hocamla tangoyu daha çok sevdim... Şimdi Yalçın Uğur hocamla tango yolculuğuma devam ediyorum...
İki ay önce Yalçın hocamın sürpriziyle başladı ilk heyecanım... Bir sezon kapanışı yapacaktık İstanbul Tango olarak ve tüm sınıflar birer Tango şov hazırlayacaktı. Yalçın hocam koreografiyi hazırlamıştı bile. Evet iki ay sonra ekip olarak sahnede olacaktık. Heyecan inanılmazdı... İlk kez bugüne kadar ki emeklerimizi izleyici karşısında sergileyecektik, nasıl heyecanlanmayalım?
Çalışmaların startını verdik, süre kısıtlıydı ve bir koreografi çalışmasının ne kadar güç bir iş olduğunu çalışmalara başlayınca gördüm. Hani dışarıdan bakılınca her şey çok kolay gelir ya... Yok o iş öyle değil, işin içine girmeden ahkam kesmek yapılacak en büyük hata... Altı çiftin aynı anda aynı figürleri yaparak senkronizasyonu sağlayabilmesi ciddi bir çalışma, ekip ruhu, tam bir uyum gerektiriyor... Yalçın ve Burcu hocalarımın güçlü motivasyonları, ekibin güzel uyumu kolaylaştırdı çalışmaları... Çok eğlendik çalışırken, kimi zaman yorgunluktan isyan ettik Çünkü; Yalçın hocamın bitmez tükenmez bir enerjisi var, o enerjiye yetişmek na mümkün (maşallah diyelim lütfen) Gece yarılarına kadar çalıştık, yorulduk,acıktık... Bazen çalışma sonrası kebapçıda aldık soluğu bazen bir pastahanenin havadar terasında yorgunluk çaylarımızı yudumlarken... Muhteşem dostluklar kuruldu, ekip çalışmasının güzelliğini, ekip uyumunun ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlattı bu çalışmalar bize... Hayatta hep alınacak dersler vardır... Huyum kurusun her yaşadığımdan ders çıkarmaya çalışırım...

Güzel ruhlu insanların muhteşem enerjileri birleşti... 

En sıkıntılı kısmı biz bayanların giyecekleri kıyafetlerdi tabii. Erkekler iki dakikada çözerken olayı biz bayanlar bir hafta koşturduk. Çok güzel ve keyifli bir koşuşturmaydı; anlatılmaz, yaşanır. Erkekler pek anlamlı bulmasalar da bayanlar anlayacaktır halimizi.
Ve 6 temmuz günü geldi çattı... Saat 19:00'da Fulya Sanat'ta gerçekleşecek olan gösterimiz için 14:30'da oradaydık sahnede son provamızı yapabilmek için... Heyecan doruktaydı herkes de... Tatlı bir telaş, inanılmaz güzel bir ortam... Kocaman bir sahne, güzel bir organizasyon... Henüz koltuklar boş, biz öğrenciler ve hocalarımız var yalnızca koltuklarda. Herkes prova sırasının gelmesini bekliyor... Salon epeyce büyük ve koltukların dolduğunu hayal ettikçe heyecan da artıyor haliyle...
Ve işte prova sırası bizim... Ve sahnede ki ilk adımlarımız...1 2 3... 1 2 3... 1 2  3 5 6 7 8... 4'ü unutmadım! Bizim çalışmalarda 4 rakamını kullanmıyoruz. Prova tamam, her şey yolunda görünüyor...
En büyük sürpriz de sahneye çıkacak olan ilk ekip olmamız, heyecanı ikiye katlıyor.
Sahne arkasından arada salona göz atıyor, koltukların dolduğunu gördükçe heyecandan yerimizde duramıyoruz... Sahne arkasında tekrarlar yapıyor, birbirimizin heyecanını yatıştırmak için sürekli motive edici cümleleler sıralıyoruz. Ekip olarak yavaş yavaş yerlerimizi almaya başlıyoruz...

Ve sahne sırası bizim...
    








Günlerce, saatlerce emek veren, hiç sitem etmeden, yorulmak bilmeden bizlerin daha iyi olabilmesi için uğraşan değerli hocalarım Yalçın Uğur ve Burcu Altıparmak'a...

Muhteşem bir uyum içinde çalışmalarımızı yürüttüğümüz, büyük bir dayanışma örneği sergilediğimiz dünya tatlısı, güzel ruhlu ekip arkadaşlarıma... Bizlere böyle güzel bir deneyimi yaşattığı için İstanbul Tango'ya... Bizi yalnız bırakmayan, heyecanımızı paylaşan tüm tango severlere sonsuz teşekkürler...

Harikulade bir gün, inanılmaz bir heyecan, farklı bir tecrübe yaşadık her birimiz... İyi bir ekip olmayı başardık... Birbirimize inandık ve güvendik... Çok çalıştık... Yalçın hocamın dediği gibi; o gün hepimizin yaşlar, yirmi yaş aşağı indi. Ufak tefek hatalarımız affola... Ne de olsa ilk sahne deneyimimizdi...;)

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone

22 Şubat 2014 Cumartesi

Farklı Bir Deneyim; Kilisede Tango...

Tangoya gönül vereli yaklaşık bir buçuk yıl oldu. Özgür&Deniz hocayla başladığım Tango yolculuğuma Yalçın&Çiğdem hocayla devam ediyorum... Uzun yıllar boyunca Arjantin Tango yapmak istedim, bir şekilde de başladım ve iyi ki de başladım... Vazgeçtiğim, ben bu işi başaramayacağım dediğim zamanlar oldu ama pis bir inadım var, başladığım işi bitiririm... Çok azdır, yarım kalan işim ya da hiç yoktur...  Özgür hocamın da desteği yadsınamaz tabii...
Tango emek isteyen zor bir dans, gerçi emek istemeyen pek bir şey yok gibi hayatta... Zorluğu da iki insanın bir vücut gibi hareket etmesinden geliyor, bir de Tango da direktifleri veren erkek ve direktifleri izleyen kadın, bu da bir kadın için oldukça zor: Türk erkeğinin bu kadar maço olup da neden Tangoyla çok fazla ilgilenmediklerini aslında çok da merak ediyorum doğrusu. Tango yapan erkek sayısı, kadın sayısından  çok az bu memlekette... İstanbul'da durum buysa diğer illerin durumu çok daha vahimdir eminim...
21 Şubat akşamı Türkiye'de ilk defa bir kilisede İstanbul Tango tarafından Kumkapı Tarihi Vortvots Vorodman Kilisesinde milonga gecesi düzenlendi... Eh bir Tangosever olarak hiç kaçırılmayacak bir gece... Malum kilisede akustik şahane olur... Kutsal bir mekan ve Tango, kulağa çok hoş geliyor... Bir de muhteşem bir Tango şovu var... Hayatta kaçmaz... E tabi kaçırmadım da….
Tango tutkusu bir yandan, fotoğraf tutkusu diğer yandan... Hem izledim hem fotoğrafladım hem de inanılmaz keyif aldım...nFotoğraflarla Vortvots Vorodman Kilisesi'nde Tango...

Hüznün, yalnızlığın ve melankolinin dansıdır Tango...


Tango; bir varoluş, iki ayrı bedenin,t ek bir beden halinde hareket etmesidir....

Karşılıklı birbirini anlamaya dayalı bir danstır Tango...

Önce iletişim kurman gerekir ,tıpkı hayat gibi.. .Erkek konuşur, kadın erkeği dinler ve yanıtlar. Eğer karşındakini dinlemez, ne söyleyeceğini varsayarsan  yanıt veremez ve diyalog monoloğa dönüşür.


Tango, her iki kişinin kararlı hareket ettiği, genelde sessizliğin hüküm sürdüğü bir danstır .Bazen vahşi ,bazen yumuşak, bazen de her ikisi birden olabilir. Engelleyici olmayan bir kucaklayış esastır..

Tango, kendimizi tanımaktır, karşımızdakinin bize ayna tutmasıdır....


Tango hayatın ta kendisidir...

Tangoda; ilişki diyalogtur, asla monolog ya da dayatma değildir; diyalog karşındakinin ne söylediğine kulak vermektir, ne söyleyeceğini bildiğini varsaymak değil, kucaklamak alan açmaktır, yakalamak değil...





Geniş ve görkemli bir avludan geçerek Vortvots Vorodman Kilisesine ulaşıyorsunuz... Güler yüzlü ev sahipleri var bu kilisenin... Bu kilise 2011 yılından beri hem ibadethane hem de kültür merkezi olarak kullanılmakta... Konser, sergi ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmakta... 21 Şubat gecesi de, biz Tango severlere kapılarını açtı... Muhteşem bir deneyimdi... Bunun için bu organizasyonu düzenleyen İstanbul Tangoya ve bize kapılarını açan Vortvots Vorodman Kilisesi yönetimine sonsuz teşekkürler... 

Ve işte gecenin yıldızları Özhan Azar&Silvina Walz...


Bugüne kadar izlediğim en etkileyici Tango şovdu... Huzurlu, kutsal bir enerji ve kutsal bir mekanda... Yaydıkları enerji büyüleyici... Bir yandan video çekmeye çalışıp, bir yandan da dolu dolu gözlerle şovu izlemek... Duygular tavan, tüyler diken diken, pür dikkat ve hayranlıkla seyreylemek... Ağlamaya ramak kala, Tangonun hüznün dansı olduğunu ispatlarcasına... İnsana geçen duygu paha biçilemez...
Ne yazık ki çekim çok iyi değil, aynı duyguyu vermiyor belki... Canlı canlı ve o atmosferde izlemenin tadı bir başka ama yine de izlenmeli... Teşekkürler Özhan Azar&Silvina Walz...
 


Umarım bir gün ben de bu kadar iyi Tango yapabilirim:)


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone