Nasıl atlara,gördüklerinden ürkmemeleri için meşin gözlük takıp onların görüş alanlarını daraltıyorsak,kendimize de aynı şeyi yapıyoruz.At gözlüklerimizi,alışık olmadıklarımızın dışındaki herşeye karşı kendimizi kapayacak veya bunları dışlayacak biçimde dar tutuyoruz.Sonuçta kendimizin,başkalarının ve evrenle olan ilişkilerimizin sınırsız,ama çaba gerektiren makrokozmik gerçeğini görmek yerine,bu gerçeğin son derece kısıtlı,ama bize pek rahat gelen mikroskobik bir parçasıyla yetiniyoruz...
M.S.2150
Thea Alexander
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
Thea Alexander etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Thea Alexander etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Nisan 2014 Salı
6 Kasım 2013 Çarşamba
M.S. 2150
Herkes mutluluk arayışı içinde olduğuna göre, bakış açınızın boyutlarını bilmeniz son derece önemli; çoğu kere kısa vadeli mutluluklar uzun vadede acılara neden olurlar. Eğer yaşamınızdan geniş anlamda hoşnut olmak istiyorsanız, yaşam anlayışınızın ve bu anlayışın belirlediği seçimlerin uzun vadedeki sonuçlarını (zevk-acı) bilebilmeniz için bakış açınızı genişletmek zorundasınız.
Mikro sınırlar içinde olanlar, bir insanın fiziksel görünümünün ötesinde var olanları doğru biçimde idrak edemezler. Bilinçaltı, ruh ya da birlik-kardeşlik gibi kavramlar mikro adam için sadece soyut düşüncelerdir. Bir başka anlatımla, böyle biri kendini kimseye uzun süre bağlı hissedemez, kardeşçe duygular besleyemez, sevecen olamaz. Gerçekte kendisiyle yabancılaşmıştır, kendini kendinden(bilinçaltından) ayrı hisseder; bu yüzden kendini başkalarına karşı da yabancı, başkalarından da ayrı hissetmek zorundadır.
M.S.2150
Thea Alexander
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
Mikro sınırlar içinde olanlar, bir insanın fiziksel görünümünün ötesinde var olanları doğru biçimde idrak edemezler. Bilinçaltı, ruh ya da birlik-kardeşlik gibi kavramlar mikro adam için sadece soyut düşüncelerdir. Bir başka anlatımla, böyle biri kendini kimseye uzun süre bağlı hissedemez, kardeşçe duygular besleyemez, sevecen olamaz. Gerçekte kendisiyle yabancılaşmıştır, kendini kendinden(bilinçaltından) ayrı hisseder; bu yüzden kendini başkalarına karşı da yabancı, başkalarından da ayrı hissetmek zorundadır.
M.S.2150
Thea Alexander
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
4 Kasım 2013 Pazartesi
Mikro Ben'in Kendini Savunma Yöntemleri
Sözle Açığa Vurma: Uygunsuz istekleri onlardan sürekli söz ederek bastırmaya çalışma.
Dengeleme Çabası: Bir konudaki düş kırıklığını başka bir konudan aşırı zevk alarak dengelemeye (telafi etmeye), ya da bir zayıflığın etkisini güçlü bir yanı abartarak azaltmaya çalışma.
Gerçeğin Yadsınması: Genelde ''hastalanarak'' veya iş ya da hobilere kendini vererek Mikro ben'i gerçeğin istenmeyen sonuçlarından, o gerçeği yadsıyarak (gerçeği görmezden gelerek) koruma.
Başka Şeye Boşalma: Duyguları (genellikle öfkeyi) o duyguyu uyandıran kişiyi ya da nesnelerden daha az tehlikeli kişi veya nesnelere boşaltma. Hırsını başka birinden veya şeyden çıkarma.
Duygusallıktan Kaçınma: 'Ben'i acıdan korumak için duygusal bağlılıklardan kaçınma.
Düş Kurma: Ulaşılmamış isteklerin gerçekleşmiş olduğunu düşleyerek doyum sağlama.
Kimlik Edinme: Ünlü kişi ya da kuruluşlarla özdeşlik kurarak, bu sayede kendini daha değerli ve önemli hissetme.
Kendini Başka Biri Gibi Görme: Reddedilmemek için başkalarının değerlerini benimseme.
Kendini Soyutlama: 'Ben'e acı verebilecek koşullardan uzak durmak ya da bazı davranışların sonuçlarından kaçınmak için onları uygunsuz olarak niteleme.
Yansıtma: Kendi uygunsuz isteklerini başkalarına yükleme ya da karşılaşılan güçlükler konusunda başkalarını suçlama.
Akla Uydurma: Bir davranışın haklılığını ve onaylanması gerektiğini akla uygun biçimde kanıtlamaya çalışma.
Tepki Oluşturma: Tehlikeli(toplumsal açıdan kabul görmeyen) istekleri bunların karşıtlarından söz ederek bastırmaya çalışma.
Gerileme: Daha az olgun davranış isteyen ve daha düşük nitelikte amaçları olan, gerçekte aşılmış bilinç düzeylerine geri dönme.
Bilinç Dışına İtme: Acı veren ya da tehlikeli düşünceleri bilinçdışına itme.
Sevimli Olma Çabası: Kendine verdiği değeri desteklemek için başkalarının beğenisini kazanmaya çalışma.
Kendini Hırpalama Veya Cezalandırma: Ahlak dışı istek ve davranışları 'Ben'e acı çektirerek ödeme.
İnsanın kendini yadsıyan bu teknikleri kullanarak psikolojik acısını hafifletme çabaları, kısa vadeli(mikro) bakış açısından başarılı sonuç verir. Başka bir anlatımla, bu teknikler işe yarar. Onları kullanma nedenimiz de zaten işe yarar olmalarıdır. Ancak sağlanan bu başarı geçicidir, çünkü bu teknikler farkındalığımızı öyle azaltır ki, geniş (makro) bakış açısının değil sadece kendi düşüncelerimizin yarattığı gerçeğini kolayca unutabiliriz.
Belki de psikolojik savunma yöntemlerinin sonunda ulaştığı en önemli nokta, psikolojik gerilimin kaçınılmaz biçimde artarak bedeni hastalanmasına, yaşlanmasına hatta ölmesine neden olabilecek kadar hırpalaması, yıpratmasıdır. Bu konudaki ilk araştırma 1930'lu yıllara tıp doktoru Hans Selye yönetiminde yapıldı. Dr.Selye'nin vadığı sonuca göre gerilim veye direnme (ve bu durumun yarattığı sürtünme) olmasaydı, hastalık, acı veya ölümde olmazdı.
Kendini yadsıyan bu teknikleri kullanmak insanı sonuçta çok daha büyük acılara (psikolojik gerilimlere) götürür, çünkü bu teknikler acıların nedenlerini (olumsuz düşünceleri) asla ortadan kaldırmaz, sadece sonuçları, yani olumsuz duyguları geçici olarak hafifletir.
20.yüzyılın ikinci yarısında pek sık görülen alkol ve uyuşturucu bağımlılarının durumu bu anlattıklarıma çarpıcı bir örnek olabilir. Psikolojik acıyı hafifletmek için bilinçlerinin büyük bölümünü farkındalık dışı bırakıp (yadsıyıp), kendilerini rahatsız edici duygulardan geçici olarak kurtarıyorlardı, böylece geriye keyif verici duygular kalıyordu. Ama sıkıntıların gerçek nedenleri ortadan kalkmamış olduğu için, alkolün ve uyuşturcunun etkisi geçtiğinde, psikolojik acı hep artarak geri dönüyordu. Kendi rahatsızlıklarının sorumluluğunu üstlenmekten kaçındıkları sürece bağımlılıklarından kurtulmaları mümkün olmuyordu, ama bu arada psikolojik acı hiçbir şey tarafından dindirilmeyecek ölçüde büyüyordu. Sonra, ancak o noktadan sonra, kendi olumsuz düşüncelerinin sorumluluğunu kabullenmeye, yardım dilemeye, daha geniş bir bakış açısı edinip yeni bir yaşam felsefesine, Makro bakış açısına yaklaşan yeni bir gerçeğe doğru ilerlemeye hazır oluyorlardı.
Gecenin ne kadar karanlık olduğu hiç önemli değil. Er geç gün ışımak, güneş doğmak zorunda.
M.S.2150
Thea Alexander
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
Dengeleme Çabası: Bir konudaki düş kırıklığını başka bir konudan aşırı zevk alarak dengelemeye (telafi etmeye), ya da bir zayıflığın etkisini güçlü bir yanı abartarak azaltmaya çalışma.
Gerçeğin Yadsınması: Genelde ''hastalanarak'' veya iş ya da hobilere kendini vererek Mikro ben'i gerçeğin istenmeyen sonuçlarından, o gerçeği yadsıyarak (gerçeği görmezden gelerek) koruma.
Başka Şeye Boşalma: Duyguları (genellikle öfkeyi) o duyguyu uyandıran kişiyi ya da nesnelerden daha az tehlikeli kişi veya nesnelere boşaltma. Hırsını başka birinden veya şeyden çıkarma.
Duygusallıktan Kaçınma: 'Ben'i acıdan korumak için duygusal bağlılıklardan kaçınma.
Düş Kurma: Ulaşılmamış isteklerin gerçekleşmiş olduğunu düşleyerek doyum sağlama.
Kimlik Edinme: Ünlü kişi ya da kuruluşlarla özdeşlik kurarak, bu sayede kendini daha değerli ve önemli hissetme.
Kendini Başka Biri Gibi Görme: Reddedilmemek için başkalarının değerlerini benimseme.
Kendini Soyutlama: 'Ben'e acı verebilecek koşullardan uzak durmak ya da bazı davranışların sonuçlarından kaçınmak için onları uygunsuz olarak niteleme.
Yansıtma: Kendi uygunsuz isteklerini başkalarına yükleme ya da karşılaşılan güçlükler konusunda başkalarını suçlama.
Akla Uydurma: Bir davranışın haklılığını ve onaylanması gerektiğini akla uygun biçimde kanıtlamaya çalışma.
Tepki Oluşturma: Tehlikeli(toplumsal açıdan kabul görmeyen) istekleri bunların karşıtlarından söz ederek bastırmaya çalışma.
Gerileme: Daha az olgun davranış isteyen ve daha düşük nitelikte amaçları olan, gerçekte aşılmış bilinç düzeylerine geri dönme.
Bilinç Dışına İtme: Acı veren ya da tehlikeli düşünceleri bilinçdışına itme.
Sevimli Olma Çabası: Kendine verdiği değeri desteklemek için başkalarının beğenisini kazanmaya çalışma.
Kendini Hırpalama Veya Cezalandırma: Ahlak dışı istek ve davranışları 'Ben'e acı çektirerek ödeme.
İnsanın kendini yadsıyan bu teknikleri kullanarak psikolojik acısını hafifletme çabaları, kısa vadeli(mikro) bakış açısından başarılı sonuç verir. Başka bir anlatımla, bu teknikler işe yarar. Onları kullanma nedenimiz de zaten işe yarar olmalarıdır. Ancak sağlanan bu başarı geçicidir, çünkü bu teknikler farkındalığımızı öyle azaltır ki, geniş (makro) bakış açısının değil sadece kendi düşüncelerimizin yarattığı gerçeğini kolayca unutabiliriz.
Belki de psikolojik savunma yöntemlerinin sonunda ulaştığı en önemli nokta, psikolojik gerilimin kaçınılmaz biçimde artarak bedeni hastalanmasına, yaşlanmasına hatta ölmesine neden olabilecek kadar hırpalaması, yıpratmasıdır. Bu konudaki ilk araştırma 1930'lu yıllara tıp doktoru Hans Selye yönetiminde yapıldı. Dr.Selye'nin vadığı sonuca göre gerilim veye direnme (ve bu durumun yarattığı sürtünme) olmasaydı, hastalık, acı veya ölümde olmazdı.
Kendini yadsıyan bu teknikleri kullanmak insanı sonuçta çok daha büyük acılara (psikolojik gerilimlere) götürür, çünkü bu teknikler acıların nedenlerini (olumsuz düşünceleri) asla ortadan kaldırmaz, sadece sonuçları, yani olumsuz duyguları geçici olarak hafifletir.
20.yüzyılın ikinci yarısında pek sık görülen alkol ve uyuşturucu bağımlılarının durumu bu anlattıklarıma çarpıcı bir örnek olabilir. Psikolojik acıyı hafifletmek için bilinçlerinin büyük bölümünü farkındalık dışı bırakıp (yadsıyıp), kendilerini rahatsız edici duygulardan geçici olarak kurtarıyorlardı, böylece geriye keyif verici duygular kalıyordu. Ama sıkıntıların gerçek nedenleri ortadan kalkmamış olduğu için, alkolün ve uyuşturcunun etkisi geçtiğinde, psikolojik acı hep artarak geri dönüyordu. Kendi rahatsızlıklarının sorumluluğunu üstlenmekten kaçındıkları sürece bağımlılıklarından kurtulmaları mümkün olmuyordu, ama bu arada psikolojik acı hiçbir şey tarafından dindirilmeyecek ölçüde büyüyordu. Sonra, ancak o noktadan sonra, kendi olumsuz düşüncelerinin sorumluluğunu kabullenmeye, yardım dilemeye, daha geniş bir bakış açısı edinip yeni bir yaşam felsefesine, Makro bakış açısına yaklaşan yeni bir gerçeğe doğru ilerlemeye hazır oluyorlardı.
Gecenin ne kadar karanlık olduğu hiç önemli değil. Er geç gün ışımak, güneş doğmak zorunda.
M.S.2150
Thea Alexander
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
3 Kasım 2013 Pazar
Makro Felsefe
Dünyadaki tüm büyük dinler ''Ne ekersen onu biçersin'' derler. Makro felsefeye göre bu deyişin anlamı olumlu ve olumsuz düşünce kalıplarının yarattığı sonuçlarda aranmalıdır. Eğer gerçekleşmesinden korktuğunuz bir şey varsa, genelde gerçekleşir; çünkü, düşünce enerjinizi bu korkulu olaya harcar, dolayısıyla da onu kendi düşüncenizin enerjisiyle yaratmış olursunuz.
İki bin yılı aşkın bir süre önce, bilge kişi, mesellerinin 23:7'nci bölümünde ''Bir insanın yüreğinde ne varsa, kendisi 'o'dur'' demiş.
Makro felsefeye göre olumsuz düşünce, olumsuz duygu ve olumsuz deneyim üretir; oysa,olumlu düşünce olumlu duygu ve olumlu deneyime kaynak olur. Tek bir düşünce bile kaybolmaz. Düşüncelerimizin tümü eskilerin yüreğimiz dedikleri bilinçaltımıza kaydolur ve burada her olumsuz düşünce aynı yoğunlukta veya güçte olumlu bir düşünceyle dengelenene ya da yok edilene kadar olumsuz duygular üretmeyi sürdürür(+ ve -= 0).
Olumsuz düşünceler korku, öfke, düş kırıklığı, suçluluk duygusu, bunalım, üzüntü ve benzeri huzursuzluklar üretir. Olumsuz duygularımızı, onları yadsıyarak gidermeye çalışırız. Yani, olumsuz duygularımızı kendi olumsuz düşüncelerimizle yarattığımızı kabul etmek yerine, bu duygulardan onları bastırmak, başkalarına yansıtmak ya da mantıklı kılacak bahaneler bulmak gibi psikolojik savunma yöntemlerini devreye sokarak kurtulmaya çalışırız.
Bu savunma yöntemlerinin tamamı, sizi rahatsız eden duygularla ilgili farkındalığımızı azaltma ya da ortadan kaldıracak biçimde düzenlenmiştir. Böylece kendi farkındalığımızı kendimiz azaltıyor, bakış açımızı daraltarak mikro bakış açısı düzeyine indirgiyoruz. İçinde bulunduğumuz rahatsızlığın sorumluluğunu üstlenmek yerine bu sorumluluğu başka birine ya da başka bir şeye yüklemek de çok alışılmış tekniklerden biridir...
M.S.2150
Thea Alexander
''Dileyin, size verilecektir; arayın bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.''(Matta 7:7)
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
İki bin yılı aşkın bir süre önce, bilge kişi, mesellerinin 23:7'nci bölümünde ''Bir insanın yüreğinde ne varsa, kendisi 'o'dur'' demiş.
Makro felsefeye göre olumsuz düşünce, olumsuz duygu ve olumsuz deneyim üretir; oysa,olumlu düşünce olumlu duygu ve olumlu deneyime kaynak olur. Tek bir düşünce bile kaybolmaz. Düşüncelerimizin tümü eskilerin yüreğimiz dedikleri bilinçaltımıza kaydolur ve burada her olumsuz düşünce aynı yoğunlukta veya güçte olumlu bir düşünceyle dengelenene ya da yok edilene kadar olumsuz duygular üretmeyi sürdürür(+ ve -= 0).
Olumsuz düşünceler korku, öfke, düş kırıklığı, suçluluk duygusu, bunalım, üzüntü ve benzeri huzursuzluklar üretir. Olumsuz duygularımızı, onları yadsıyarak gidermeye çalışırız. Yani, olumsuz duygularımızı kendi olumsuz düşüncelerimizle yarattığımızı kabul etmek yerine, bu duygulardan onları bastırmak, başkalarına yansıtmak ya da mantıklı kılacak bahaneler bulmak gibi psikolojik savunma yöntemlerini devreye sokarak kurtulmaya çalışırız.
Bu savunma yöntemlerinin tamamı, sizi rahatsız eden duygularla ilgili farkındalığımızı azaltma ya da ortadan kaldıracak biçimde düzenlenmiştir. Böylece kendi farkındalığımızı kendimiz azaltıyor, bakış açımızı daraltarak mikro bakış açısı düzeyine indirgiyoruz. İçinde bulunduğumuz rahatsızlığın sorumluluğunu üstlenmek yerine bu sorumluluğu başka birine ya da başka bir şeye yüklemek de çok alışılmış tekniklerden biridir...
M.S.2150
Thea Alexander
''Dileyin, size verilecektir; arayın bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.''(Matta 7:7)
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)