İnsanlara mutlu olmayı öğretebilir misiniz? Para mutluluk getirir mi? Neden kimileri diğerlerine göre daima mutlu görünür? İnsanlık haline ilişkin bu yaygın sorunlar, yakın geçmişe kadar psikologlar tarafından göz ardı edilmiştir.
Pozitif psikoloji bireylerde ve gruplarda olumlu duygulara, erdemli davranışlara ve optimum performansa neden olan elementleri ve süreçleri araştırır. Esasen az sayıda "kendilik psikoluğu" sağlıkla, uyumla ve doruk performansla daima igilenmiş olsa da, mutluluk üzerine çalışma yapmak önemsiz, hatta abes bulunmuştur. Bu muhtemelen hâlâ geçerli bir görüştür: Her 100 ciddi psikoloji kitabı ve makalesinden 99'u depresyonla ilgiliyken yalnızca biri mutluluğu konu alır. Öte yandan, mutluluğun mutsuzluğun karşıtı olmadığını da 50 yıldır biliyoruz. Hatta bunlar neredeyse birbirleriyle ilişkisiz kavramlardır.
Mutluluk psikoloisi üzerine ilk kitaplar 1980'lerde görülmeye başlandı. Ardından bu konuda uzman birkaç akademik dergi ortaya çıktı. Pozitif psikoloji hareketinin adamakıllı bir burs desteğiyle canlanması içinse, yeni milenyumu beklemek gerekti. Bundan sonra pozitif psikoloji bir çok ünlü psikoloğun araştırma odağını oluşturdu; bugünse, mutluluk üzerine çalışmalardan daha geniş bir alanı kaplamaktadır.
Temel konular Mutluluk psikoloji filozoflar, teologlar ve siyasetçilerin yıllardır peşinden koştuğu bazı temel soruları yanıtlamaya çalışır. İlk soru dizisi mutluluğun tanımı ve ölçütleriyle ilgilidir; ikincisi neden bazı grupların böylesine mutlu ya da mutsuz olduğu; üçüncüsü ise, mutluluğu artırmak için kişinin ne yapması (ya da yapmaması) gerektiğidir.
Bilim tanımlarla başlar. O halde, mutluluk nedir? Kimi zaman iyi olmakla, halinden memnun olmakla, huzur ve tatmin duygusuyla tanımlanır ya da yaşamdan memnun olmakla ya da bir o kadar psikolojik sıkıntı bulunmamasıyla ilgili görülür. Haz, keyif ve neşe bağlamında da tanımlanmaya çalışılmıştır. Akış halinde olmak mutlu olmak demektir.
Araştırmacılar tarafından kullanılan terim, genellikle "öznel iyilik hali"dir. Bireylerin kendi yaşamları ve genel tatminleri hakkında nasıl genel ve kişisel bir değerlendirme yaptıklarını ifade eder. Yani, kendi iyilik halini değerlendiren bireyin kendidir; ne koçları, danışmanları ya da günah çıkarttığı papazlar, ne de öğretmenleri, terapistleri ve kuramcılarıdır.
Bu kişisel değerlendirmeler iki alana ayrılabilir: işte ve evde memnun olmak; kendinden ve başkalarından memnun olmak. Kişi bu alanlardan birinde daha memnun, diğerinde daha memnuniyetsiz hissedebilir; ancak yine de bunlar birbirlerine sıkı sıkıya bağlılık gösterme eğilimindedir. Şansın iyi gitmesi ya da çok ciddi bir kaza geçirmek gibi özel durumlara göre dalgalanmalar olabilir ve olur da zaten; ancak görece kısa bir süre sonra, kişinin karakteristik düzeyine geri döner.
Mutluluğu ölçmek Çoğu mutluluk ölçümü standardize anketler ya da görüşme listeleriyle yapılır. Bilgilendirilmiş gözlemciler, yani kişiyi iyi tanıyan ve sürekli gören kişiler tarafından da yapılabilir. Bir de, kişilerin kendilerini bir gün, hafta ya da ay içinde kaç kez ne kadar mutlu hissettiklerini bildirdiği ve bu derecelendirmelerin toplanıp değerlendirildiği deneyim örneklemi yöntemi vardır. Bir başka ölçümde de, kişinin belleğine bavurulup, geçmiş hakkında kendini ağırlıklı olarak mutlu mu yoksa mutsuz mu hissttiğine bakılır. Sonuncu olarak, beynin tarhanasından tükürükte kortzol düzeylerine kadar her şeyi inceleyen ve henüz oturmamış ama gelişmekte olan fiziksel ölçümler vardır. Mutluluğu güvenilir ve geçerli olacak şekilde ölçmek çok da zor değildir.
Mutluluk bir işe yarar mı? Elbette! Araştırma kanıtlarına göre, bağışıklık sistemleri de güçlü olduğundan, mutlu kişiler mutsuzlardan daha sağlıklı ve daha uzun bir hayat sürerler. İşlerinde daha başarılı olma ve daha iyi sosyal ilişki kurma eğilimi gösterirler. Diğerlerinden daha çekicidirler. Mutsuz kişilere göre kendileriyle daha barışıktırlar ve her türden aksilikle daha iyi baş ediyor görünmektedirler. Mutlu kişiler daha yerinde kararlar verir ve daha yaratıcı olma eğilimi taşırlar. Mutsuz kişilerse, tehlike ya da başarısızlık işaretlerine karşı tetikte bekleyerek zamanlarını ve enerjilerini boşa harcıyor görünürler. Bu da onları tüketir.
Kendini iyi hissetme halinin kalıtsal olduğuna dair kanıtlar vardır. İkiz çalışmalarında, kişilerin depresyona eğilim ve yatkınlıkta olduğu gibi, mutluluğa eğilim ve yatkınlığı da kalıtsal olarak devraldıkları gösterilmiştir. Ancak, özellikle yaşamın ilk dönemlerindeki aile ve ev ortamı gibi çevre etmenlerinin de mutlaka rolü vardır. Ayrıca, insanların, kendilerini aşırı mutlu ya da mutsuz edecek olaylar yaşasalar da, hızla başladıkları noktaya dönme eğiliminde olduğunu bilmekteyiz.
Bazı toplumların ve bireylerin, tek kelimeyle diğerlerinden daha mutlu olduğuna dair kanıtlar da vardır. Örneğin, Latin halkları Pasifik Kıyıları halkından daha mutlu görünmektedir. Topyekûn ulusal mutluluk iki şeyle ilgili görünmektedir: insanların içinde yaşadıkları toplumun refah, denge ve demokratik niteliği; olumlu duyguları yaşayıp olumsuzlardan kaçınma arzusunu yöneten toplumsal norm ve gelenekler. Kanıtlara göre, şiddetli yoksulluk insanları kesinkes mutsuz kılarken , büyük bir zenginlik insanın kendini iyi hissetmesinde pek az katkıda bulunur. Çalışmalar, kişilerin maddecileştikçe daha mutsuz olduklarını da göstermiştir. En mutlu kişilerin tümü de iyi dostlara sahip görünmektedir.
Mutlu olmayı öğrenmek İnsanların daha mutlu olmak için yapabilecekleri basit birçok şey vardır. İlki, başarıyı mutlulukla karıştırmamaktır. İkincisi, kendi hayatının ve programının kontrolünü ele almaktır. Mutlu davranışlar sergilemeniz, başkalarının da size farklı yaklaşmasını sağlar ve kendinizi gerçekten de mutlu hissedersiniz. Yetenek ve tutkuları geliştirecek işler ve boş zaman etkinlikleri yaratmak çok da yararlı olur. Düzenli egzersiz yapmak, düzenli uyumak ve sağlıklı yemek insana kendini iyi hissettirir. İlişkilere zaman ayırmak ve özen göstermek mutluluk açısından önemlidir. Başkalarını onaylamak, yardım etmek ve yaşadığına şükretmek de, en iyi ifadeyle inanç sahibi olmak şeklinde tanımlanabilecek bir amacı ve umudu olmak kadar mutluluğu artıracaktır.
Pozitif psikoloji, odak noktasını, kişisel zayıflıkları araştırıp onları düzeltmek ya da değiştirmekten, güçlü yanların ve meziyetlerin incelenmesine kaydırmaktadır. Amacı, gerçek mutluluğu ve iyi yaşam sürmeyi destekleyerek sağlığı da desteklemektir. Hem popüler yazarlar hem de araştırmacılar için, pozitif psikolojiye giriş kapsamında, güçlü yanlar ve değerler listelendirilmeye ve sınıflandırılmaya çalışılmıştır. Bu çaba hayata geçirilmiş olmakla birlikte, halen görüş ayrılıkları mevcuttur. Aşağıda en güncel liste yer almaktadır:
- Bilgelik ve bilgi- yaratıcılık, merak, açık fikirli olmak, öğrenme sevgisi, bakış açısı.
- Cesaret- yüreklilik, sebat, dürüstlük, dirilik.
- İnsanlık- sevgi, nezaket, sosyal zeka.
- Adalet- vatandaşlık, adillik, liderlik.
- Ilımlılık- bağışlayıcılık ve merhamet, edep ve tevazu, kendine hakim olmak.
- Aşkınlık- güzellik ve mükemelliği takdir, kadir bilme, umut, mizah duygusu, ruhanilik.
Kitap: Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Psikoloji Fikri
Yazar: Adrian Furnham
Sevgi ve ışıkla kalın..
Persephone
