Akış enteresan bir şey değil mi? Ben eğitimdeyim, biriniz dertleriyle boğuşuşuyor, biriniz keyifli zaman geçiriyor, biriniz harıl harıl çalışıyor, bir diğeriniz çocuğunun sorunlarıyla uğraşıyor. Hepimiz için hayat akmaya devam ediyor bir şekilde. Durağanlık yok... İşte hayat! Yaşıyor ve nefes alıyoruz...
Benim için inanılmaz keyifli geçen bir eğitim oldu. Neden mi? Konu koçluk becerileriydi ve hayatımda ki bir çok yanlışın nedenini fark ettim de ondan... Pıfff koçluk mu? Modern çağımızın zırvalıkları, yeni kazanç kapısı diyenlere durun bir diyeceğim var! Paydaştık evet! Üzülerek söylüyorum artık değiliz. Ayıracak maddi imkanlarınız varsa eğer, bir koç edinmeye değer. Gördüğüm o. Çünkü inanılmaz bir farkındalık yaratıyor ve ağzınız bir karış açık kala kalıyorsunuz. Bildiğiniz tüm doğrular çöp oluyor. Kendinizi tanımaya, anlamaya başlıyorsunuz...
Genelde davranışı değerlendirme eğilimine sahibiz insanlarla iletişimimizde. Duygu ve düşünce bizi pek bağlamaz. Hoşumuza gitmeyen bir davranışla karşılaştığımızda altında yatanı pek sorgulamayız. Ya arkadaş bu kadar kankaydık bana bunu yaptı, mağduriyetini bir çoğumuz yaşamışızdır. Neden, niçin yaptı ile pek ilgilenmeyiz. İşte tam da bu noktada sıkıntılarımız başlıyor. Altında yatan duygu ve düşünceyi okuma becerisine sahip değilsek davranışı yorumluyor ve kişisel algılıyoruz. Ya o gün kankanızın canı sıkkınsa? Sizinle görüşmeden az önce canı başka bir duruma sıkılmışsa? Siz de yaşanan durumu yüzeysel görüyor ve kişisel algılıyorsanız?
Çoğu zaman olay ve durumları yorumlarken frene basıp, düşünmeyi unutuyor ve istemediğimiz tepkiler veriyoruz. Doğal olarak da istemediğimiz sonuçlarla karşılaşıyoruz. Arkada yatan sebepleri gözardı ediyoruz ve mağdur hissine kapılıyoruz. Doğru mu? Tabii ki değil. Eğer kankamızı kaybetmek istemiyorsak, bizim için önemliyse onun bu davranışının altında yatan sebepleri öğrenmeye çalışıyoruz. Bizim için kıymeti yoksa da uğraşmaya değmez kararını vererek yolumuza devam ediyoruz...
Kendimizi, duygularımızı, ne istediğimizi ne kadar biliyoruz? Ne kadar tanıyoruz? Ve karşımızda ki insanları hangi baremlerimize göre değerlendiriyoruz? Peki ya kendimizin farkında mıyız?
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone

