3 Şubat 2015 Salı

Ah İstanbul

,

foto:persephone güncesi
Konak Pastanesi-Galata 

Sol yanımda Orhan Veli, sağ yanımda Yahya Kemal... 
Gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum, bugün bir tepeden bakıyorum aziz İstanbul'a, Galata'da Konak Pastanesi'nin terasındayım bugün... İstanbul kanatlarımın altında...
Bir elimde mis kokulu, az şekerli türk kahvem, bir elimde sigaram, hafif esen ılık rüzgarın eşliğinde, Edip Akbayram'ın o güzel tınısı kulaklarımda Bekle Bizi İstanbul... Derin bir nefeste içime çekiyorum seni İstanbul...
Arkamda tüm heybetiyle Galata kulesi, Kız kulesine olan aşkını  fısıldıyor kulağıma... Gülümsüyorum garip bir hüzünle, Bedri Rahmi Eyüboğlu geliyor birden dile:

İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kız Kulesi'nin aklı olsa
Galata Kulesi'ne varır
Bir sürüde çocukları olur...

Gözlerim dalıyor uzaklara Ümit Yaşar Oğuzca'nın Galata kulesine isyanını duyumsuyorum bir anda, göz yaşlarına dokunuyorum yazdığı şu dizelerde:

6 Haziran 1973
Pırıl pırıl bir yaz günüydü
Aydınlıktı, güzeldi dünya
Bir adam düştü o gün Galata Kulesi'nden
Kendini bıraktı bir an boşluğa
Ömrünün baharında
Bütün umutlarıyla birlikte
Paramparça oldu
Bu adam benim oğlumdu... 

Büyüleyici manzara karşısında daha bir özümsüyorum bu şehre yazılan şiirleri, şarkıları, kitapları, fotoğraflara konu olan kareleri... Enlerin şehri İstanbul; en zengin, en fakir, en iyi, en kötü, en çok, en az, en mutlu, en mutsuz... 
Kimine cennet, kimine cehennem olan şehir İstanbul... Kimine acı vermiş, kimine sonsuz bir mutluluk... Baktığım her yüzde ayrı bir İstanbul...
Taşı toprağı altın deyip, köyünde ki toprağını, bağını bahçesini bırakıp gelmiş binlerce insan... Burada doğmuş burada büyümüş İstanbullu dediğimiz bir kesimde var ama, yedi göbek İstanbullu değilsen İstanbulluyum demek yakışmaz insana... Yemeklere atılan çeşit çeşit baharat gibi... İsyan etsek de bu çeşitliliğe yine de ayrı bir tat ayrı bir lezzet... Trafiğinden, karmaşasından, yoruculuğundan her daim şikayetçiyiz ama bir uzaklaşmaya gör bu şehirden, tüter gözünde özlemi...
Bu şehirden kaçma isteği her bir bedende... Lakin gel gör ki; alaycı bir tebessümle ''haydi kaç kaçabilirsen'' demekte sanki şehir... O da bilir biz gibi; geride bırakıp gitmesi zor...



İçinde kaybolduğum kocaman aşksın sen İstanbul...
foto:persephone güncesi
Konak Pastanesi-Galata 



SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone

9 yorum :

  1. Hâlâ çok güzel. Hâlâ büyüleyici. İki yüz yıl önce görmek isterdim. Kim bilir nasıl masalsı bir şehirdir o zaman...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen eski İstanbul fotoğraflarına bakıp, o dönemde yaşadığımı hayal ettiğim oluyor:) Sevgiler...

      Sil
  2. vallahi nefes alasım geldi..
    benim yerime de çekeydin ciğerlerine
    hele bi de yanına demli çay
    off ki ne off

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma Tolga offff ki ne offff... Sevgiler...

      Sil
  3. İstanbul canlı ya. nefes alıyor, bazen depresyona giriyor ve öyle bir cazibesi var ki vazgeçemiyorsun ondan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle Zamska sürekli yaşayan şehir:) Sevgiler...

      Sil
  4. Resim güzel, yazı güzel. Seviyorum ben bu şehri yaaa.
    Bak yine aşkım depreşti..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herşeye rağmen ben de seviyorum:)))) Sevgiler ladyim...

      Sil
  5. Ne güzel anlatmışsınız hem sevip, hem nefret edilen film, roman karakterleri gibi bir şehir İstanbul:) biz de 30 yıl Üsküdar Çiçekçi'liyiz ama sonra asıl sevdiğim şehre döndüm Ankara'ma:) fakat Beylerbeyi, Kanlıca, Küçüksu gibi yerleri özlemiyor değilim..
    sevgilerimle :)

    YanıtlaSil