30 Temmuz 2015 Perşembe

Düşündüm

,
Dağları aştım, uçsuz bucaksız ovaya geldim. Ovayı aştım çam ormanın içine daldım, yürüdüm yürüdüm, durmadan yürüdüm. Bir çam kestanesi yuvarlanıverdi önüme, dağıldı düşüncelerim. Savruldu ortalığa, eğildim topladım tek tek dağılanları... Devam ettim yürümeye... Denize vardım. Sus pus oldum oturdum kıyısına. Dalgaların ayaklarımdan süzülüşünü izledim. Dalgaların kumda bıraktıkları çakıl taşlarını saydım. Alçaldım, yükseldim, dengesini yitirmiş bir kuş gibi rüzgarın esintisinde savruldum. Sonra duruldum. Cırcır böceklerinin muhabbetlerine şahitlik ettim. Neler anlattılar neler. Kulağımı açtım bir bir dinledim. Sindirdim söylediklerini. Mühimdi söyledikleri... Kalktım yürümeye devam ettim. Vardım deniz aşırı bir eve. Yatakta yatan hasta adama geçmiş olsun dileklerimi ilettim, umarım duymuştur beni. Sesim çok derinden ve kısıktı. Duysun istemedim sanki yorgun bedeni. Eşi olduğunu düşündüğüm kadın sarıldı, sımsıkı sarıldı öyle içtendi ki. Ana kucağı kokusunu çektim içime. Kulağıma eğildi bir şeyler fısıldadı, irkilmeme sebep oldu. Cevap veremedim, dondum, derin bir iç geçirdim. İç sesim konuştu ''keşke 'O' da böyle düşünseydi.'' Çok güzeldi söyledikleri. Ancak düşlerde olurdu. Birden gitmem gerektiğini hatırladım, tasımı tarağımı toplayıp hızlıca uzaklaştım... Uzaklaşmam gerekti, korkuttu düşüncelerim...  


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →