30 Mayıs 2013 Perşembe

NELER OLUYOR BİZE “SEVGİ NEREDE”

,
                İnancın  kaybolmaya  başladığı, güvenin  artık adının  ifade  edildiği, sevgini   anlamının değiştiği, saygının ise  insan karakteristik  özelliğinin  değişime  uğraması  ile olumsuz  takılarla gösterildiği , hak  ve  hukuk  kavramlarının  yerlerde  gezindiği , gelecek  kaygılarının  doğuştan itibaren  başladığı, eğitimli  cahillerin yönettiği  bir dünya da  yaşar durumdayız  artık...

                Tüm  bu ve  benzer   gelişmeleri  ki  aslında  olumsuzlukların  hayatımızın  bir  parçası  olduğu ve  bunları  da  kabullenmeye  başlayan  bireylerin  artık  toplumların  oluşması  ve  gelişmesinde  rol oynamaya  başladığını  görmemek  bizlerin  de  böyle  bir  toplum bireyi  olmaya  başladığımızın göstergesidir.

                Sevginin olmadığı, hissedilmediği  ve  yaşanmadığı  toplumlar da  ben  merkezli  yaşam  hakim olacaktır ve  duygudan  bihaber, çıkarcı , ön yargılı , hukuk tanımaz,  kötülüğü   meziyet olarak  benimseyen  ,sadece  bu  dünyayı   kendisi için yaşam  merkezi  olarak  düşünen (ben buna düşünsel özürlüler diyorum )insanlar  topluluğu  ortaya  çıkacaktır.

                Sevgi  kuramının  kurucusu  Erich Fromm,  sevgiyi ;  insanların sorunlarına bir yanıt olarak kişideki  aktif  ve  yaratıcı  gücün  kaynağı  bir  enerji  olarak  ve  bu  söz  konusu  yaratıcılıkla  sevmeyi bir sanat  olarak tanımlar.

                Sevgi,  bir  sanat  olması  bakımından  da  uygulamada   olgunluk  gösterir.

Neden  şimdi   sevgiden  söz  etmeye  başladım  biliyor musunuz?

                Çünkü  sevginin  olmadığı yerde  yukarıda  söz ettiklerimiz ile her zaman karşılaşırız .Sevgiyi  uzmanların tanımlamaları da ancak bir yere kadar  olacaktır ve bizler onu geliştirmek , uygulamak , sonuçlarınıda  yaşamak ve yaşatmak  zorundayız,  bu biz insanların  eğer  gelecek  sosyal  durum  kaygısını  en azından  yaşamak  istemiyorsak  yapmamız  ve yapılmasını da isteyeceğimiz nesillere öğretmek  durumundayız.

                Sevgide koşul olmaz, burada sözünü ettiğim genel sevgi  anlayışıdır.Sevginin olduğu yerde  dostlarım,  neşe,  huzur,  mutluluk, başarı , barış ,güven, bütünlük, beraberlik, şefkat, doyum  olur.

Sevgiyi, sevmeyi bize  verilen tüm nimetlerde görelim  , yaşadığımız evrene sorumlu olduğumuzu  unutmayalım  olumlu düşünceler ancak sevgi bilincinde olur.

                Kayahan'ın dediği gibi;

                Yolu  sevgiden geçen herkesle bir gün buluşmak  dileğimle....

Sevgi ve saygılarımla  
YILMAZ   CAYMAZ

                               “SEVGİ ve IŞIKLA KALIN”
devamını oku →

26 Mayıs 2013 Pazar

KENDİMİZ NASIL OLMALIYIZ?

,


Bazen  düşünürüz  hepimiz,  ben  kimim? Kendimi  ne  kadar  tanıyorum? Kendimi  tanıdığım  ben  ile  beni  tanıyanlar  beni  nasıl  tanırlar? Acaba  ben  beni  tanıyanlar  kadar  kendimi  nasıl  ve  ne  kadarını  tanıyabiliyorum? Yada  ben,  tanıdığım  gerçekten  ben  miyim?
                Kendini  tanımak   için  fiziksel  bir düşünce tanımlaması  ile  ruhsal  düşünme  tanımlaması  formülü  ile    hareket  etmeli  insan,  ki tamlamayı  içine  birazda  aforizmalarla  süsleyip sonuçlandırsın.
                Burada   vücudumuzu   tanımaktan  çok  kendimizi  düşünsel  veriler  ışığında  genetik  ve edinimsel   olarak  nasıl  görüyoruz  nelere  sahip olarak  doğduk  neleri  sonradan  öğrendik   bizi etkileyen  faktörler   var  mıdır? Bunlar  bizim  için  yeterli  mi? Onlarla  yaşamalı mıyız?En  önemlisi  de  kabullenmeli miyiz   olduğu  gibi?

                               SORULAR,   SORULAR,   SORULAR…
                Ben,  bu  kadar  soruları  sordum  siz  sakın  sormayın zamanınızı  iyi  kullanın ,  kullanın  ki  kendinizin “  kendiniz”  olma  yolunda   atacağınız  adımları  çabuklaştıralım.

                Güzel bir  sözle  başlayalım: “insan  hayatını  kendini  tanıdığı  sürece  güzelleştirir”
Kendimizi  tanıyamadığımız da  ne  istediğimiz  bir  hayat  içinde  olur  ne de  çalışma  hayatımızı  belirler  halde  oluruz.Dünyada  belki  milyonlarca  insan  böyle  durumda  olduğu  kesin,  istemediğimiz  bir  işte  çalışmak,  istemediğimiz bir  evde  oturmak  yada  istemediğimiz  evlilikler  yapmak  tüm  bunlar  hayat  içinde  yaşanması  güç  , geri  dönülmez  istemsiz yaşam  biçimi  halini  alıvermiş.Yani  hayatın  anlamını   ve  amacının  ne  olduğunu  bilmeden   yaşamak  durumu   ortaya  çıkmıştır.Goethe  bunu  şöyle  ifade  etmiş: ' Bir  insanın  ulaşabileceği  en  yüksek  düzey,  kendi  inanç  ve  düşüncelerinin  farkına  varmak,  kendini  tanımaktır'.

                Kendini  tanımıyorsan  kendin  için  yararlı  olacak hiç  bir  eyleme  başlayamazsın kendine  yatırım  yapamazsın  özgürce  düşünemezsin  unutma  ne  ekersen  onu  biçersin  sözünün  arkasında  aslında  kendini  tanıyamamaktan  dolayı   yanlış  işler ve  yanlış  hayat  felsefesini  kendine  uygulamak   olmaktadır.
               
               Kendini  eğer  tanırsan  gerçeklerle  yaşarsın.Doğru  kararlar  alırsın,  potansiyelin   farkına  varırsın,  sorumluluklarını  bilen  insan, ama  gerçek  olursun.
              
               Kendini  eğer  iyi  tanırsan,  ruhsal  ve  fiziksel  yapına  sahip  olur  onları  kontrol  edebilirsin.

EĞER,    KENDİNİ  İYİ  TANIRSAN ;     DAİMA   KENDİN  OLURSUN.
Yılmaz  CAYMAZ

SEVGİ  VE  IŞIKLA   KALIN...
Persephone

devamını oku →

25 Mayıs 2013 Cumartesi

BİZ KENDİMİZ MİYİZ?

,
Yaşantımızın  her  döneminde  karşılaştığımız  ya da  karşı  karşıya  kaldığımız  zorluklar, engeller , davranış  bozuklukları ve  benzer eylemlerin  engel  gibi  olmasa  da  duygu  durum vaziyetimizi etkilediği   geri  bildirim de  bulunduğumuz  bu  davranışlar  karşısında bazen  istemesekte kabalaştığımız  bazen de  maske  takmaya  çalıştığımız  empatiden  uzak  davranışlarda bulunduğumuz  gerçeği  ortaya  çıkmaktadır. 
               En  güçlü, en  otoriter  gibi  olduğumuz  ya da  göründüğümüz  veya  gördüğümüz   bildiğimiz insanların  bile  negatif  yaşam  programı  içinde  oldukları;  aslında  bu  tür   insanların  hassas  diye tabir  edebileceğimiz  duygu  yapılarında  olduğu  da  bir  gerçek. İstatistikler  bunu  böyle  söylüyor.
Bir  başka  çalışma  ise  tevazu  gösteren  insanların  sadece  bu  yapılarından  dolayı yaşantılarında kaba  davranışlara  maruz  kalabildikleri, hassasiyet  göstermesi  yanında  nezaketi  ile  toplum  içinde bilinen  dışsal  görüntüsü  ile  her  zaman  kaybetmeye  meyilli  oldukları  görülmekte .
                O halde  elimiz  kolumuz  bağlı herşeyi  kabullenmek  zorunda mıyız? Tabi ki  hayır..
Ama  bir  gerçek  var  ki  artık  toplumlarda  ön yargılı düşünme  bir bilinç meselesi   haline  gelmiş  görünüyor.Genetik  mutasyonla  sanki  herkes  bunun  etkisinde  düşüncelerini  eyleme  dönüştürme çabasında  ve  normal  gibi  algılıyor  ve  en  önemlisi  uygulamaya  başlıyor.
                Aynalamanın artık  azalmaya  başladığı  ötekileşmenin  ön  plana  çıktığı  zamanımız  da,  ne yazık ki sevgiyi,  arzuyu  mutluluğu  iyiliği  insan  olmanın erdemini  taşıyamaz  ve yaşamaz  hale gelmiş durumdayız.
                Her  şey  sahte olmaya  başlamış  duygular  bile;  düşünceler  mantık  adı altında  yozlaşmış ve  iki  yüzlülüğü  ön plana  çıkarmış  durumda  konuşurken  yüz  yüze  gelmekten, göz göze  olmaktan birbirimizin  ellerini  sıkmaktan  çok uzaklaşmış  durumdayız.Bu durum  bizleri  nerelere  götürüyor  biliyor musunuz?   Maskeli  birey  olmaya  götürüyor.
                Sonuç;  kendini  ifade  edemeyen , ama yaşayan.Sevgiyi bilmeyen,  tanımayan ve  onu  günlük  duygu  olarak  gören, iyiliği  kendin ce  yorumlayan  ama  eylemsiz  kalanlar, kısacası kelimelerin  ifade  edemediği  bir gelecek  toplumu oluşuyor  ne  yazık ki..!

                HER  ŞEYE  RAĞMEN  İNSAN  OLMANIN  ERDEMİNİ  HİİSEDELİM SEVGİDEN İYİLİKTEN VE SAYGIDAN UZAK  KALMADAN  AN’ I  EN  GÜZEL  ŞEKİLDE  YAŞAMAYA  BAKIP   TADINI  ÇIKARALIM...

      Güzel  bir  söz  ile  bitirmek  istiyorum:
                Sormuşlar, dünyaya bir da gelseydin ne olmak isterdin  diye  cevap  vermiş.

                                                               BİR  DAHA SI  YOK  ki

                                               ÇÜNKÜ  ZAMAN   ÇOK  ÇABUK GEÇİYOR…

 Persephone'nun  dediği  gibi   :  sevgi  ve ışıkla  kalın

 03.04.2103
Yılmaz Caymaz 
devamını oku →

24 Mayıs 2013 Cuma

...

,

Etrafımızdaki insanlar bizim birer aynamızdır.Onların gözlerinin içine baktığımızda kendi yansımamızı görürürüz.Eğer ayna gerçek ve içten ise gerçek benliğimizi görürüz.
Hayatımızdaki farklı insanlar için farklı kişi olabiliriz.Bu kendimizi tanıyabilme yolunda ihtiyacımız olan geri bildirimler olabilir.
Ancak ayna kırık,sahte ya da pürüzlü olabilir.O zaman yansıma hatalı olacaktır.
Bizde zamanla bu hatalı yansımaya inanmaya başlarız!!!
Ve sonuç ayna kararır,yüzümüzü göremez oluruz!!!

Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Her Yeni Yaş İçindir

,
Beni bundan böyle
Beklese-beklese
Hüzün bekler,
Çağırsa-çağırsa
Hüzün.
Neden mi?
Neden olacak..
O kadar gezilip görüldü ki..
Hep ben bir şeyden,
Bir yer’den
Bir kimse’den uzaktaydım
Ve kendimden.
Ölüm beklemez beni..
Çünkü, ben gene de
Bir şeye,
Bir yer’e
Ya da bir kimseye giderken de
Kendimden uzakta olacağım.
İşte
Bunun adı hüzündür.
 
Özdemir Asaf
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone
devamını oku →

7 Mayıs 2013 Salı

Göğe Bakma Durağı

,
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

Turgut Uyar

Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone

devamını oku →