4 Mart 2014 Salı

KÜRK MANTOLU MADONNA

,


Sabahattin Ali ile ilk tanışmam yıllar önce ''Kürk Mantolu Madonna'' ile oldu.Kurgu muhteşem,romanda yer alan karakterler ustalıkla çizilmiş, soluk almadan bir günde bitirdim kitabı ve tekrar okunacak kitaplarım arasında...İnsanı bambaşka dünyalara götüren ,bu kadar da olur mu dedirten cinsten...Böylesi hikayeler çıkmıyor günümüzde ortaya...Çekingen,içine kapanık,melankolik,resme meraklı,sıradan bir adamın hikayesi...Okurken gözyaşlarıma hakim olamadığım,günlerce aklımdan çıkaramadığım kitap...Maria Puder ve Raif Efendi'nin buruk hikayesi...Halen ''Kürk Mantolu Madonna'yı'' okumadıysanız,çok şey kaçırmışsınızdır...Kitap kurdu olanların mutlaka okuması gereken ''Sabahattin Ali'' romanı...Okurken içinde kaybolacaksınız...Süsten uzak,sade ve şiirsel bir dil hakim...Tek kelime ile muhteşem... 

Arka Kapak Yazısı

"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum 'Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.
"Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulanmadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.
Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına dair, yanıtlaması zor sorular soruyor.




VERA-KÜRK MANTOLU MADONNA



Kürk Mantolu Madonna,Sabahattin Ali'nin roman türündeki eserlerinden biridir.Belki kendisinin de yaptığı gibi Kürk Mantolu Madonna'ya uzun hikaye demek daha doğru olur.Ama kurgu ve yapı olarak hikayelerinden farklı olan bu eser,roman ya da uzun hikaye Sabahattin Ali'nin yüzeysel olarak ''toplumcu yazar'' etiketiyle özetlenmesinin temelsizliğini gösteren güçlü bir örnektir. Bu romanın ilk basımı Remzi kitabevi tarafından 1943 yılında yapılmıştır.


Kitabın Özeti

Romanın baş karakterleri Maria Puder ve Raif Efendi'dir. Raif Efendi içine kapanık, melankolik ve dış dünyaya uyum sağlayamamış bir karakterdir. Hayatı boyunca birçok şeye boyun eğmiş, haksızlığa uğradığında bile buna karşı koyamamıştır. Sevmediği bir kadınla evlenmiştir, bir ailesi vardır. Kendi hayatına kendi yön verememiş, başkalarının istediği bir insan olarak hayatını sürdürmüştür. Hayatında gerçekten yaşadığını hissettiği sadece bir anısı olmuştur ve bunu günlüğüne aktarmıştır.
20'li yaşlarında babasının isteği üzerine gittiği Berlin'de, sanata olan ilgisi sayesinde bir sanat galerisine gider. Galerideki tablolar arasında bir sanatçının otoportresini görür ve tablodaki kadını hiç tanımamasına rağmen platonik olarak aşık olur. Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır. Raif Efendi tablodaki portrenin, Andrea Del Sarto tarafından yapılmış "Madonna delle Arpie" isimli tablodaki Madonna'nın portresine benzediğini düşünür. Tabloya o kadar hayran olur ki fırsat buldukça tabloyu görmeye gider, fakat başka gözlerin onu takip ettiğini farketmez. Artık ritüel halini alan bu tabloyu seyretme seansınlarından birinde bir kadın onun yanına gelir. Bu kadın, tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder'dir. Maria, Raif'in tabloya olan hayranlığının farkındadır. Raif ise başta onun kendisiyle alay eden biri olduğunu düşünür. Tablonun sahibi ile konuştuğunu öğrenince ise dünyası bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde değişir.
Maria'nın karakteri Raif'e göre daha dominanttır. Kendisinin bir erkek gibi özgür yetiştiğini, canı ne isterse onu yaptığını Raif'e anlatır. Hatta Raif'i de çok naif bulduğunu dile getirir. İkisi bu özellikleri sayesinde birbirlerini tamamlarlar ve uzun süren bir arkadaşlık başlar. Raif Maria'yı çok sevmektedir fakat Maria'nın kendisine olan hislerinden emin olamaz. Yine de onun her istediğini yapmaya çalışır. İkisi beraber rüya gibi günler geçirirler fakat her zaman olduğu gibi bu romanda da hikayenin sonu kötü biter. Babasının ölümü yüzünden Raif Efendi Türkiye'ye, eski kasvetli günlerine geri dönmek zorunda kalır.
Yaşlanıp ölümünün yaklaştığını anladığında, bu güzel günleri kaydettiği defterinin yakılmasını genç iş arkadaşından rica eder. Genç iş arkadaşı da Raif Efendi ile ilgili bu gizemi çözmek ve onu daha yakından tanıyabilmek için defteri okur.

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone 

8 yorum :

  1. Çok güzel bir kitap. İçli ve acıklı bir aşk öyküsü. Ben bir çırpıda okuyamamıştım kitabı, hatta başlarda beni sıkmıştı, sonradan kaptırdım kendimi hikayenin akışına...Raif Efendi karakterinin ve masum aşkların maziye karıştığı bir dönemde yaşadığımı bilmek ise çok üzücü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende de aynı üzüntüyü yaratmıştı:( Çok derin izler bıraktı bu kitap bende,hem hüzün hem de o güzel dönemlerden uzak olmak...Bu zamanın sahteliğinin,sıradanlığının yanında çok özel kalıyor bu roman...Sevgiler...

      Sil
  2. ben bu kitabı okumayı çok istiyorum,listemde ama :)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Hiç vakit kaybetme...Hemen oku ama bünyeyi hazırla da oku:))))) Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. bünye bugünlerde gel-git halinde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havadan sanırım,durum bende de aynı:)))

      Sil
    2. birikim de olabilir...

      Sil
    3. orasına hiç dokunmayalım:)))

      Sil