11 Mart 2014 Salı

MELEK VE RÜZGAR

,
Melek ve Rüzgar'ın hikayesini bölüm bölüm kaleme almıştım,bir bütün halinde okumak isteyenler,takip edemeyenler için hikayeyi birleştirdim...İyi ve keyifli okumalar...

MELEK
İstanbul'un küçük bir semtinde Melek adında bir kız yaşıyordu. Annesi Melek'e hamileyken,bir rüya görmüş ve kızının olacağını hissetmişti.Rüyasında kızının isminin Melek olması söylenmişti.Annesi bu rüyanın etkisinde kalmış,kızı olacağını öğrendiği gün isminin Melek olmasına karar vermiş ve eşi de saygı göstermişti.Adı gibiydi Melek,tertemiz bir yüreği vardı.Herkesin yardımına koşar,elinden geldiğince çevresindekilere yardım etmeye çalışırdı.Hem yüreği hem de güzelliğiyle mahallesinin gözdesiydi.
Melek,bir sonbahar sabahına uyandı.O gün doğum günüydü...Pencereyi açtı ve derin bir nefes aldı.Güneşli,güzel bir bahar havası vardı dışarıda.Ağaçlar,sonbaharın hüznünü taşıyor,bedeninden bir parça olan yapraklarla vedalaşıyordu.Kuşların cıvıltısı Melek'in doğum gününü kutlar gibiydi yoksa o heyecanla ona mı öyle gelmişti....
O gün,onu çok daha farklı sürprizler bekliyordu,ama olacaklardan habersizdi.Bir doğum günü planı yapmamıştı,uzun süredir de doğum gününü kutlamıyordu aslında.Yaşama sevinci hep içindeydi,ona göre her yeni gün doğum günüydü.Mucizelere inanırdı ve her yeni günün mucizeler getireceğini bilirdi.Bugünde öyle bir gündü.
Henüz otuzlu yaşların başındaydı.Genç yaşına rağmen,uzun süredir yalnızdı,güvenmemişti kimseye.İlişki bile diyemediği,adını koyamadığı bir aşk yaşamıştı.Bu aşkın her zaman karşılıksız olduğunu biliyordu,ama bir türlü unutamamış,büyük bir yanılsama içine girmişti.Kırgındı olanlara,ama kızgın değildi...Sevmişti bir kere,adam onu sevmese de...Hiç değeri olmamıştı gözünde adamın ama sevgi karşılıksızdır,beklentisiz sevilirdi,biliyordu... Bir gün doğru adamı bulacağına,henüz onu görmeden tanıyıp hissedeceğine inanıyordu.
Her zaman ki rutininde olan bir güne başlamıştı.İşe gitmek için hazırlandı ve yola çıktı.İş yerinde her şey normal akışında işliyordu.Öğle saati geldiğinde bir arkadaşıyla yemeğe çıktı.Arkadaşı ona doğum günü sebebiyle bir sürpriz hazırlamıştı;bir kek üzerinde bir mum ve güzel bir gümüş takı.Çok mutlu olmuştu Melek;çünkü hatırlanmak,değer görmek güzeldi.Kıymetini bilirdi,böyle anların ve insanların.Mumu üflerken bir dilek diledi ve dilek o anda evrende gerçekleşmek üzere yankı buldu.
Akşam eve gittiğinde anne ve babası da onun için küçük bir kutlama hazırlamışlardı,ne de olsa Melek en değerli varlıklarıydı.Kutlama bittikten sonra Melek odasına çekildi.Dans etmek ve müzik onun için bir tutkuydu.Ruhuyla bütünleştiğini hissediyor,bu da ona huzur veriyordu. Düşük seste açtığı müziğin ritminde dans etmeye başladı,bu onun için bir ritüeldi. Ritüelini tamamladıktan sonra,bilgisayarının başına geçti,cevaplaması gereken bir kaç e-mailini cevapladı.Biraz da sosyal medyada haberlere bakmak için kişisel hesaplarını açtı.
O gün ne olup bittiğini,twitter hesabından gözden geçiriyordu.O sırada mesaj kutusuna,bir mesaj düştü.Gelen özel mesajlara yanıt vermezdi pek.Hele ki özel sorular içeriyorsa,direkt mesajı silerdi.Yine de kimden geldiğini görmek için mesaj kutusunu açtı.Arada bir,sosyal ve güncel olaylardan yazıştığı birinden gelmişti mesaj.Çok nadir yazışmalarına rağmen,her nedense her zaman bu insanın özel biri olduğunu düşünmüş ve hissetmişti.Zaten bu hissine güvendiği için,mesajlarına cevap veriyordu.Ve hislerinde de yanılmamıştı,gerçekten özel biriydi.Kendi kendine,hayatımda biri olacaksa bu adam olsun dedi bir an.Henüz birbirlerini tanımıyor,isimlerini dahi bilmiyorlardı.Ne garip bir histi bu!!!
O gece hiç bitmeyecek kadar uzun oldu, evren isteklerine kulak vermiş,cevaplıyordu sanki.Uzun uzun günlük olaylardan,ülkenin gidişatından yazıştılar.Bu arada birbirlerinin isimlerini de öğrendiler.
Bir süre sonra günlük rutinlerinin arasına girmişti bu yazışmalar her ikisininde.Geceleri birbirlerine iyi geceler dilemeden uyumuyor,sabahları birbirlerine günaydın demeden güne başlayamıyorlardı.Gün içinde işlerinden vakit buldukça,yazışmaları devam ediyordu. Her ikisi de çok heyecanlı ve mutluydu.Bu durum aylarca sürdü ve artık buluşmaya karar verdiler...
Yeni bir başlangıç ve içlerinde yeni umutlar vardı...Bir bilinmeze doğru ilk adımlarını atmışlardı...
Hikayenin sonu nasıl biter bilinmez...Belki mutlu bir son,belki de yarım kalacak bir aşk hikayesi...Belki de uzun yıllar sürecek güzel bir dostluk...

RÜZGAR
Rüzgar; güneşli bir sonbahar sabahına uyandı.Sabahları gözünü açar açmaz su ısıtcısının tuşuna basar,kahvesini hazırlar ve sigarasını yakardı.Yıllardır değişmemişti bu alışkanlık,eski eşinin dırdırları da değiştirmemişti bunu...Kahve ve sigara...Bir an düşündü,daha bir ömür boyu bu alışkanlığı değiştirmeyeceğim sanırım.Gülümsedi;'seviyorum be bu ikisini bir arada,varsın sürsün bir ömür boyu...'dedi kendi kendine..
Rüzgar;özgüveni yüksek,son derece dışa dönük bir adamdı.Üniversitede makine mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra,henüz iş hayatına başlayamadan babasını kaybetmişti.Kendi mesleğini icra edemeden babadan kalan mağazanın başına geçmek zorunda kalmıştı.Büyük bir deri mağazaları vardı ve bu işi yapmak istemese de şartlar bunu gerektirmişti.İşlerini yoluna koyduktan sonra,üniversiteden beri beraber olduğu,büyük aşk yaşadığı kadınla evlenmişti.Hayatını bir karabasana çeviren o güne kadar her şey olağan seyrinde gitmekteydi.Babasının vefatıyla devraldığı işi daha yukarılara taşımak için gece gündüz uğraşıyordu.İşi,hayatının odağı haline gelmişti.Başına geleceklerden bihaber günlük koşuşturmasına devam ediyor,etrafında olan biteni gözlemleyemiyordu. Eşi karşısına geçip,en yakın arkadaşı ile birlikte olduğunu açıklayana kadar hiçbir şeyin farkına varamamıştı.
Nasıl olmuştu bu!Neyi atlamıştı!En sevdiği arkadaşı ve hayatının aşkı nasıl böyle ihanet etmişlerdi ona?O günden sonra Rüzgar;içine kapanmış,hayatının o olaydan sonra ki kısmını büyük bir yalnızlık içinde geçirmişti.Durmadan kendini sorgulamış,sürekli nerede hata yaptığını düşünmekten kendini alamaz ve kendini suçlar hale gelmişti.Oysa ne büyük bir aşkla evlenmişlerdi.Zaman içinde değişen ne olmuştu ve bu olanları göremeyecek kadar gözünü ne kör etmişti?Sorular...Sorular...Kafasının içinde bir türlü son bulmuyordu.Evliliğinde bir çocuk sahibi olmayı çok istemiş ama çocuk sahibi olabilecek uygun zaman gelene kadar eşinden ayrılmıştı.Şimdi ise bir çocuğu olmadığına şükrediyordu.Travmasını baskılamak için daha çok işine sarılmıştı.İnsan ilişkilerinde kendine güveni azalmış,çevresindekilere ise hiç güveni kalmamıştı.Artık hayatını yoluna koymak için bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu.Altı aydır eski haline dönmek için uğraşıyordu ve başarılı da sayılırdı.Kabullenmişti artık olanları.İnsan hayatında inişler,çıkışlar vardı ve artık kendisi de dibe vurduğuna göre çıkma vakti çoktan gelmişti.İşte o gün bugün dedi kendine...Sonbaharın güneşli yüzüne,yüzünü dönerek gülümsedi.Bugün güzel bir gün...İşine başladı,yine sabahın erken saatlerinde.İş konusunda disiplinliydi.Bu disiplini zamanla özel hayatına geçirmeyi de başardı.Oldukça yoğun bir tempoyla çalıştı.Akşamları işini,evine taşımaktan hoşlanmıyordu.Ona göre iş işte kalmalıydı,ne de olsa hayat bunun böyle olması gerektiğini acı bir şekilde öğretmişti.Akşam yemeklerini genelde dışarıda yerdi.Orada olmaktan huzur duyduğu,evi gibi hissettiği bir restoran vardı.Akşam yemeğini yine orada yedi ve evine öyle geçti.Kapıdan girer girmez,laptopunun açma tuşuna bastı..Klasik müzik dinlemeyi çok severdi ve müzik setine bir Bach CD'si yerleştirdi...Laptopunun başına döndü,günlük gazeteleri gözden geçirdi.Gün içinde haber okuyacak pek vakti yoktu ve akşamları okumayı alışkanlık haline getirmişti...Biraz da sosyal medyaya bakalım neler oluyor dedi ve twitter hesabına bağlandı.Ara ara yazıştığı bir bayan vardı,birden aklına düştü ve merhaba diyen bir mesaj attı...Çok geçmeden cevap geldi ve çok mutlu oldu,çünkü konuşacak birine ihtiyacı vardı.Sıkılmıştı artık yalnızlıktan...Uzun uzun günlük olaylardan,ülkenin gidişatından yazıştılar.Bu arada birbirlerinin isimlerini de öğrendiler.Bu cana yakın ama mesafeli,yazdıklarında huzur olan,umut dolu kadının adı Melek'ti...Adı gibi gerçekten bir melek olma ihtimali var mıydı?Yoksa yalnızlıktan halüsinasyon mu görüyordu Rüzgar?Böylesine hayat dolu,pozitif bakış açısına sahip olabilir miydi bir insan...Saçmalama Rüzgar dedi kendine... Neden olmasın yeryüzünde böyle güzel insanlar da var...
Bir süre sonra günlük rutinlerinin arasına girmişti bu yazışmalar her ikisininde.Geceleri birbirlerine iyi geceler dilemeden uyumuyor,sabahları birbirlerine günaydın demeden güne başlayamıyorlardı.Gün içinde işlerinden vakit buldukça,yazışmaları devam ediyordu. Her ikisi de çok heyecanlı ve mutluydu.Bu durum aylarca sürdü ve artık buluşmaya karar verdiler...
Melek ve Rüzgar;iki farklı insan,iki farklı karakter ve kesişen hayatlar...
Her şey bir tesadüften mi ibaret?Yoksa hayat birbirine ihtiyacı olan insanlar için mucizesini mi sunuyor?

Ve artık buluşmaya karar verdiler...
Melek ve Rüzgar aynı heyecanın içerisindeydi;ilk buluşma...
Buluşulacak yer,her ilk buluşmalarda olduğu gibi onlar içinde bir problemdi...Nerede?
Rüzgar çok endişeliydi;Melek'in üzerinde iyi bir etki bırakmak istiyordu;çünkü onu önemsiyordu bir bakıma da değer de veriyordu.Uzun süredir bu kadar önemsediği bir buluşma olmamıştı.Bunun da heyecanını iliklerine kadar hissettiği ortadaydı.İlk karşılaşma önemliydi,çünkü her şey o anda gizliydi...Ya hep ya hiç..Melek,yer seçimini ona bırakmıştı.Acaba Melek nasıl bir mekandan hoşlanırdı? Rüzgar'ın kafasında bir soru işaretiydi,çünkü onlar birbirine uzak iki yabancıydı,ne kadar birbirlerini yakın hissetseler de... Melek'e de sormak istemiyordu;kararsız,hiç bir şey bilmez bir adam gibi görünmek hoş olmazdı.Oysa ki bilirdi Rüzgar ne zaman nereye gidileceğini ama heyecandan kafası karışmıştı bir kere...İlk buluşmaydı ve konuşulacak çok şey vardı...Sessiz ve sakin bir yer olmalıydı gidilecek yer...Eee tabii biraz da romantik...Aslında bir yer vardı aklında,bu tanımlara uyan...Boğaza nazır,pekte lüks sayılmayacak ama hem keyifli hem de sakin,sessiz bir yerdi.Boğazın ılık,tuzlu sonbahar esintisi de ruhlarına iyi gelirdi. Acaba Melek balık sever miydi? Bunu mutlaka sormalıydı ona...Neden bu kadar gereksiz heyecan yapmıştı ki aslında anlamıyordu.Doğru düzgün tanımadığı biri için bu kadar heyecanlanıyor olmak,ona göre fazlasıyla tuhaftı.Mutlaka bir nedeni olmalıydı ama duygularına bir anlam vermekte güçlük yaşıyordu...
Melek hem çok heyecanlı hem de çok mutluydu.Uzun zamandan sonra ilk kez bu kadar heyecanlanıyordu.Acaba Rüzgar,kafasında hayal ettiği gibi bir adam mıydı? Duygu dolu,neşeli,hoş sohbet,yüzünde sürekli bir tebessüm bırakan bir adam...Yoksa yine bir yanılsama içinde miydi?Gerçek olanı görmekten fazlaca mı uzaklaşmıştı? Gördükleri,bu adam için hissettikleri bir yanılsama olabilir miydi? Her yeni tanıdığı yüz gibi,bu adam da maskeleriyle mi çıkmıştı karşısına? Gerçi şu an bunları düşünecek durumda değildi,zaten buna kafa yormaya da gerekte yoktu.Sadece tanışacaklar ve sohbet edeceklerdi.Bir beklenti oluşturmak saçmalıktı.Kendi kendine ''bu kadar heyecana gerek yok,sıradan ve dostça bir buluşma işte'' dedi...
Melek'in mesaj kutusuna o anda bir mesaj düştü,Rüzgar'dandı mesaj ''balık sever misin?'' diye soruyordu.Evet; Melek balık çok severdi, hele bir de yanında rakı varsa...Hemen cevapladı mesajı...Evet çok severim...
Rüzgar bu duruma çok sevindi;mekan işi tamamdı ve kendisinin de deniz ürünleriyle arası iyiydi...''İşte bir ortak nokta'' daha dedi Rüzgar kendi kendine...Gülümsedi,garipçe...
Rüzgar,Melek'e mesaj yazdı: O zaman cuma akşamı birlikte bir balık ziyafetine hazır ol:) Yanında rakıya ne dersin?Yoksa şarap mı tercih edersin? Bilemedim:) Boğazda güzel bir yer var,senin de seveceğini umuyorum...Ne dersin???
Melek:Kesinlikle rakı diyorum:)Balık rakısız,rakı da balıksız olmaz:) O zaman mekanın adresini yolla cuma akşam 20:00'de görüşürüz...:)

Ve buluşmaya artık hazırlar... 
Perşembe gece yarısı olmuştu.Buluşmaya yalnızca saatler kalmıştı.Ne Melek'i ne de Rüzgar'ı uyku tutmamıştı...
Melek; ''uyumam gerek,yoksa yarın çok çirkin görüneceğim,'' endişesi içinde,ama bir türlü uyuyamıyordu.
Yarın ne giymeliydi?
Nasıl makyaj yapmalıydı?
Rüzgar acaba onu beğenecek miydi?
Yarın acaba nasıl geçecekti?
Rüzgar,beklediği gibi biri miydi?
Herhangi bir beklenti içinde olmaması gerektiğini biliyor,fazlasıyla da meraklanıyordu.Çünkü;yüz yüze gelmenin,internet üzerinden yazışmayla aynı anlamı taşımadığının farkındaydı.Orada her şey sanaldı,şimdi ise her şey gerçeğe dönüşmüştü.Sürekli kafasının içinde sorular,düşünceler dönüp duruyor,düşündükçe de strese giriyor ve uyuyamıyordu.
Acaba Rüzgar'da onun kadar heyecanlı mıydı?Kendi sorusunu kendi cevapladı kafasının içinde;''sanmam.'' Erkekler,kadınlar gibi bu konularda bu kadar heyecan yapmazlar.Onlar için sıradan bir durum.Rüzgar'da kim bilir kaç kere böyle buluşmalar yaşamıştır.Onun için;öylesi bir durum bu buluşma.Ben özel değilim.Özel olmam için bir neden de yok zaten.Artık uyusam iyi olacak dedi,kafası düşünmekten o kadar yorulmuştu ki,çok geçmeden uykuya daldı.
Rüzgar;yatağının içinde bir sağa,bir sola dönüp duruyordu.Heyecanlıydı...Çünkü;farklı duygular hissediyor ve bu duygular da onu korkutuyordu.Her ne kadar travmalarını atlatmış olsa da,halen içinde bir takım korkular vardı.Melek'i az çok tanımıştı.Onun farklı olduğunu hissediyordu,ama hislerde yanılabilirdi.Sonuçta bu yalnızca bir buluşmaydı,sıkıntıya girilecek bir durum yoktu.Onun yanında kendini nasıl hissettiğine bakar,mutlu ya da beklediği gibi olmazsa bir daha görüşmezdi.Melek'i de kırmadan yavaşça kendinden uzaklaştırabilirdi.Bunda da bir sakınca görmüyordu. Sonuçta iki yetişkin insanlardı.Ama kadınlar,duygusal varlıklardı,hiç beklenmedik anda aşık olur,sıkıntı yaratabilirlerdi.Böyle bir durum yaşamamayı umut ediyordu.Belki de tam tersi bir durum olur,ben aşık olurum diye korkuyla geçti aklından.Ben; henüz buna hazır değil miyim? sorusu balyoz gibi indi suratına...Artık uyumalıyım diyene kadar dalmıştı derin uykuya...
Her ikisi de sabaha erken uyandı.Dışarıda güzel bir sonbahar havası vardı.Bugünün güzel bir gün olacağını düşündüler.Buluşmaya hazırlanmak için akşam fazlaca vakit olmayacağını düşünerek,kıyafetlerini ona göre seçtiler.Öğlen arası da kuaföre uğramakta fayda vardı.Abartmadan ama oldukça özenli...
Yoğun ve bir o kadar da içi içlerine sığmayan,her günün klasik sıradanlığıyla mesailerini tamamladılar...
Ve artık buluşma saati olan 20:00'a artık saatler değil,dakikalar kalmıştı...
Rüzgar;buluşma yerine yarım saat önce gelmişti...Rezervasyonu yaptırmıştı ama erkenden gidip her şey tamam mı diye kontrol etme ihtiyacı hissetmişti.Ne de olsa,o bir iş adamıydı ve kontrolü elinde tutmayı seviyordu.
Saat tam 20:00 oldu ve Melek restoranın kapısından içeri girdi.Rüzgar hemen Melek'i tanıdı.Ne kadar dakik diye geçirdi içinden...Sosyal medayada gördüğü fotoğrafından çok daha güzeldi.Tam da hayalinde canlandırdığı gibi...Bu düşünceler saniyeler içinde gelip geçti,heyecanını baskılamaya çalışarak ayağa kalktı ve Melek'i karşıladı.
Melek içeri girer girmez etrafına bakında ve Rüzgar hemen gözüne çarptı.Tahmin ettiğimden daha hoş adammış diye geçirdi aklıdan...Heyecandan kızardığını hissetti,bu heyecanının dışa yansımaması için, içinden dua etti ve Rüzgar'a doğru adımlarını heyecanla atmaya başladı...
Rüzgar,sıcak bir gülümsemeyle merhaba dedi. Melek'te aynı sıcaklıkla merhaba diye karşılık verdi...
Rüzgar Melek'in sandalyesini geriye doğru alarak oturmasına yardımcı oldu...Melek içinden ne kibar adam diye geçirdi,bu zamanda bu tip adamlardan kalmış mıydı?
Sıkılarak da olsa konuşmaya başladılar,yemek ve içecek siparişlerini verdiler.Yavaş yavaş heyecanlarını yenmeye başladılar...Sonbaharın hafif rüzgar esintisi,boğazdan gelen denizin tuzlu kokusu ve huzur veren manzara heyecanlarını hızla bastırmaya yardımcı olmuştu...Gittikçe koyulaşan,derin bir sohbete daldılar.İşlerinden,günlük olaylardan,hayattan,hobilerinden,siyasi gündemden hemen hemen her konudan sohbet ettiler...Çok fazla özel konulara girmemeye her ikisi de özen gösterdi.Bunun ne zamanı ne de sırasıydı...Sohbetleri çok keyifliydi,zaman hızla ilerlemişti ve hiç farkına varmamışlardı.Planladıklarından daha uzun süre bir arada kalmışlardı.Saat epeyce geç olmuştu.Sohbetleri o kadar keyifliydi ki bir türlü nokta koymaya kıyamamışlardı..Ama artık ayrılık vakti gelmişti...Rüzgar,Melek'i evine bırakmayı teklif etti,ama Melek taksi ile gideceğini söyledi.Böylesi daha uygun olurdu. Rüzgar'ın tüm ısrarlarına rağmen teklifini geri çevirdi.Farklı noktalarda oturuyorlardı,Melek kendisi için yolunu değiştirmesinden rahatsızlık duyacağını söyledi...Israr etmemesi konusunda da Rüzgar'ı uyardı...Rüzgar, Melek için bir taksi çağırdı.Taksicinin eline,gideceği yerin ücretine yetecek kadar para sıkıştırdı...Melek bunu farketmedi...Tokalaştılar,tekrar görüşmek üzere diyerek vedalaştılar...Rüzgar ''eve gidince mesaj at'' dedi...Melek'te ''tamam'' diye cevap verdi...
Melek,taksiye bindi,içinde derin bir sessizlik vardı.Heyecanı geçmişti ama kafası karışmıştı ve bir sürü düşünce film şeridi gibi ilerliyordu.Rüzgar; hoş sohbet,eğlenceli ve zeki bir adamdı.Çok renkli kişiliğinin yanında hüzünlü bir yanı olduğunu da sezinlemişti.Sanki o neşenin arkasında saklanan sevgi ihtiyacı olan bir çocuk vardı.Yaralı bir kuş gibi dedi kendi kendine...Neden böyleydi acaba?Anlayamamıştı. Arkadaşlıkları ilerlerse belki paylaşırdı bunu Melek'le...Güzel bir geceydi,büyük keyif almıştı,aralarında özel bir şey olmasa da iyi dost olabilirlerdi belki...Aman neler saçmalıyorum dedi ve eve varmıştı.Taksiciye ücretini uzattı,taksici ücreti beyefendi ödedi,dedi.Melek hem kızdı hem de bu inceliği açıkçası takdir etti.Düşünceli adamdı Rüzgar...Ertesi gün çalışıyordu ,saat çok geç olmuştu ve yoğun bir cumartesi olacaktı.Hemen Rüzgar'a mesaj yazdı: ''Eve geldim ve taksinin ücretini ödemişsin,beni mahçup ettin.Her şey için teşekkür ederim,çok güzel bir geceydi...İyi geceler...'' yazarak mesajını gönderdi...Hemen uykuya dalmayı planladı zor olsa da...Temiz havanın etkisi,heyecan patlamasının verdiği yorgunluk eşliğinde uykuya dalmak için fazla da zorlanmadı...
Rüzgar'ın kafası ise iyiden iyiye karışmıştı.Ne hoş kadındı Melek...Evet az çok tahmin ediyordu ama...Bu kadarını beklemiyordu doğrusu...Hem güzeldi hem de düzgün bir karakteri vardı.Hayat doluydu fazlasıyla,insana huzur veren bir yanı vardı.Gülerken gözleri ışıl ışıl parlıyordu,içtendi,yapmacıklıktan eser yoktu...Çok doğal ve sıcakkanlıydı.Sanki yıllardır birbirlerini tanıyor gibiydiler...Çok etkilendiğini düşündü,neden bu kadar farklı hissetmişti?Bunun kendisi için pekte iyi olmadığını geçirdi aklından...Eve varmıştı artık ve uyuma vakti çoktan gelmişti,aracını park etti düşünceli düşünceli...O sırada Melek'in mesajı düştü cebine mesajı okudu,yüzünde hafif bir tebessüm oluştu ve hemen cevap yazdı;''benim içinde çok güzel bir geceydi,her şey için ben teşekkür ederim sana...Sana da iyi geceler '' yazarak mesajını gönderdi...Eve çıkar çıkmaz koltuğa uzandı,televizyonu açtı ve günün verdiği yorgunlukla uykuya daldı...

Ve buluşma sonrası....
Melek ve Rüzgar;o büyülü cumadan sonra yazışmaya devam ettiler,giderek azalan aralıklarla...Mutlu anlar zamanla azalmaya,mutlu anların yerini soğuk esintiler almaya başladı...Sonbaharın güzel havası artık puslu kış havasına dönüşmekteydi...Mevsim değişmekteydi,bu hikayede ki gibi...
Konuşulacak pek bir şey kalmamış...İlk günlerde ki samimiyet yok olmuş,iki yabancıya dönüşmeye başlamışlardı.Yaşanan o heyecan,ilk karşılaşma sonrası sönmüş köze dönüştü.Külleri denize savrulan heyecan...
Büyük umut ve heyecanla başlayan yazışmalar,birbirlerini aklından çıkaramamalar,her sabah ''günaydın'',her gece ''iyi geceler'' dilemeden nefes almamalar,yazmayınca meraklanmalar son buldu...
Ve yazışmalar sona erdi...
Ve bir daha yüz yüze görüşmediler...
Başlamadan bitmişti hikaye...Hikayelerini yazacak zamanları olmadı...
Sahte yüzler,sahte insanlar...
İnsanlık,gerçek yüzünü bu hikayede de mi göstermişti?
Bu muydu gerçek olan?
Bu kadar basit midir her şey?
Yaşananları yok sayıp,anlamsız kılmak,sıradanlaştırmak...
Yoksa altında yatan başka sebepler,bambaşka gerçekler mi vardı?
Belki de abartmamalı,
Genelde yaptığımız gibi ''önyargı'' yanılgısına düşmemeli,belki de taraflara,
Melek ve Rüzgar'a kulak vermeli...

Melek: Uzun zaman önce karşılıksız bir aşk yaşamıştım.Sevmiştim,ama sevilmemiştim.Sevdiğim adam da bir başkasını sevmişti.Sevgimin bir aşk değil,tutkudan ibaret olduğunu söylemiş ve beni çok kırmıştı.Arkasına bakmadan,kolayca çekip gitmişti.Geride ne bıraktığını önemsemeden.Aklından geçmiş miydim acaba bir kez olsun...Sanmam,hiç önemsememişti ki beni,neden geçirsin ki şimdi aklından beni...Saçma bir düşünce!!! İnsan ne hissettiğini bilmez mi?Bir başkasının hislerini adlandırmak,diğer insanların ne haddine?İnsanlar için ne kadar da kolaydı bu şekilde davranmak.Bencilce...Değer ver,değer göreme...Seni değersizleştirenleri göklere çıkar,Tanrısallaştır...İnsanın doğası bu galiba...Garipçe...
İnsanlara güvenimi kaybetmiş,uzun bir süre hayatıma birini almaktan korkmuştum.Daha fazla korkarak,yaşamı erteleyerek yaşanmayacağına karar vermiştim.Artık cesaretimi toplamanın zamanının çoktan geldiğini ve hatta geçtiğini düşünmeye başlamıştım.Tam o sırada karşıma Rüzgar çıktı.Rüzgar;düzgün bir adamdı.Konuşması,davranışları her haliyle belli ediyordu kendini.Sevecen,etrafına ışık saçan bir adam.Zeki,kültürlü,espirili...  Hayat dolu,yılanı deliğinden çıkarabilecek kadar tatlı bir dili vardı ve bir şekilde yüreğime dokunmayı başardı.Korkularım,güvensizliğim gitti,yaşama sevincim canlandı.Güne umut ve mutlulukla uyanmaya başladım.Sonunda beni ikna etmeyi başardı,ilk randevu için...
Çok heyecanlıydım,heyecanımı gizlemekte zorlanıyordum. Rüzgar'ı gördüğümde ve sohbet etmeye başladığım da,ne kadar doğru bir karar verdiğime bir kez daha ikna oldum...Muhteşem denebilecek bir akşam geçirdik...Duygularım daha da yoğunlaştı Rüzgar'a karşı...O akşamdan sonra da yazışmaya devam ettik ama nedense eskisi gibi değildi hiçbir şey.Değişen bir şeyler vardı ve ben buna anlam veremiyordum.Soğuk rüzgarlar esiyor,mesafeler giriyordu araya...Giderek seyrekleşen yazışmalar,umutsuzca bekleyişler...Mutluluk yerini karamsarlığa terk etti.
Benimle ilgili bir durum olduğunu düşündüm.Beklediğini bende bulamadığına inandım.Belki de başka başka sebepler vardı,bilemiyorum.İnsan sebeplerini bilemediği şeylerde,kendini suçlama eğilimine giriyor galiba...
Oysa ki;gerçekten bir suçum yoktu...Kendimi sevgiye açmıştım yalnızca.Her normal insan gibi sevmek,sevilmek,mutlu olmak istemiştim.Bu suçsa,evet suçluydum...Bir kez daha inanmış ve yine yanılmıştım...Bu benim kaderim,yanılmak!Bazen fazla iyi niyetli oluyorum...
Ve seyrekleşen yazışmalar son buldu ve Rüzgar'la bir daha görüşmedik...Yaşananlar kafamda hep soru işareti olarak kalacak...En acısı da o tuhaf yarım kalmışlık hissi....Tadını biliyorum...
Yaşanabilecek çok güzel anlar varken yaşayamamak,neden?
Neydi eksik olan?
Bu  kadar basit miydi yaşananları hiçe saymak...
Evet diyor insan yaşadıkça kendi kendine ''basit!''
İnsanlar,kıymet bilmiyor,değer vermiyor,yaşadıklarını yaşamış olmak için yaşıyor...Bu nedenle ''basit!''
Rüzgar benim için hiç bir zaman anlamını yitirmeyecek,benim için hiç bir zaman basit olmayacak...
Onun için bu kadar basit olsa da....
Rüzgar: O acı gün hep hatırımda;eşim beni en yakın arkadaşımla aldatmıştı...Uzun zaman aldı bu travmayı atlatmam...Günlerce,aylarca acıyla kıvrandım...Kah yıkıldım kah ayağa kalktım.Bir türlü acım dinmiyordu.Yorgun ve bitkindim,bazen intihar düşüncesi bile geçiyordu aklımdan...Ama hiç kimsenin ya da hiç bir olayın buna değmeyeceğini biliyordum...Zaman zaman kendimi suçladım,zaman zaman diğerlerini...Diğerlerini suçlamak daha mı kolaydı,insanın kendini suçlamasından.Kesinlikle evet! Acılarını dindiriyor insanın...
Yavaş yavaş toparlanmaya başladım.İşime sarıldım,yaşama daha fazla bağlandım.Daha iyiceydim artık...Gülüyor,eğleniyor,hayatım normal akışında devam ediyordu...Bazen ruhum da aksamalar yaşasam da...
Yılllarca insanlara karşı güvensiz yaşadım,Melek karşıma çıkana kadar.Onda farklı bir yan vardı insana güven veren.Huzurlu,hayat dolu,samimi,sahte olmayan bir yüz ve açık yüreklilik...Bana göre hayata daha cesaretli yaklaşıyordu...
Görüşmek için uzun süre çabalamam gerekti ve sonunda ikna ettim...İlk gördüğümde,kalbim duracak sandım.Hayal ettiğimden de güzeldi,sohbet ettikçe de huzur veren yanının çok daha ağır bastığını hissettim...Güvende bir yerdeydim sanki Melek'in yanında,tüm dert ve tasalarımdan uzaklaşmıştım...Gözlerinin içi ışıl ışıl hayat veriyordu insana,güvenli bir gelecek vaat ediyordu o gözler.Çok istediğim çocuğumun annesi olacak kadın işte bu diye geçirdim aklımdan ,onunla sohbet ederken...Çok güzel bir akşam geçirdik...Hemen hemen her şey mükemmeldi...
Beklediğim,istediğim bir çok özelliğe sahipti Melek...Peki ya ben hazır mıydım onun için?
Halen birbirimize yazmaya devam ediyorduk ama yazma aralıklarını epeyce açmaya başlamıştım.Korkuyordum.Hem ona zarar vermekten hem de tekrar benzer şeyleri yaşamaktan.Korumalıydım kendimi olacaklardan. Günlerce uykusuz geceler geçirmeye başladım,kafam karışıktı.Ona aşık olmaktan korkuyordum,henüz tekrar aşık olmaya cesaretim yoktu.İhanete uğramışlık beni derinden yaralamış,Melek'le birlikte korkularım tekrar gün yüzüne çıkmıştı...Oysa ki bu sorundan kurtulduğumu sanıyordum...Hazır olduğumu düşünüyordum yeni bir birlikteliğe...Onun gibi birinin bir daha karşıma çıkmayacağını bile bile kaybetmeyi göze almalıydım...Sonradan kaybetmek çok daha acı olurdu.Yaşadım,biliyorum...Her ikimiz içinde böylesi daha iyi...
Uzak kalmak...
Mesafeler ve sessiz bir gidiş...
Vedaya gerek kalmadan...
Oldum olası vedaları hiç sevmemişimdir...
                                                  
-SON-




Neden bir araya gelir kadın ve erkek?
Mutsuz olmak,gözyaşı dökmek için mi?
Saçmalama dediğinizi duyar gibiyim...
O zaman neden böyle güzel başlayan hikayeler,böyle sonlanır?
Mutlu olmaktır,güzel şeyler paylaşmaktır her hikayenin başlangıcı ve böyle de başlar...Sonra garipleşen bir hikayeye dönüşür...
İlk başta heyecan vardır,güzel paylaşımlar vardır,mutluluktan ayaklar yerden kesilmiştir,ben ve ondan ibarettir yaşam,ondan başka bir şey düşünemez hale gelmişsinizdir,birbirinizi hayatınızın odaklarına koymuşsunuzdur...Güneş ve ay,deniz ve kum,toprak ve yağmur,su ve hava gibisinizdir...Birbiriniz için yaratılmışsınızdır...Hatta ruh eşinizdir karşınızdaki kişi....
Ya sonra?
Paylaşımlar azalır,mutsuzluklar ve kıskançlıklar başlar,sahiplenmeler,birbirinin hayatına müdahale etmeler...Kişiler ayrı birer birey olmaktan çıkar.Her iki tarafın da bir yaşamı olduğu gözden kaçırılır...Yaşamların birbirine endeksli olması talep edilir...Özgürlükler kısıtlanır,karşılıklı güvensizlik başlamıştır...Taraflar birbirlerini sevgisiz ve ilgisizlikle suçlamaktadır...Bazen olay aldatmalara kadar sürüklenmiştir...
Bu mudur,birlikteliğin anlamı?
Birliktelik kavramı günümüzde farklı bir anlam kazanmış durumda.Daha çok maddiyatçı ilişkiler ön planda,maneviyat bir sonraki aşama...İnsanlar, aşık olacakları insanları belirlediği standartlara göre seçiyor.Belli bir kariyeri var mı,iyi bir gelire sahip mi,isteklerime cevap verecek nitelikleri bünyesinde barındırıyor mu ,güzel mi,yakışıklı mı v.s
Eskiden kadınlar erkekler de bu şartları arardı,şimdiler de erkekler de kadınlarda bu şartları arar oldu....
Peki bunun maneviyat neresinde?
Bu talep edilen birliktelik bir ticarethane işletmeciliği mi?

Birliktelik;iyi günde kötü günde yan yana,omuz omuza,birbirine yük olmadan yürümektir...Karşındakine değer vermek,kıymetini bilmektir...Karşılıksız,beklentisiz sevmektir...Yalnızca ''O'' olduğu için sevmektir...Kendi beklentilerine göre şekillendirip,değiştirmeye çalışmadan,özgürlükleri kısıtlamadan karşındakinin varlığına saygı duyarak yola devam etmektir...Güvendir birliktelik...Özlemektir...Yan yana değilken bile;aynı anda nefes alıp,aynı anda nefes vermektir özgürce...


Mutlu birliktelikler...:)


Meraklısına Not: Bu hikaye bir kurgudur...Olaylar ve kişiler gerçek dışı olup,tamamen hayal ürünüdür...

Hikayenin finali için çeşitli istekler vardı,kimi mutlu son olsun dedi,kimi bir sonu olmasın,kimi araya üçüncü şahıslar girecek gibi dedi...Üzgünüm ki bunların hiçbiri olmadı...Asi ve muhalif ruhum yine yaptı yapacağını,bildiğini okudu...:)
Bu hikayenin ilk bölümünden bu yana destek veren,yorumlarıyla hem yönlendiren hem de umutlandıran,sosyal medya üzerinde paylaşımlarıyla daha fazla okura ulaşmam için destek olan herkese sonsuz teşekkürler...:)


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone

6 yorum :

  1. Çok güzel olmuş. Yüreğine sağlık. Ama hiç beklediğim gibi olmadııı. Ben büyük bir aşk beklemiştim :)
    Araya mesafeler girdi, yazışmalar azaldı, bir daha yüzyüze görüşmediler yazınca yaa olamaz dedim :)
    Ama beklediğim gibi bitmemesi güzel oldu belki de :)
    Yazdıkların çok doğru. Birliktelikte insanlar birbirini tanıdıkça sahipleniyor ve o tutku yok oluyor. Çünkü birbirlerini değiştirmeye çalışıyorlar. Tılsımı bozan da bu bence.
    Güzel ve gerçek bir birliktelik bizimle olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende yazarken kurguyu büyük bir aşka mı bağlasam diye çok düşündüm:)))Ama gerçek hayat öyle değilken,büyük aşklar maziye gömülmüşken,elim varmadı açıkçası:)))İnsanlar aşkı kendi elleriyle yok etti,ulaşılmazı değerli kıldı...Büyük aşk yaşamak sadece eski türk filmlerinde kaldı ne yazık ki:( İnsanlar aşk yaşayabilecek yürekliliğe sahip değil artık...Çıkarlar ön planda,kimse kendinden bir şey katmıyor,hep bir kaçış var...Korunma iç güdüsü,yara almaktan korunma...Canım yanmasın çabası...Uzaktan sevmek daha kolay,zararsız:))) İnsanlar dediğin gibi birbirine yeniden şekil vermeye çalışıyor,saçma olsa da...Değiltirmeye çalıştığın insanı nasıl sevmişsindir ki!Onu öyle olduğu için sevmez misin!Beğenmiyorsan şekil vermek yerine ya öyle kabullenir ya da çeker gidersin!:) Teşekkür ederim güzel yorumun için...Sevgiler...

      Sil
  2. oooo güzel olmuş bütün olunca :)

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim efenim:))Yeterince uzun olmuş sanırım:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. buradan bağdata uzanacak kadar uzun olmuş :)

      Sil