28 Şubat 2014 Cuma

MELEK VE RÜZGAR FİNAL

,
Melek ve Rüzgar;o büyülü cumadan sonra yazışmaya devam ettiler,giderek azalan aralıklarla...Mutlu anlar zamanla azalmaya,mutlu anların yerini soğuk esintiler almaya başladı...Sonbaharın güzel havası artık puslu kış havasına dönüşmekteydi...Mevsim değişmekteydi,bu hikayede ki gibi...
Konuşulacak pek bir şey kalmamış...İlk günlerde ki samimiyet yok olmuş,iki yabancıya dönüşmeye başlamışlardı.Yaşanan o heyecan,ilk karşılaşma sonrası sönmüş köze dönüştü.Külleri denize savrulan heyecan...
Büyük umut ve heyecanla başlayan yazışmalar,birbirlerini aklından çıkaramamalar,her sabah ''günaydın'',her gece ''iyi geceler'' dilemeden nefes almamalar,yazmayınca meraklanmalar son buldu...
Ve yazışmalar sona erdi...
Ve bir daha yüz yüze görüşmediler...
Başlamadan bitmişti hikaye...Hikayelerini yazacak zamanları olmadı...
Sahte yüzler,sahte insanlar...
İnsanlık,gerçek yüzünü bu hikayede de mi göstermişti?
Bu muydu gerçek olan?
Bu kadar basit midir her şey?
Yaşananları yok sayıp,anlamsız kılmak,sıradanlaştırmak...
Yoksa altında yatan başka sebepler,bambaşka gerçekler mi vardı?
Belki de abartmamalı,
Genelde yaptığımız gibi ''önyargı'' yanılgısına düşmemeli,belki de taraflara,
Melek ve Rüzgar'a kulak vermeli...
Melek: Uzun zaman önce karşılıksız bir aşk yaşamıştım.Sevmiştim,ama sevilmemiştim.Sevdiğim adam da bir başkasını sevmişti.Sevgimin bir aşk değil,tutkudan ibaret olduğunu söylemiş ve beni çok kırmıştı.Arkasına bakmadan,kolayca çekip gitmişti.Geride ne bıraktığını önemsemeden.Aklından geçmiş miydim acaba bir kez olsun... İnsan ne hissettiğini bilmez mi?Bir başkasının hislerini adlandırmak,diğer insanların ne haddine?İnsanlar için ne kadar da kolaydı bu şekilde davranmak.Bencilce...
İnsanlara güvenimi kaybetmiş,uzun bir süre hayatıma birini almaktan korkmuştum.Daha fazla korkarak,yaşamı erteleyerek yaşanmayacağına karar vermiştim.Artık cesaretimi toplamanın zamanının çoktan geldiğini ve hatta geçtiğini düşünmeye başlamıştım.Tam o sırada karşıma Rüzgar çıktı.Rüzgar;düzgün bir adamdı.Konuşması,davranışları her haliyle belli ediyordu kendini.Hayat dolu,yılanı deliğinden çıkarabilecek kadar tatlı bir dili vardı ve bir şekilde yüreğime dokunmayı başardı.Korkularım,güvensizliğim gitti,yaşama sevincim canlandı.Güne umut ve mutlulukla uyanmaya başladım.Sonunda beni ikna etmeyi başardı,ilk randevu için...
Çok heyacanlıydım,heyecanımı gizlemekte zorlanıyordum.Rüzgar'ı gördüğümde ve sohbet etmeye başladığım da,ne kadar doğru bir karar verdiğime bir kez daha ikna oldum...Muhteşem denebilecek bir akşam geçirdik...Duygularım daha da yoğunlaştı Rüzgar'a karşı...O akşamdan sonra da yazışmaya devam ettik ama nedense eskisi gibi değildi hiçbir şey.Değişen bir şeyler vardı ve ben buna anlam veremiyordum.Soğuk rüzgarlar esiyor,mesafeler giriyordu araya...Giderek seyrekleşen yazışmalar,umutsuzca bekleyişler...Mutluluk yerini karamsarlığa terk etti.
Benimle ilgili bir durum olduğunu düşündüm.Beklediğini bende bulamadığına inandım.Belki de başka başka sebepler vardı,bilemiyorum.İnsan sebeplerini bilemediği şeylerde,kendini suçlama eğilemine giriyor galiba...
Oysa ki;gerçekten bir suçum yoktu...Kendimi sevgiye açmıştım yalnızca.Her normal insan gibi sevmek,sevilmek,mutlu olmak istemiştim.Bu suçsa,evet suçluydum...Bir kez daha inanmış ve yine yanılmıştım...Bu benim kaderim,yanılmak!Bazen fazla iyi niyetli oluyorum...
Ve seyrekleşen yazışmalar son buldu ve Rüzgar'la bir daha görüşmedik...Yaşananlar kafamda hep soru işareti olarak kalacak...En acısı da o tuhaf yarım kalmışlık hissi....Tadını biliyorum...
Yaşanabilecek çok güzel anlar varken yaşayamamak,neden?
Neydi eksik olan?
Bu  kadar basit miydi yaşananları hiçe saymak...
Evet diyor insan yaşadıkça kendi kendine ''basit!''
İnsanlar,kıymet bilmiyor,değer vermiyor,yaşadıklarını yaşamış olmak için yaşıyor...Bu nedenle ''basit!''
Rüzgar benim için hiç bir zaman anlamını yitirmeyecek,benim için hiç bir zaman basit olmayacak...
Onun için bu kadar basit olsa da.... 
Rüzgar: O acı gün hep hatırımda;eşim beni en yakın arkadaşımla aldatmıştı...Uzun zaman aldı bu travmayı atlatmam...Günlerce,aylarca acıyla kıvrandım...Kah yıkıldım kah ayağa kalktım.Bir türlü acım dinmiyordu.Yorgun ve bitkindim,bazen intihar düşüncesi bile geçiyordu aklımdan...Ama hiç kimsenin ya da hiç bir olayın buna değmeyeceğini biliyordum...Zaman zaman kendimi suçladım,zaman zaman diğerlerini...Diğerlerini suçlamak daha mı kolaydı,insanın kendini suçlamasından.Kesinlikle evet! Acılarını dindiriyor insanın...
Yavaş yavaş toparlanmaya başladım.İşime sarıldım,yaşama daha fazla bağlandım.Daha iyiceydim artık...Gülüyor,eğleniyor,hayatım normal akışında devam ediyordu...Bazen ruhum da aksamalar yaşasam da...
Yıllarca insanlara karşı güvensiz yaşadım,Melek karşıma çıkana kadar.Onda farklı bir yan vardı insana güven veren.Huzurlu,hayat dolu,samimi,sahte olmayan bir yüz ve açık yüreklilik...Bana göre hayata daha cesaretli yaklaşıyordu...
Görüşmek için uzun süre çabalamam gerekti ve sonunda ikna ettim...İlk gördüğümde,kalbim duracak sandım.Hayal ettiğimden de güzeldi,sohbet ettikçe de huzur veren yanının çok daha ağır bastığını hissettim...Güvende bir yerdeydim sanki Melek'in yanında,tüm dert ve tasalarımdan uzaklaşmıştım...Gözlerinin içi ışıl ışıl hayat veriyordu insana,güvenli bir gelecek vaat ediyordu o gözler.Çok istediğim çocuğumun annesi olacak kadın işte bu diye geçirdim aklımdan ,onunla sohbet ederken...Çok güzel bir akşam geçirdik...Hemen hemen her şey mükemmeldi...
Beklediğim,istediğim bir çok özelliğe sahipti Melek...Peki ya ben hazır mıydım onun için?
Halen birbirimize yazmaya devam ediyorduk ama yazma aralıklarımı epeyce açmaya başlamıştım.Korkuyordum.Hem ona zarar vermekten hem de tekrar benzer şeyleri yaşamaktan.Korumalıydım kendimi olacaklardan. Günlerce uykusuz geceler geçirmeye başladım,kafam karışıktı.Ona aşık olmaktan korkuyordum,henüz tekrar aşık olmaya cesaretim yoktu.İhanete uğramışlık beni derinden yaralamış,Melek'le birlikte korkularım tekrar gün yüzüne çıkmıştı...Oysa ki bu sorundan kurtulduğumu sanıyordum...Hazır olduğumu düşünüyordum yeni bir birlikteliğe...Onun gibi birinin bir daha karşıma çıkmayacağını bile bile kaybetmeyi göze almalıydım...Sonradan kaybetmek çok daha acı olurdu.Yaşadım,biliyorum...Her ikimiz içinde böylesi daha iyi...
Uzak kalmak...
Mesafeler ve sessiz bir gidiş...
Vedaya gerek kalmadan...
Oldum olası vedaları hiç sevmemişimdir...
                                                  
-SON-




Neden biraraya gelir kadın ve erkek?
Mutsuz olmak,gözyaşı dökmek için mi?
Saçmalama dediğinizi duyar gibiyim...
O zaman neden böyle güzel başlayan hikayeler,böyle sonlanır?
Mutlu olmaktır,güzel şeyler paylaşmaktır her hikayenin başlangıcı ve böyle de başlar...Sonra garipleşen bir hikayeye dönüşür...
İlk başta heyecan vardır,güzel paylaşımlar vardır,mutluluktan ayaklar yerden kesilmiştir,ben ve ondan ibarettir yaşam,ondan başka bir şey düşünemez hale gelmişsinizdir,birbirinizi hayatınızın odaklarına koymuşsunuzdur...Güneş ve ay,deniz ve kum,toprak ve yağmur,su ve hava gibisinizdir...Birbiriniz için yaratılmışsınızdır...Hatta ruh eşinizdir karşınızdaki kişi....
Ya sonra?
Paylaşımlar azalır,mutsuzluklar ve kıskançlıklar başlar,sahiplenmeler,birbirinin hayatına müdahale etmeler...Kişiler ayrı birer birey olmaktan çıkar.Her iki tarafın da bir yaşamı olduğu gözden kaçırılır...Yaşamların birbirine endeksli olması talep edilir...Özgürlükler kısıtlanır,karşılıklı güvensizlik başlamıştır...Taraflar birbirlerini sevgisiz ve ilgisizlikle suçlamaktadır...Bazen olay aldatmalara kadar sürüklenmiştir...
Bu mudur,birlikteliğin anlamı?
Birliktelik kavramı günümüzde farklı bir anlam kazanmış durumda.Daha çok maddiyatçı ilişkiler ön planda,maneviyat bir sonraki aşama...İnsanlar, aşık olacakları insanları belirlediği standartlara göre seçiyor.Belli bir kariyeri var mı,iyi bir gelire sahip mi,isteklerime cevap verecek nitelikleri bünyesinde barındırıyor mu ,güzel mi,yakışıklı mı v.s
Eskiden kadınlar erkekler de bu şartları arardı,şimdiler de erkekler de kadınlarda bu şartları arar oldu....
Peki bunun maneviyat neresinde?
Bu talep edilen birliktelik bir ticarethane işletmeciliği mi?

Birliktelik;iyi günde kötü günde yan yana,omuz omuza,birbirine yük olmadan yürümektir...Karşındakine değer vermek,kıymetini bilmektir...Karşılıksız,beklentisiz sevmektir...Yalnızca ''O'' olduğu için sevmektir...Kendi beklentilerine göre şekillendirip,değiştirmeye çalışmadan,özgürlükleri kısıtlamadan karşındakinin varlığına saygı duyarak yola devam etmektir...Güvendir birliktelik...Özlemektir...Yan yana değilken bile;aynı anda nefes alıp,aynı anda nefes vermektir özgürce...


Mutlu birliktelikler...:)


Meraklısına Not: Bu hikaye bir kurgudur...Olaylar ve kişiler gerçek dışı olup,tamamen hayal ürünüdür...

Hikayenin finali için çeşitli istekler vardı,kimi mutlu son olsun dedi,kimi bir sonu olmasın,kimi araya üçüncü şahıslar girecek gibi dedi...Üzgünüm ki bunların hiçbiri olmadı...Asi ve muhalif ruhum yine yaptı yapacağını,bildiğini okudu...:)
Bu hikayenin ilk bölümünden bu yana destek veren,yorumlarıyla hem yönlendiren hem de umutlandıran,sosyal medya üzerinde paylaşımlarıyla daha fazla okura ulaşmam için destek olan herkese sonsuz teşekkürler...:)


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone

2 yorum :

  1. Çok kısa ama güzel :)
    biliyormusun benim yaşadıklarıma çok benziyor kurgun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) bence yeterince uzun:) Melek ve Rüzgar'a içimizden biri dememin nedeni de tam olarak senin de hikayene benzemesi:))) Bir çoğumuz benzer hikayeler yaşıyor günümüzde:) Bu nedenle,bu hikaye de herkes kendinden bir şey buluyor sanırım;)

      Sil