3 Şubat 2014 Pazartesi

İÇİMİZDEN BİRİ ''RÜZGAR''

,
Rüzgar; güneşli bir sonbahar sabahına uyandı.Sabahları gözünü açar açmaz su ısıtcısının tuşuna basar,kahvesini hazırlar ve sigarasını yakardı.Yıllardır değişmemişti bu alışkanlık,eski eşinin dırdırları da değitirememişti bunu...Kahve ve sigara...Bir an düşündü,daha bir ömür boyu bu alışkanlığı değiştiremiyeceğim sanırım.Gülümsedi;'seviyorum be bu ikisni bir arada,varsın sürsün bir ömür boyu...'dedi kendi kendine..
Rüzgar;özgüveni yüksek,son derece dışa dönük bir adamdı.Üniversitede makine mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra,henüz iş hayatına başlayamadan babasını kaybetmişti.Kendi mesleğini icra edemeden babadan kalan mağazanın başına geçmek zorunda kalmıştı.Büyük bir deri mağazaları vardı ve bu işi yapmak istemese de şartlar bunu gerektirmişti.İşlerini yoluna koyduktan sonra,üniversiteden beri beraber olduğu,büyük aşk yaşadığı kadınla evlenmişti.Hayatını bir karabasana çeviren o güne kadar her şey olağan seyrinde gitmekteydi.Babasının vefatıyla devraldığı işi daha yukarılara taşımak için gece gündüz uğraşıyordu.İşi,hayatının odağı haline gelmişti.Başına geleceklerden bihaber günlük koşuşturmasına devam ediyor,etrafında olan biteni gözlemleyemiyordu.Eşi karşısına geçip,en yakın arkadaşı ile birlikte olduğunu açıklayana kadar hiçbir şeyin farkına varamamıştı.
Nasıl olmuştu bu!neyi atlamıştı!En sevdiği arkadaşı ve hayatının aşkı nasıl böyle ihanet etmişlerdi ona?O günden sonra Rüzgar;içine kapanmış,hayatının o olaydan sonra ki kısmını büyük bir yalnızlık içinde geçirmişti.Durmadan kendini sorgulamış,sürekli nerede hata yaptığını düşünmekten kendini alamaz ve kendini suçlar hale gelmişti.Oysa ne büyük  bir aşkla evlenmişlerdi.Zaman içinde değişen ne olmuştu ve bu olanları göremeyecek kadar gözünü ne kör etmişti?Sorular...Sorular...Kafasının içinde bir türlü son bulmuyordu.Evliliğinde bir çocuk sahibi olmayı çok istemiş ama çocuk sahibi olabilecek uygun zaman gelene kadar eşinden ayrılmıştı.Şimdi ise bir çocuğu olmadığına şükrediyordu.Travmasını baskılamak için daha çok işine sarılmıştı.İnsan ilişkilerinde kendine güveni azalmış,çevresindekilere ise hiç güveni kalmamıştı.Artık hayatını yoluna koymak için bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu.Altı aydır eski haline dönmek için uğraşıyordu ve başarılı da sayılırdı.Kabullenmişti artık olanları.İnsan hayatında inişler,çıkışlar vardı ve artık kendisi de dibe vurduğuna göre çıkma vakti çoktan gelmişti.İşte o gün bugün dedi kendine...Sonbaharın güneşli yüzüne,yüzünü dönerek gülümsedi.Bugün güzel bir gündü...İşine başladı,yine sabahın erken saatlerinde.İş konusunda disiplinliydi.Bu disiplini zamanla özel hayatına geçirmeyi de başardı.Oldukça yoğun bir tempoyla çalıştı.Akşamları işini,evine taşımaktan hoşlanmıyordu.Ona göre iş işte kalmalıydı,ne de olsa hayat bunun böyle olması gerektiğini acı bir şekilde öğretmişti.Akşam yemeklerini genelde dışarıda yerdi.Orada olmaktan huzur duyduğu,evi gibi hissettiği bir restoran vardı.Akşam yemeğini yine orada yedi ve evine öyle geçti.Kapıdan girer girmez,laptopunun açma tuşuna bastı..Klasik müzik dinlemeyi çok severdi ve müzik setine bir Bach CD'si yerleştirdi...Laptopunun başına döndü,günlük gazeteleri gözden geçirdi.Gün içinde haber okuyacak pek vakti yoktu ve akşamları okumayı alışkanlık haline getirmişti...Biraz da sosyal medyaya bakalım neler oluyor dedi ve twitter hesabına bağlandı.Ara ara yazıştığı bir bayan vardı,birden aklına düştü ve merhaba diyen bir mesaj attı...Çok geçmeden cevap geldi ve çok mutlu oldu,çünkü konuşacak birine ihtiyacı vardı.Sıkılmıştı artık yalnızlıktan...Uzun uzun günlük olaylardan,ülkenin gidişatından yazıştılar.Bu arada birbirlerinin isimlerini de öğrendiler.Bu cana yakın ama mesafeli,yazdıklarında huzur olan,umut dolu kadının adı Melek'ti...Adı gibi gerçekten bir melek olma ihtimali varmıydı?Yoksa yalnızlıktan halüsinasyon mu görüyordu Rüzgar?Böylesine hayat dolu,pozitif bakış açısına sahip olabilr miydi bir insan...Saçmalama Rüzgar dedi kendine... Neden olmasın yeryüzünde böyle güzel insanlar da var...  
Bir süre sonra günlük rutinlerinin arasına girmişti bu yazışmalar her ikisininde.Geceleri birbirlerine iyi geceler dilemeden uyumuyor,sabahları birbirlerine günaydın demeden güne başlayamıyorlardı.Gün içinde işlerinden vakit buldukça,yazışmaları devam ediyordu. Her ikisi de çok heyecanlı ve mutluydu.Bu durum aylarca sürdü ve artık buluşmaya karar verdiler...
Melek ve Rüzgar;iki farklı insan,iki farklı karakter ve kesişen hayatlar...
Her şey bir tesadüften mi ibaret?Yoksa hayat birbirine ihtiyacı olan insanlar için mucizesini mi sunuyor?


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone

8 yorum :

  1. en güzeli bulmak,kıymetini bilmek için bazı badireleri atlatmak,ya da atlamak lazım olabilir

    YanıtlaSil
  2. Gelişmeleri henüz kafamda kurgulayamadım,yardımlarınızı bekliyorum;)Bu arada yorum kısmındaki ayarları yaptım...umarım düzelmiştir:)))

    YanıtlaSil
  3. ya buu şey olsa böyle tek yayın ama bayaa uzun olsa. hemen kısa kısa değil de bu televizyonlar da olur ya az sonra falan. meraklandırsa gitgide falan.
    yinee bir ders senden, güzel ben sevdiim :)
    zaten hikaye yaza yaza okuya okuya hikaye oldum artık :)

    YanıtlaSil
  4. Sevgili E. Yorumun için teşekürler;) İçimizden Bir 'Melek'in devamı olarak yazdım bunu...Herkes senin gibi okumayı seviyor sanma:))kısa kısa,bölüm bölüm gitmesi okuyucuyu yormamak,zorlamamak adına:)Beğenmene sevindim:)))Devamı yakında bu blogda hehehee;)

    YanıtlaSil
  5. Tadı damağımda kaldı benimde:)
    Rüzgar ve Melek!
    Havada Aşk kokusu var sanki.
    Dur bakalım,
    Sanki, biraz hırpalanacak gibi Rüzgar bu aşkla.

    YanıtlaSil
  6. Gelişmelere henüz karar veremedim.Bakalım neler olacak,ortaya ne çıkacak ben de merak ediyorum:)))

    YanıtlaSil