1 Aralık 2012 Cumartesi

Hüznün Ve Yalnızlığın Dansı...

,
                                         


Hüznün,yalnızlığın ve melankolinin dansıdır Tango... Tangoyu anlayabilmek ve hissedebilmek için tarihçesinin ne olduğunu bilmek ve ortaya çıkış sebeplerini anlamak önemlidir... Tango ile  ilgili internetten aldığım kısa bir tarihçeyi de paylaşmak isterim( araştırmaya üşenenler için;):)ayrıca uzun uzun okumayı ve derin bilgiye sahip olmayı seviyor iseniz linkide http://tr.wikipedia.org/wiki/Tango_(dans) tıklayabilirsiniz... ).




Tango kelimesinin dilbiliminde herhangi bir kökene ait olup olmadığı bilinmemekle birlikte, Tango adının, Afrika tamtamlarının çıkardığı "tan-go" seslerinden, ya da Latince dokunmak anlamına gelen "tangere" fiilinden türediği düşünülmektedir.
1800'lü yıllarda işçi sınıfından birçok kişi, büyük umutlarla Fransa’dan, İtalya’dan, Macaristan’dan, İspanya’dan ve Portekiz’den; Güney Amerikaya göç etmiştir. Yabancı oldukları bir kıtada yaşanan, başta ekonomik ve sosyal sıkıntılar, beraberinde hayal kırıklıklarını getirmiştir.Bu hayal kırıklıkları, geleceğe ait büyük umutlar ve geçmişten getirilen kültürle, harmanlanarak Tango müziğini oluşturmaya başlamıştır..
Böylece belirgin bir şekilde 1865 ile 1880 arası ortaya çıkan Tango müziği, içerisinde hırçınlık, asilik, küstahlık gibi bazı duygular ile kalp kırıklıkları ve paramparça olan hayaller neticesinde melonkoliyi taşır. Eşlerini, çocuklarını, yani ailelerini geçmişte bırakarak tek başlarına bu yabancı topraklara gelen göçmenler, doğal olarak erkek nüfusunun arttırmasına ve cinsiyetler arası büyük bir sayı farkı oluşmasına neden olmuştur. Boenos Aires’deki kadın nüfusunun bu azlığı, beraberinde fahişeliği gelişen bir endüstri haline getirmiştir. Böylelikle genelevler artarak kısa sürede işçi sınıfının eğlence mekanları halini almıştır. Bu mekanlarda da kadın sayısının az olması kapılarda uzun kuyruklar oluşmasına neden olurken, sırada bekleyen erkekleri eğlendirmek için küçük Tango müzik grupları çalıştırılmaya başlanmıştır. Genelev mekanları fakir kesimin yanı sıra orta ve daha üst kesimin de uğrak yeri olmuş her iki kültür burada birbirlerini tanımıştır. Böylelikle alt kesimin sokakta yarattığı Tango üst kesim tarafından bu mekanlarda tanınmıştır...
Waldo Frank'in Tango için yapmış olduğu bir tanım, Tangonun anlamını oldukça iyi vurgulamaktadır: "Hayat ve trajik duyguların estetik bir biçimde toplumca ifadesidir.Halkın geleneklere ve olağan hadiselere göre gün be gün yarattığı bir öykü,anlamlı bir açıklamadır.Belki dünyanın en popüler olmuş ve en derin izler bırakmış dansıdır.."


Tango;bir varoluş,iki ayrı bedenin,tek bir beden halinde hareket etmesidir.Dinzeler'in söylediği gibi:"Tango matematiği inkar eder çünkü bir artı bir iki etmez,bir eder,bu da çift olmaktır,ya da üç eder;kadın,erkek ve üçüncü bir hacim."Asla iki değil... 
Karşılıklı birbirini anlamaya dayalı bir danstır Tango.Önce iletişim kurman gerekir,tıpkı hayat gibi...Erkek konuşur,kadın erkeği dinler ve yanıtlar.Eğer karşındakini dinlemez,ne söyleyeceğini varsayarsan  yanıt veremez ve diyalog monologa dönüşür.Tango,tango olmaktan başka herşeye benzer:) 
Tango,her iki kişinin kararlı hareket ettiği,genelde sessizliğin hüküm sürdüğü bir danstır.Bazen vahşi,bazen yumuşak,bazen de her ikisi birden olabilir.Engelleyici olmayan bir kucaklayış esastır...Tango,kendimizi tanımaktır,karşımızdakinin bize ayna tutmasıdır....Tango hayatın ta kendisidir...
Tangoda; ilişki diyalogtur,asla monolog ya da dayatma değildir;diyalog karşındakinin ne söylediğine kulak vermektir,ne söyleyeceğini bildiğini varsaymak değil,kucaklamak alan açmaktır,yakalamak değil,Tango diyalog kurmaktır asla ve asla monolog değil...tıpkı HAYAT gibi...




Hayatınızdan Tango eksik olmasın;):)
Sevgi ve ışıkla kalın...
Persephone

0 yorum to “ Hüznün Ve Yalnızlığın Dansı... ”

Yorum Gönder